Valide sultanlar: İstanbul’un kraliçeleri

Valide Sultan olarak İstanbul’a ilk taşı koyduran Nûrubânu, sonuncusu ise Pertevniyal Valide Sultan’dır. 10 padişah annesinin, onlara koşut onlarca padişah hasekisinin, kızlarının, sadece İstanbul’da 220 eseri biliniyor. 16. yüzyıl sonundan 19. yüzyıl sonlarına kadar İstanbul dışında da Bosna’dan Hicaz’a çeşmeler, mektepler, mescit ve camiler, bend ve kemerler, köprüler, hastane ve imaretler, sebiller, şadırvanlar… yaptırdılar.

NÛRUBÂNÛ SULTAN

Saray-Harem sahnesinde ilk kadın başrol oyuncusu

Gerçek Adı: Cecilia Venier-Baffo ya da Rachel Marié Nassi
Kökeni: İtalyan, Yahudi ya da Rum
Doğum: 1525-1530 Arası
Ölüm: 7 Aralık 1583

Burada temsili bir resminde gördüğümüz Nûrubânû Sultan, saraydan gelip geçmiş en güzel kadınlardan biri olarak biliniyor.

Süleyman’la Hürrem’in gelini, 2. Selim’in hasekisi, 3. Murad’ın annesi. Venedikli bir ailenin, Cecelia Veneier-Baffo adlı gayrimeşru kızıymış. Korfu’da tutsak düşmüş. Stephan Gerlach, günlüğünde, oralı veya Pariol Paros adasından, Rum asıllı diyen bir başka sayfada de Venedikli olabileceğini açıklıyor. Alderson da aynı kökeni Rossi’den alıntılamış. Ahmet Refik, devlet işlerine Yahudileri bulaştırdığından “Yahudi’ydi” diyor.

Bir söylentiye göre Barbaros 1537’de Akdeniz kıyılarını vururken, Baffo yakalanıp gemi ambarlarına kapatılan tutsaklar arasındaymış. Baffo’yu Şehzâde Selim’e layık görmüş. Benjamin Arbel, “Nur Banu(1530-1583) A Venetian Sultana” makalesinde Korfulu dese de İtalyan mı, Yahudi mi Rum mu tartışmalıdır. Nûrubânû, Şehzâde Selim’in haremine, 1544’te Manisa Sarayı’nda girmiş olmalı. Orada Nûrubânu adını alarak Sancakbeyi şehzadenin “bânû-yı halveti” olmuş. Kızı Esmihan’dan (1545) sonra Şehzade Murad’ı 4 Temmuz 1546’da Bozdağ yaylağında –herhâlde otağda- doğurmuş. Şehzade Selim’le Manisa’daki Harem yaşamları aralıksız 14 yıl sürmüş.

Osmanlı Sarayı Hareminin ilk kraliçeleri konumundaki -Hürrem, Nûrubânû, Safiye- üçlüsünün ikincisi olduğundan, çağdaş Harem’de kendisine “Orta Valide” denirmiş. İstanbul’da külliye yaptıran padişah analarının da ilki; bu nedenle de “Atik (eski) Valide” diye ünlenmiş. Oğlu 3. Murad’ın çağdaşı Bostanzâde Yahya Efendi Tarih- Sâf’ta bu padişahın annesine saygısından söz ederek: “Bunun saltanatına kadar valide sultan sözü yoktu, bu adı o koydu”der.

Atik Valide Camii 1914’te Atik Valide Camii avlusunda Hilal-i Ahmer tarafından fakirlere ve yolculara yemek dağıtılıyor.

Hürrem’in öldüğü 1558’de, Sultan Süleyman’ın, oğlu Selim’i Kütahya’ya, oradan Konya’ya; torunu Murad’ı ise Akşehir sancakbeyliğine atadığında, Nûrubânû’nun oğlu Murad’la mı gittiği, kocası Selim’le mi kaldığı bilinmiyor. Selim-Bayezid mücadelesinde Selim’e taht yolunu açmak için, Topkapı Sarayı’ndaki 1565 tarihli “tılsımlı gömleği” dokuttuğu söylenir.

2. Selim’in (1566-1574) padişahlığında Haseki sanını alan Nûrubânû’un, kızı Esmihan ve damadı veziriazam Sokollu Mehmed Paşa ile –Hürrem, Mihrümâh, Rüstem Paşa üçlüsü benzeri– bir dayanışma kurduğu sanılır. Nûrubânu’ya yanaşarak İstanbul’un mücevherat, altın ve kumaş ve rüşvet dünyasında Harem kahyalığı (!) yapan Yahudi Kira Kadın’la çevirdiği işlerin de konu edinildiği romansı anlatılarda  olumsuz tanıtılması doğaldır. A. Kemal Meram Padişah Anaları’nda, “Yahudi kızı Raşel” diyerek aşağılamış: “2. Selim’den 11 çocuk doğurmuşmuş!”

Nûrubânu, romanla tarih arasında mesnetsiz gelgitler yapan yazarların en çok hırpaladıkları saraylıların da ilk sırasındadır. Ayyaş 2. Selim’i, şaraplarını överek Kıbrıs’ın fethine teşvik eden Yahudi Yasef Nassi ile aralarında, soydaşlığa ve ortak çıkarlara dayalı işbirliği de çalakalem kurgulanır.

Nûrubânû hakkında güvenilir bilgiler, Avusturya elçisinin maiyetinde İstanbul’a gelen  Stephan Gerlach’ın günlüğündedir. Örneğin, 14 Ekim 1573 günü şunları yazmıştır: “Padişahın Korfulu eşi, 20 arabalık bir kafile halinde kaldığımız kervansarayın (Elçi Hanı) önünden geçti. Arabasında bir süsleme yoktu. Diğer arabalar gibi kırmızı kumaşla örtülü, sadece çivi başları altın kaplıydı. Arabanın önünde sarı külahlı, arkebüz taşıyan Yeniçeriler yürüyordu. Atlı refakatçilerse hadım edilmiş zenciler (Harem ağaları) idi. Padişahın kadınları neredeyse Tübingen kentinin yarısı büyüklüğünde, etrafı duvarlarla çevrili bir sarayda (Beyazıt’taki Eski Saray)  yaşıyorlar”. Bu not, Nûrubânû’nun hasekilik yıllarına ilişkin bir bilgidir.

Tarihlerin, Haseki Nûrubânû’dan sözetmeyişi doğaldır. Zira iktidarı damat Sokollu Mehmed Paşa’ya bırakan 2. Selim’in İstanbul-Edirne sarayları arasında gidiş- gelişlerle geçen kısa saltanatına ilişkin haberlerde, “Harem” sözcüğü geçmez, Örneğin Gelibolulu Âlî, Künhü’l-Ahbâr’da 2. Selim’in Harem yaşamını değil, saz-söz-işret meclislerini anlatmıştır.

Nûrubânu’nun tarih sahnesine çıkışı, 5 Aralık 1574’te padişahın ölümünü izleyen haftadadır. O altı günde Osmanoğullarının yazgısını ilgilendiren girişimi, tarih sahnesine çıkışının da gerekçesiydi. Selanikî Tarihi’ndeki satırlar önemlidir: 15 Aralık 1574 sabaha doğru 2. Selim ölünce, Kimesne bu sırrı öğrenmeden Nûrubânû cesedi buzluğa koydurmuş”. Veziriazam Sokollu da Manisa’daki Murad’a mektup uçurmuş. Şehzade önce Mudanya’ya, oradan bir kalyeteye binerek 21 Aralık 1574  gecesi Top İskelesi’ne çıkıp eniştesi Sokollu’yla buluşmuş. Gece sarayda “iç biat” yapılmış. Stephan Gerlach “3. Murad’ın tahta çıkması üzerine, babasının kadınları Eski Saray’a gönderildiğinden sarayda tek Nûrubânû kaldı, Padişah, en büyüğü sekiz yaşındaki erkek kardeşlerini huzurunda boğdurttu. Birisinin annesi bu cinayeti öğrenince bıçakla intihar etti”diye yazmış.

Nûrubânû’nun Harem’deki hâkimiyetinin, o geceki cülus ve katliamla başladığı doğrudur; ödülü de “Valide-i saadet-penah”, “mehd-i ulyâ-yı saltanat” (saltanatın ulu beşiği) sanlarını alması olmuştur. Artık sarayda, padişah analarına özgü yeni bir makam vardır ve bunu ilk temsil eden de Nûrubânû’dur.

Saraydaki Harem’in yeni kadrosunda,  Manisa Sarayı Hareminden gelen 3. Murad’ın hasekisi Safiye ve diğer kadınları vardı ama, otorite kaynanası Valide Nûrubânu’daydı. Kızı Esmihan Sultan ise babası 2. Selim’den yirmi yaş büyük kocası Sokollu Mehmed Paşa ile Kadırga Sarayı’nda oturmaktaydı. Nûrubânû, Eski Saray’dan getirttiği Canfeda Kadın’ı da Harem kethüdası yapmış; buna karşılık Safiye ise Harem vekilharcı Raziye Kadın’la dayanışma kurmuştu. Harem’deki gelin kaynana hizipleri, 3. Murad’ın yönetim ve siyasetini etkilemede bir yarış sürdürmekteydiler.  Gelibolulu Âlî  “Rüşvete el uzattılar. Dirlikler ve görevler, rüşvet karşılığı verilmeye başlandı”diyor.

Nûrubânû, kendisine servetler yağdıran Canfeda’ya bağlılığından, oğlu Murad’a  kendisi öldükten sonra da onun korunmasını vasiyet etmişti. Canfeda’nın saray dışındaki rüşvet eli ise Ester Kira adlı Yahudi kadındı. İstanbul’da çalkanan dedikoduları nedeniyle Nûrubânu’nun saraydan ayrılarak Yenikapı Hasbahçesi’nde yaptırdığı sarayına veya Eski Saray’a çekildiğini yazan Stephan Gerlach,  3. Murat’ın, bir Rum olan annesinin yanına geldiğini, akllı bir kadın olan valide sultanının  kendisinden mahkumları affetmesini istediğini yazar.

Muazzam servetinin bir kısmını harcayarak Üsküdar’da, İstanbul’un ilk valide külliyesini 1580’de yaptıran Nûrubânû’nun, Yenikapı’daki “Bağçesaray”da öldüğünü tarihçi Selanikî haber veriyor. Lokman’ın Şehinşahnâme’sindeki bir minyatürde de valide sultanın cenazesinin sur kapısından çıkarılışı betimlenmiş. Derkenarda da kendi sarayında yıkanıp kefenlendikten sonra, tabuta konan naaşının  omuzlar üzerinde götürüldüğü yazılı. Namazı Fatih Camii’nde kılındıktan sonra Ayasofya’ya götürülüp eşi 2. Selim’in türbesine gömülmüş. 7 Aralık 1583 tarihindeki tören, Tarih-i Selanikî’dedir.

Nûrubânû Sultan’ın cenazesinin saraydan çıkarılmasını tasvir eden bu minyatür Şehinşâhnâme’den alınmış.

Nûrubânû’nun, haslardan ve rüşvetlerden biriken servetiyle Üsküdar Toptaşı’nda yaptırdığı Atik Valide Külliyesi adıyla anılan külliyesinin yanısıra hayır eserleri de vardır: Üsküdar’da Yeşildirekli, Divanyolu’nda Çemberlitaş, Aksaray’da Langa Havuzlu Hamamları, Alemdağı ve Mercan Mescitleri.

Mimaride yaşıyor Nûrubânû Sultan’ın Üsküdar Toptaşı’nda yaptırdığı Atik Valide Külliyesi’nin tasarımı Mimar Sinan’a ait.

Kadınlar Saltanatı, Kızlar Ağası gibi yapıtları olan Ahmet Refik ve başka yazarlar, “kadınlar saltanatı” konulu yarı tarih-yarı romanlarda, Nûrubânû’yu, gelini Safiye Sultan’la çekişme halinde, oğlu 3. Murad’ı da kadın-perestliğe tahrik eden, rüşvet ve yolsuzluk batağında bir saraylı olarak işlediklerinden, onun İstanbul’un, özellikle de Üsküdar’ın imarına hizmeti gözardı edilmiştir. Asıl vurgulanması gereken durum, Nûrubânû’nun, geleceğin valide sultanlarına bıraktığı “vakıf eserler yaptırın” mesajıdır. Bu somut mesaj, son hayırsever Valide Pertevniyâl Sultan’a kadar  (öl. 1883) etkili olmuştur. 

Dizilerde yaşıyor Nurbanu Sultan, Muhteşem Yüzyıl dizisinde Merve Boluğur tarafından canlandırılmıştı.

SAFİYE SULTAN

25 şehzadenin kanı onun buyruğuyla aktı

Gerçek Adı: Bilinmiyor
Kökeni: Arnavut veya Boşnak
Doğum: 1550
Ölüm: 1605

Safiye Sultan, Ann Chamberlin’in 2003’te yazdığı ünlü kurgu roman Sofia’nın kapağında kullanılan bu oryantalist resimden sonra “kırmızı elbiseli sultan” olarak tanınmaya başlandı. Resim temsiliydi.

3. Selim ile Nûrbânu’nun ge- lini, 3. Murat’ın hasekisi, 3. Mehmet’in vâlidesi. 3. Murat’ın Ayasofya avlusundaki türbesinde gömülüdür. Venedikli Baffo ailesinin kızıymış. Babası Korfu valisiyken ailece bindikleri gemiyi korsanlar vurmuş. Tutsak olan tutsak Baffo, Ferhad Paşa’nın sarayında Safiye adıyla eğitilerek Manisa sancakbeyi şehzade Murat’ın haremine verilmiş. 16 Mayıs 1566’da Şehzade Mehmet’i doğurduğunda Sultan Süleyman henüz hayatta ve tahttaydı. Bu durumda, babadan oğula: Süleyman’ın, kayınpederi 2. Selim’in, eşi 3. Murat’ın, oğlu 3. Mehmet’in ve torunu 1. Ahmet’in saltanatlarını görmüştü. Oysa oğlu 3. Mehmet’in hasekisi, 1. Ahmet’in annesi Mâhidevran, oğlunun ilk saltanat yılında ve Safiye Sultan’dan önce ölmüştür (1604).

Tarihçiler ve İstanbul’a gelen çağdaş elçiler ve gezginler, Safiye’nin kayınvalidesi Nûrubânu’nun ölümünden sonra 3. Murat’ı, sonra da oğlu 3. Mehmet’i nüfuzu altına aldığını, bunu “büyülerle yaptığını” yazarlar. Saray haremini, Akdeniz kıyılarından, Avrupa içlerinden, Kırım’dan, Kafkasya’dan devşirilmiş tutsak kızlarla doldurduğu; Beyazıt’ta Eski Saray’daki Harem-saray kadrolarını, Saray-ı Hümayun’da (Topkapı) yapılan yeni “Harem-saray”a Safiye Sultan’ın isteğiyle taşındığı kabul edilir.

3. Murat’ın cülusunda beş, 3. Mehmet’in cülusunda ise 19 şehzadenin Harem dehlizlerinde boğulmalarının en yakın tanığının, belki buyrukçusunun Safiye Sultan olduğu sanılıyor. Doğal ki merhametinden ve hayırseverliğinden sözedilemez. Eminönü’nde 1598’de yapımını başlattığı cami, temel düzeyinde kalmış, 50 yıl sonra torununun torunu 4 . Mehmet’in (1648-1687) annesi Hatice Turhan, aynı yerde Yeni Valide Camii’ni yaptırmıştır.

VALİDE MAHPEYKER (KÖSEM) SULTAN

Padişah yetkisiyle yönetti, vezir atadı, taht değiştirdi

Gerçek Adı: Anastasya
Kökeni: Rum, Boşnak ya da Çerkes
Doğum: 1589
Ölüm: 3 Eylül 1651

1. Ahmet’in hasekisi, 4. Murat’la Sultan İbrahim’in annesi, 4. Mehmet’in babaannesi. Valide-i muazzama Kösem Sultan, sırasıyla Valide, Büyük Valide, resmî yazılarda “Sâhibetü’l-makam, ümmü’l-mü’minin Valide Sultan hazretleri, ölümünden sonra “Valide-i Maktûle, Valide-i Şehide” diye ünlenmişti. Kösem’in Osmanlı hanedan kadınları arasında, Harem’de ve yönetimdeki varlığı yarım asra yakındır. Oğullarının ve torununun padişahlık yetkilerini, sadrazam atayacak ve taht değişikliğine onay verecek düzeyde kullanan tek valide sultandır. Sonunda “siyaseten katledilen devletliler” zincirine katılarak öldürülmüştür.

Kösem Sultan’ın özel odasında uyurken katledilmesini tasvir eden gravür.

Kösem’in, Osmanlı tahtından gelip geçen altı padişahtan, Harem’den gelip geçen kadınlardan, döneminin devlet yöneticilerinden daha akıllı, öngörülü ve sağduyulu olduğu doğrudur. Görkemli yaşamı ve trajik ölümü kadar, zenginliği ve yaptırdığı eserler de dikkati çeker. Kıbrıs, Midilli, Eğriboz, Zile, Menemen, Gazze, Kilis ve Ezdin’deki paşmaklık ve emlâkinden yılda 250 bin riyal değerindeki gelirlerine, Nûrubânû ve Safiye Sultanların rüşvet dolabından da servetler akmış; bu aşırı zenginliğin bir bölümü akarlara ve hayır kurumlarına harcanmıştır.

Kösem Sultan’ın yaşamı romanlara, piyeslere konu olmuştur. Yaşamöyküsünü belgeler ve gerçek haberlerle yazmak zordur; zira o bir Harem ehli ve kadındı! 60 yıllık ömrü için 60 belge bulmak zor, onu tanıtan anlatılar da önyargılıdır. Kösem Sultan’ı anlatan kitaplar uydurmalarla doludur. Buna karşılık Hadika- tü’l-Vüzerâ’daki, çocuk padişah 4. Mehmet’in ilk yılında, Sofu Mehmet Paşa’nın yerine Kara Murat Paşa’nın atanışı için, “Büyük Valide Sultan iradesiyle veziriazam oldu” cümlesi sağlam bir tarih bilgisidir ve Büyük Valide Mahpeyker’in yetkinliğini kanıtlar. Bu yetkiyi daha sonra gelini Hatice Turhan da kullandığından bu kaynana-gelin iktidarına sonraları “kadınlar saltanatı” denmiştir.

Kösem Sultan’ın Batı kaynaklı bir gravürde tasviri…

Halk arasında dindar, hayırsever valide sultan tanınışı; donanma için kadırga yaptırması; her yıl saraydan çok sayıda cariyeyi çırak çıkarıp özgürlük vermesi; mahkûmların diyetlerini, medyunların borçlarını ödemesi; sadakalar dağıtması; selâtin cami hocalarına sarayda Kuran okutması; hacı kafilelerine su ve şerbet dağıtmak üzere sure alayına sakalar katması gibi sevaplarıyla açıklanabilir.

Öldürüldüğü sırada yağmalananlar dışında, ortaya çıkartı- lan mal varlığından 20 sandık dolusu altın hazineye alınarak o sıradaki para darlığı giderilmiştir. Yaptırdığı tesislerin başlıcaları, Üsküdar Atik Valide semtindeki, 1640 tarihli Çinili Cami ve aynı isimli çifte hamamı, darülhadis medresesi, sıbyan mektebi, kütüphane, mahfel-i hümayun, sebil ve çeşmeyi kapsayan ikinci valide külliyesi, Üsküdar’a ve İstanbul’a onun mirasıdır. Üsküdar Çinilisuyu şebekesi ve çeşmeleri; Sultan- selim’deki Valide Medresesi, mescit ve çeşmesi; Yenikapı’da çeşme; Anadolukavağı’da mescit; Karamürsel yakınında Yalakdere Köprüsü; Konya’da han; Yunanistan’da haslarının bulunduğu Livadya’da Barda suyu üzerindeki yedi gözlü Valide Sultan Köprüsü; Mekke-Medine yolunda Cüdeyde vahasında su tesis; ticari bir tesis olarak da İstanbul’un Kapalıçarşı’dan sonra en büyük çarşı hanı olan Çakmakçılar’daki kervansaray planlı, üç avlulu Büyük Valide Hanı’dır. Ölümünden sonra bu hanın kilitli ve mühürlü odaları açıldığında, sandıklar içinde mücevherat, değerli eşya, şallar, kumaşlar ortaya çıkmıştır. Mülk arazilerini ve kervansarayını Çinili Külliyesi ile diğer hayırlarına vakfetmiştir. Bunlar, Evkaf-ı Mahpeyker Sultan olarak anılır.

VALİDE HATİCE TURHAN SULTAN

‘Paşa! Ak sakallı olmak insana akıl getirmez!’

Gerçek Adı: Bilinmiyor
Kökeni: Rus
Doğum: 1627
Ölüm: 5 Temmuz 1683

Sultan İbrahim’in başhasekisi, 4. Mehmed’in annesi. Tutsaklığı ve kökeni konusunda değişik savlar vardır. 1668’de İstanbul’a uğrayan Bertrand Tavernier, Çerkes kökenli olduğunu söyler.  

Harem’in gelmiş geçmiş en güçlü kadını Kösem’in 2 Eylül 1651 gecesinde katliyle sonuçlanan baskından sonra, Turhan Sultan’ın 32 yıl sürecek valide sultanlığı başladı. 7 yaşında tahta oturan oğlu 4. Mehmet’e yetişkinliğinde de yıllarca naibelik, danışmanlık etti. “Valide-i Sultan Mehmed” yazılı mührüyle onayladığı hükümnâmeleri kanun sayıldı. Bir görüşmelerinde, Veziriazam Gürcü Mehmed Paşanın “eksik akıl kadın” iması ve “ben sakalımı Devlet-i Âliyyenin hizmetinde ağarttım!” demesi üzerine “Ak sakal insana akıl getirmez paşa!” uyarısı tarihe geçmiştir.

“Kadın padişah” Valide Hatice Turhan Sultan 32 yıl boyunca iktidarda kalmıştı. İllüstrasyon: Eylül Demirtaş.

Ölümü, Tarih-i Râşid’de, “İrtihâl-i Hazreti valide sultan” başlığı altında, “Valide Sultanın sağlığı bozulduğu gibi, tedavisinin de mümkün olmadığı” ibaresiyle vurgulanmış, 10 Receb 1094 (5 Temmuz 1683) tarihi verilmiştir. O sırada  oğlu 4. Mehmet, Belgrat’ta idi. İstanbul’daki türbesine gömülmesini vasiyet ettiğinden, namazı Edirne’de kılınıp cenazesi arabayla İstanbul’a koşturuldu. Buz kalıpları arasına yerleştirilmiş tabutu, Yemiş İskelesi’nde (Eminönü) yaptırdığı Valide Camii-Yeni Cami avlusundaki türbesine taşındı. Buraya Havatin (kadınlar) Türbesi de denmiştir. Tarihçi Râşid, ölüm haberi cepheye ulaştığında orduyu üzüntüye boğduğunu yazararak, “Zühd ü takvada Meryem ve Asiye ve Zührâörneği hayırseverdi” der. 

Türbesi, hanedan mensuplarını bağrına basan büyük bir makberdir. Osmanoğullarından bu türbeye gömülen padişahlar, oğlu 4. Mehmed, torunları 2. Mustafa, 3. Ahmed, 1. Mahmut, 3. Osman, en son 5. Murat’tır.  Boğulan kimi şehzadeler ile birçok padişahın kızları ve eşleri için son durak Turhan Valide Türbesi olmuştur. 

Hatice Turhan’ın 32 yıl süren valide sultanlığında, ilk girişimi Çanakkale/Gelibolu Boğazı’nın savunması için servetinden harcamayla iki  yakada yaptırdığı Seddülbahir ve Kumkale istihkamlarıdır. 1661 ilkbaharında oğlu 4. Mehmed ve Sadrazam Köprülü ile Çanakkale’ye gidip bu kaleleri, içlerindeki cami, mektep, hamam, kışla ve dükkanlar görmeleri,  Turhan Valide’nin usta ve kalfalara bağışlarda bulunması, bir Harem kadını için şaşırtıcıdır. Çanakkale’ye de bir cami yapımını başlatan Turhan Sultan ve  oğlu, oradan Edirne’ye geçerler.

Sonbaharda İstanbul’a gelerek Safiye Sultan’ın başlattığı, duvarları pencere seviyesinde yarım kalmış cami harabesini temizletip çevresindeki Yahudi mahallelerini kamulaştırır ve adıyla anılacak selâtin ölçekli,  “etrafına çifte çartürbe ve bir darülkura ve bir mekteb ve iki kapularında birer sebilhane ve deryaya nâzır bir âlî kasır (Hünkar Kasrı)” içerecek külliyenin yapımını (23 Temmuz 1661) başlatır. Külliyenin mimarı Kasım Ağa’dır.

Günümüzde, üçer şerefeli iki minaresi, kubbeleri ve hünkar köşküyle mimarlık dünyasının İstanbul kıyılarındaki, en görkemli kadın eseri olan Yeni Valide Camii’nin ibadete açılışı tarihi 31 Ekim 1665 Cuma’dır. Törende padişah, valide sultan, Haseki Gülnûş, devlet erkânı yer almış.  Silahdâr Tarihi’nde “Padişah hazretleri ile valide sultan ve haseki sultan (Gülnûş) alay ile câmi’-i şerife teşrif buyurdukları salât-ı cumadan sonra valide sultan cami’-i şerifi teşrifle oğlu padişaha yekpâre zümrüt kabzalı bir altun hançer ve sâf şırık elmasla bezeli bir kuşak, sâf elmas bir gazi sorgucu, donanmış on küheylân at” sunduğu yazılıdır. Ayrıca Fazıl Ahmet ve  Merzifonlu Kara Mustafa Paşalara, vezirlere, ulemaya, cami vaizi Vanî Efendi’ye ve daha birçoklarına, mimarlara, diğer çalışanlara kürkler, ödüller, akçeler dağıtığı; o gün cami avlusunda miktarı belirsiz akçeler saçıldığı kayda geçmiştir.

Sultan İbrahim’in başkadını Pietro do Jode II tarafından yapılmış bir Hatice Turhan Sultan tasviri. Altındaki Latince yazıda “Türklerin hükümdarı İbrahim’in başkadını” yazıyor.

Turhan Sultan’ın büyük mirası Yeni Valide Camii ve Külliyesi’dir. Caminin kıble kapısındaki kitabe şudur:

“Câmi’i-Valide Sultan bulub itmâmı

Oldu her kûşesi bir şeyh-i güzîne mevâ

Sâl-i itmâmına tarih murad etmişdim

Biri kalkub dedi ki Kâbe-i ehlü’t-takvâ

sene 1084”

Turhan Valide Sultan, Edirne Sarayı; Gülhane ve Şikâr Kasırları; Çanakkale, Resmo ve Kandiye’de camiler; Hicaz yolunda kuyular; Çanakkale ve İstanbul’da birer kütüphane; Beşiktaş’ta çeşme de yaptırmıştır.

Fransız gezgin Tavernier, Edirne’den dönen Turhan Sultan’ın 2 Temmuz 1668 sabahı İstanbul’a girişini, uzun uzun anlatmıştır: “Valide sultanın 6 beyaz atın çektiği arabasının etrafında, ellerinde, ucuna kırmızı at kuyrukları bağlanmış mızraklarıyla 6 kapıcı göründü. Bu tuğlar valide sultana eşlik eden paşaları simgeliyordu. Önde ve arkada başka arabalar vardı. Arabaların  kapılarındaki küçük kafeslerden, sultan kadınların görünmeden dışarıya bakabilmeleri için, kapı hizasında birer kara hadım yürümekteydi”.

Valide Sultan 15 Nisan 1677’de Edirne’den İstanbul’a gelişinde ise padişah, sadrazam ve şeyhülislam tarafından Küçükçekmece’de karşılanmış. 4. Mehmet’in Balkanlar, Teselya ve Romanya’daki av serüvenlerine, Fazıl Ahmet Paşa’yla çıktığı Avusturya-Macaristan seferlerine kimi kez annesi Turhan Sultan’ı da götürmesi, hem onun hem yanındaki diğer saraylı kadınların dünyayı görmesine ve tanımasına yolaçmıştır.

VALİDE EMETULLAH GÜLNÛŞ SULTAN

İki oğlunun padişahlığında 20 yıl boyunca en ön sırada

Gerçek Adı: Bilinmiyor
Kökeni: Girit Resmolu Verzizzi Ailesi’nden
Doğum: 1642
Ölüm: 6 KASIM 1715

4. Mehmet’in hasekisi. 2. Mustafa, 2. Ahmet ve 3. Ahmet’in annesi. Girit Resmolu Verzizzi ailesindenmiş. Resmo’nun fethinde tutsak edilenler arasında imiş. Çocuk yaşta Valide Hatice Turhan Sultan’a sunulmuş. Hasekisi olduğu 4. Mehmet’ten yaşça büyük ama çok güzelmiş. Şehzade (2.) Mustafa’yı 1664’te, (3.) Ahmet’i 1673’te doğurmuş. Kimi tarihçilere göre Nûrubânû ile başlayan valide sultanlar saltanatının son üyesidir. 

Valide sultanlar saltanatının son üyesi, Emetullah Gülnûş (TSM, Portreler, nr. 17/144).

Büyük oğlu 2. Mustafa’nın (1695-1703) tahtan indirilmesinden sonra küçük oğlu 2. Ahmet’in (1703-1730) ilk saltanat yıllarını da görmüş, İstanbul dünyasında “Valide-i Cedid, Yeni Valide, Ümmetullah Valide Sultan” isimleriyle ünlenmiştir. Kayınvalidesi Turhan Sultan’la Harem’deki beraberlikleri, 1683’e kadar 20 yıldan az değildir. 4. Mehmet’in tahtan indirildiği 1687’den oğlu 2. Mustafa’nın tahta çıkışına (1695) değin Eski Saray’da gözaltında tutulmuş. İki oğlunun saltanatlarındaki valide sultanlığı 21 yıldır.  Turhan Sultan gibi Edirne’de ölmüş, cenazesi üç günde İstanbul’a getirilerek yaptırdığı Üsküdar Cedit Valide Camii önündeki yola cepheli üstü açık türbesine gömülmüştür.

Saray düğünleri, Edirne’ye gidişler dönüşler, şehzadelerin sünnet  şenlikleri, Balkan kentlerine yolculuklara katılan; İstanbul ve Edirne’deki ayaklanmalara, kocası 4. Mehmed’in, büyük oğlu 2. Mustafa’nın tahttan indirilmelerine ve ölümlerine tanıklık eden Valide Gülnuş; Kanunî Süleyman’ın kızı Mihrümah’dan, Valide Nûrubânu ve  Mahpeyker Sultanlardan sonra Üsküdar’da klasik üslupta sonuncu cami merkezli külliye yaptırtan valide sultandır. Gülnûş Valide, Mekke’deki Hasekiye imaretini eşi 4. Mehmet dönemindeki hasekiliği sırasında; Galata kalesinde Yanık Kilise arsasındaki tek minareli Yeni Valide Camii’ni ise 1697’de oğlu 2. Mustafa’nın saltanatında yaptırmıştır. Hırdavatçılar Çarşısı’ndaki, Üsküdar Gülfem Hatun mahallesindeki  Emetullah Valide çeşmeleri de onun hayratıdır.

VALİDE SALİHA SULTAN

Çeşme-sebiller yaptırdı, hayır işleriyle tanındı

Gerçek Adı: Bilinmiyor
Kökeni: Rum
Doğum: 1680
Ölüm: 21 Eylül 1739

Saliha Sultan’ın 17. yüzyıl’da Jean-Baptiste Vanmour tarafından yapılmış resmi.

2. Mustafa’nın hasekisi, 1. Mahmut’un (1730-1754) annesi. İstanbul Galata-Azapkapı’da 1732’de yaptırdığı Valide Saliha Sultan sebil çeşmesiyle ünlüdür. İstanbul’da gelişen meydan çeşme-sebillerinin özgün örneklerindendir. Galata Kulesi meydanındaki Bereketzâde, Eyüp Defterdar’daki Yavedud Camii yanındaki çeşme, Silivrikapı’daki üç cepheli çeşme, Tophane Kadirîler yokuşundaki çeşme, Çengelköy’deki Valide Sultan çeşmeleri onun zamanındadır. Karaköy’deki Arap Camii’ni onartmış, Alacaminare Camii’ni yeniletmiş, Galata-Taksim-Tophane-Beşiktaş semtlerine çeşmeler yaptırmıştır.

VALİDE MİHRİŞAH SULTAN

Oğlu 3. Selim’le hep yanyana dizdize

Gerçek Adı: Bilinmiyor
Kökeni: Gürcü
Doğum: 1743
Ölüm: 16 Ekim 1805

3. Mustafa’nın başkadını, 3. Selim’in, Hibetullah ve Fatıma Sultanların annesi. 3. Selim,  ölen amcası 1. Abdülhamid’in yerine 7 Nisan 1789’da tahta oturunca; ertesi gün annesi Mihrişah Kadın’ı Eski Saray’dan “Valide Alayı” düzenleterek Topkapı Sarayı’na getirtmiş ve Orta Kapı’da karşılayarak elini öpmüştür. Padişah ve valide sultan temasları açısından bu ana-oğulun durumu özel bir örnektir. Her sabah Valide Dairesi’nde annesini ziyaret ederek görüşürmüş. Ayrıca annesi ve kız kardeşleriyle sıklıkla biraraya gelir, söyleşir, fasıl dinlermiş. Topkapı Sarayı Harem Dairesi’nde Mihrişah için yaptırılan Mehd-i Ulyâ-i Saltanat Dairesi ile 3. Selim’in müzik çalışmalarını da yaptığı hünkâr dairesinin yanyana oluşu anlamlıdır. 

1805’te ölen Mihrişah, Eyüp Bostan İskelesi’nde, kendi türbesinin iki yanına birer çeşme, ayrıca imaret, sebil ve meşrutalar (lojmanlar), mektepten oluşan küçük bir imaret yaptırmıştır. Mihrişah Valide Sultan imareti bugün de hizmet vermektedir. Günümüze ulaşmayan çeşmelerinden ikisi, küçükken ölen kızları Hibetullah ve Fatıma Sultan adlarına 1790’larda yaptırdığı çeşmelerdir. Üsküdar İhsaniye’deki Hibetullah, Fındıklı Molla Bayırı’ndaki Fatıma Sultan çeşmeleri; Halıcıoğlu’ndaki Humbaracılar Kışlası Mescidi; Halıcıoğlu Camii mezarlığı önündeki çeşme; Hasköy yolundaki çeşme de Mihrişah Valide Sultan’ın hayratıdır. Kağıthane’deki Silahtar Yusuf Paşa’nın harap çeşmesini yeniletmiştir; Beşiktaş Kılıç Ali Paşa’da da bir çeşmesi vardır. Mihrişah Valide, 1790’da sefere giden ordudaki 500 kişilik Saray Bostancısı ve ekibinin tüm donatılarını ve giderlerini karşılamıştır.

Mihrişah Sultan’ın türbesi, Eyüpsultan’da bulunuyor.

NAKŞIDİL VALİDE SULTAN

Kısa yaşamını hastalıklarla geçirdi

Gerçek adı: Bilinmiyor
Kökeni: Gürcü
Doğum: 1766
Ölüm: 28 Temmuz1817

2. Mahmut’un annesi. Doğum yılı, oğlu 2. Mahmut’un doğum yılına (1785) göre tahminidir. 1. Mahmut’un sekizinci kadınıdır. Saray hareminde Nakşi Kadın diye bilinirmiş. Gürcü kökenliydi. Soylu bir Fransızdı savı, ölümünden sonra torunu Sultan Abdülaziz’in 1867’deki Fransa seyahatinde uydurulmuş bir basın işgüzarlığıdır (O dönem İmparator 3. Napoléon’la Abdülaziz’in kuzen oldukları da uydurulmuştu).

Nakşıdil Valide’nin sevdiği, Üsküdar Koşuyolu’ndaki koru ve mesireler, ona izafeten Valide Bağı adıyla bilinir (Yakın tarihte bir kısmına Validebağ Konakları yapıldı; kalan kısım için de geçen ay sonunda imar izni çıkarıldı!).

2. Mahmut’un kimi yenilikleri annesinin uyarısıyla yaptığı sanılır. Nakşidil, kısa yaşamını hastalıklarla geçirmiş; Valide Bağı, Eyvan-ı Valide Sultan denen kır köşkünde hastalanınca saraya getirilmiş; yemekte nefes borusu tıkanarak ölmüş. Fatih Camii avlusundaki türbesine gömülüdür. Hayratı, Üsküdar-Alemdağ Sarıkadı Köyü Nakşıdil Valide Sultan çeşmeleri ile ölümünden sonra oğlu 2. Mahmut’un Tophane’de yaptırdığı Nakşidil Valide Sebili’dir.

Nakşıdil Valide Sultan’ın Fatih’teki türbe ve sebili.

BEZMİÂLEM VALİDE SULTAN

Hayırseverliği ve fakiri kollamasıyla ünlendi

Gerçek Adı: Bilinmiyor
Kökeni: Kafkasya (Gürcü veya Çerkes)
Doğum: 1807
Ölüm: 2 Mayıs 1853

2. Mahmut’un  yedi kadınefendisinin ikincisi. Sultan Abdülmecid’in annesi. Kafkasyalı Gürcü veya Çerkes kökenli olduğu tahmin ediliyor. Saray haremine bir esirci tarafından satılmış. 1823’te Şehzade Abdülmecit’i doğurmuştur. Bezmiâlem Valide Sultan, son  padişahlarda dördünün de babaannesidir. 2. Mahmut öldüğü sırada Abdülmecit’le yanında idiler. 1 Temmuz 1839 tarihinde Abdülmecit tahta oturdu; kendisi de “mehd-i ulyâ-ı saltanat/Valide Sultan” oldu. Tanzimat’ın getirdiği özgürlük havasında bu ana-oğul halkın sempatisini topladı. Bezmiâlem Sultan, hayırseverliği, yoksulları gözetip kollamasıyla ünlendi. Oğlu Abdülmecit’e mektupları, ana-oğulun sevgi bağını belgeler.

Valide Sultan’ın kullandığı mühür.

14 yıl süren valideliğinde önemli hayırlar gerçekleştirdi. Genç yaşta öldü ve cenazesinde izdiham yaşandı.

Yaptırdığı veya Abdülmecit’in annesi adına yaptırdığı başlıca eserler şunlardır: Cisr-i Cedid (ilk Galata Köprüsü); Cağaloğlu’nda Valide Mektebi /Dârülmaari (rüştüye); Aksaray’da Gurebâ-yı Müslimîn Hastanesi; Maçka Valide, Galata Bereketzâde, Sultanahmet Üçler, Kasımpaşa Kara İmam, Silivrikapı’da yenilettiği Abdullah Ağa, Beşiktaş, Tarabya, Alibey Köyü, Rami Maltepe çeşmeleri; ölümünden sonra Dolmabahçe /Bezmiâlem Camii. Bunlar günümüze kadar işlevlerini korumuşlardır.    

1800’lerin sonlarında Dolmabahçe’deki Bezmiâlem Valide Sultan Camii.

PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN

Saltanatın beşiğini salladı henüz yaşarken unutuldu

Gerçek Adı: Bilinmiyor
Kökeni: Araza (Büyük ihtimalle)
Doğum: 1810
Ölüm: 8 KASIM 1883

2. Mahmud’un kadınefendilerinden, Sultan Abdülaziz’in annesi. Ailesi konusunda bilgi yoktur. Saray haremine cariye olarak girdiği bilinir. Abdülaziz’i 1830’da doğurmuş. Oğlunun padişahlığında (1861-1876) “mehd-i ulyâ-ı saltanat/Valide Sultan”dı (Yüce Saltanatın Beşiği). Abdülaziz’in ölümünden sonra yedi yıl yaşadı ve Topkapı Sarayı’nda unutulmuş bir valide olarak öldü. Yaptırdığı Aksaray’daki külliyesinin türbesine gömüldü.

İtalyan mimar Montani’ye yaptırdığı Gotik-Hint-Türk mimarilerinden esintili, 1871 tarihli Aksaray Valide Sultan Külliyesi, İstanbul’daki valide sultan külliyelerinin sonuncusudur. İki minareli cami ile çevresindeki Mahmudiye Mektebi (Pertevniyal Lisesi), kütüphane, muvakkithane, çeşme ve türbeyi kapsar. Pertevniyal Valide Sultan, Karagümrük’te, Beşiktaş Yahya Efendi’de, Eyüp Defterdar’da, Çapa’da çeşmeler, Medine’de hastane yaptırmış; sağlığında yoksul ailelere, öğrencilere yardımlarıyla tanınmıştı.

Aksaray’daki Pertevniyal Valide Sultan Külliyesi’nin avlu kapısı ile birlikte düzenlenmiş abidevi çeşme.

1 BELGE (SİNAN ÇULUK)

Safiye Sultan’dan İngiltere Kraliçesi Elizabeth’e mektup…

‘Bize araba gönderdiniz, biz de size bir tane İstefan elması gönderdik’

27 Ocak 1595-21 Aralık 1603 tarihleri arasında Valide Sultan olan Safiye Sultan tarafından tahminen 1600’de İngiltere Kraliçesi Elizabeth’e gönderilen bu mektupta, kraliçenin gönderdiği hediyelerden duyulan memnuniyet, iki ülke arasında ahidname gereği dostluğa riayet edileceği belirtilmektedir. (Aslı İngiltere’de Public Record Office’de bulunan ve Harem’in Padişahı Valide Sultan adlı eserinde yayımladığı bu mektubun görüntüsünü lütfeden Prof. Dr. Ali Akyıldız’a teşekkür ederiz)

“İftihârü’l-ümerâi’l-izâm el-milletü’l-Mesihiyye ihtiyârü’l-küberâi’l-fihâm fi’l-mille- ti’l-Mesihiyye muslih-i mesâlih-i sâhibü’d-delâil ve’l-vakar sâhi- bü’l-ezyâl ve’l-iftihâr İngiltere Kraliçesi hutimet avâkıbuhu bi’l-hayr tahiyyâtü sâfiyât ve teslîmâtü v[â]fiyât ve reddiyyetü’l-fevâhât ki mahz-ı muvâlât ve fart-ı musâfâtdan sadır olur ithâf ve ihdâ olunduktan sonra inhâ ve i’lâm olunan budur ki mektûbunuz gelüp değdi. Her ne kim demişsiz ma’lûmumuz oldu. İnşâallah murâdınız üzere amel olunur. Oğlumuz padişah hazretlerine daima terbiye eyleyüp ahdînâme mûcebince amel idesiz deyü söylemekden hâlî değilüz. Bu hususdan gönlünüzü hoş tutasız ve siz de dostluğunuz üzere sâbit olasız [derkenârdan devamı] inşâallah kem olmaz. Ve bize araba gönderdiniz gelüp teslim oldu. Makbûlümüz olmuşdur. Biz de size bizim hizmetimizde olan Kira’nun eliyle bir tane İstefan elması ile Frenk bab karışık gönderdik. Ma’zûr tutasız ve bundan gayri bostancıbaşı eliyle bir mektub ve bazı esbab bir İstefan incili Frenk bab ile karışık göndermişüzdür. Şöyle ma’lûmunuz ola.

Bâkî ed-du’â”

1 BELGE (SİNAN ÇULUK)

Mâhpeyker Kösem Sultan’dan kethüda adayına

‘Daha baban soğumadı bile’

Oğulları 4. Murad ve Sultan İbrahim zamanında Valide Sultan, torunu 4. Mehmed devrinde Valide-i Muazzama adıyla devletin kaderini elinde tutan en önemli isimlerden Mâhpeyker Kösem Sultan’ın, ismi tespit edilemeyen ve Valide Kethüdası olmak isteyen birine, haşin ifadelerle kaleme aldığı mektubu.

“Sen dünden berü kapu kapu kâğıd gönderirsin ben ricâ edin kâhya etsün deyü ve bizim kapu halkına dahi niyâz idersün. Ben bu ana gelince altı yedi kâhya geldi gitti. Benim kovduğum kâhyalar kendi eceli ile öldü. Öbürleri kimini paşa çıkardı kimini hünkâr çıkardı. Düşmen sözü ile kimselere temennâ ricâ etme. İşine mukayyed ol, daha baban soğumadı bile. Nedir bu kadar takayyüd. Vallahi ben bir mertebe haber alurum ki akla fikre gelmedik kimselerden. Ben öyle ricâ temennâ bilmem. Bana hayırlu hizmetkâr kim ise Allahü azimüşşan bana müyesser etsün. Padişaha arz etmeyince gerek sen ve gerek gayri kimse olamaz. Sen heman basiret üzre ol. Ben uşak değilim ve işine muhtaç değilim. Sen bugün kâhya olduğun gibi sana derler ki sen bize ricâ etdin biz de efendiye söyledik seni kahya etdi. Bunların sözüyle kâhya olmadan ise ölmen yeğdür. Edirne[’de] olan Bahtiyar halayık Ali köle hünkâr Edirne’ye gitmeden Bahtiyar ile köle Ahmed Ağa’ya der İsmail’e getürsün. Sen beni dinle yoksa Mesut Ağa’dan Nezir Ağa’dan sana hayır yokdur. Sen basîret üzere ol bilmem sonra cevabına kâdir olamazsın.”

1 BELGE (SİNAN ÇULUK)

Hatice Turhan Sultan’dan idam emri…

‘Hemen bu gece hakkından gelesin, uzatmayasın’

7 yaşında tahta çıkan 4. Mehmet’in annesi ve Kösem Sultan’ın gelini olan Hatice Turhan Valide Sultan, bilhassa ilk dönemlerinde devletin yönetimi üzerinde çok etkili olmuştu. Kösem Sultan’ın ölümünden itibaren iktidarı tamamen eline geçirerek, oğlunun yetişkinliğine kadar bir padişah gibi sadrazamlara, kaptan paşalara emirler yağdırmıştır. Padişahların tarz ve üslubunda olan, “hatt-ı hümayun” diyebileceğimiz bu emirler bazen idam hükümlerini de içeriyordu. Bu belgede de saklandığı yerde aranıp bulunan bir şahsın fazla uzatılmadan “hakkından gelinmesi” emrediliyor.

“Aferim, berhudâr olasın. Cân-ı gönülden hayır duamıza mazhar oldun. Heman bu gice hakkından gelesin, uzatmayasız, göreyim seni.

Devletlü ve saâdetlü ve izzetlü Sultânım hazretlerinin mübârek yaşmakları türâbına yüzler sürdükten sonra arz-ı bende-i bî-mikdâr budur ki:

Saâdetlü devletlü Sultânım. Bu kulları hâk-i pâ-yi şerîflerine tezkire gönderdikden sonra Bölük Ağası Kadri Ağa kulları gelüp buldukları haberin getürüp ismin tebdîl idüp Payzen Hanı’nda olmayup Ermeni Hanı’nda olmağla bir mikdâr eğlenmişdir ve hâlâ hapisdedir. Bu gice yollanılur benim mürüvvetlü ve devletlü Sultânım. İnşâallahü teâlâ her husûsda kâdir olduğumuz mertebelerde takayyüd ve ihtimâm üzereyüz. Ve bu gice hakkından gelinür. Ma’lûm-ı devletleri olmağiçün mübârek hâk-i pâ-yi şerîflerine i’lâm olundu. Fermân devletlü ve merhametlü Sultânımındır.”

1 BELGE (SİNAN ÇULUK)

Gülnuş Valide Sultan’dan kethüdası Mehmed Ağa’ya mektuplar…

‘Senin elinle ucuzca olur belki, kuyumcu ile söyleşesin’

Oğulları 2. Mustafa ve 3. Ahmet dönemlerinde 1695-1715 arasında 20 yıl valide sultanlık makamında bulunan Gülnuş Emetullah Valide Sultan, 2. Mustafa zamanında devletin işleyişine müdahalede bulunmuşsa da 3. Ahmet zamanında daha çok hayır işleri ile meşgul olmayı tercih etmişti. Bu iki belge, ilk valideliği döneminde 2. Mustafa’nın ilk çocuğu Ayşe Sultan’dan sonra doğacak çocuklarından birine yaptırılacak beşiğin en ince ayrıntılarıyla nasıl ilgilendiğine dair önemli veriler sunuyor. Kethüdası Mehmed Efendi’ye yazılan bu mektuplarda israf peşinde koşmadığı, kethüdası eliyle bazı eşya ve mücevheratı ucuza tedarik etmenin yollarını aradığını görmek ilginçtir.

“İzzetlü kethüdam Mehmed Efendi’ye selâmım tebliğ olundukdan sonra

Benim kethüdâm şevketlü Arslanım’ın odalığı hamiledür. Pek çok da kalmadı, altı aylık. Elbette bundan beşik lâzımdur. Mukaddemâ bilürsün Ayşe Sultan baş evlâdı idi. Beşiği biraz taşlıca olmuş idi bilürsün. Dahi şimdi gene ol minvâl üzere gerekdür. Heman bir gün mukaddem mübâşeret olsun. Ol beşik ne kıt’ada olduğun ve örneği nice olduğun kuyumca [kuyumcu] bilürse bana kâğıd üzerinde çıkardup gönderesin. Ve hem bu beşik tamamca büyük olmasun. Ha- zırdan bulunursa tedârük idesin. Biteviye altun olmak hacet değil. Altun yapsan da gümüşden koyu yaldız üzerine taşlıca cevâhirden muhlatmak olur. Kuyumcu ile söyleşesin. Bana i’lâm edesin.

Benim kethüdâm. Ufak hurda incüler misâli dörde beşe öyle hotos ile birkaç bulup gönderesin. Senin elinle ucuzca olur belkim.

Valide Sultan Hazretlerinden”

‘Koyu yaldız olsun, gümüş olduğu belli olmasın, lakin bir tuhfe olsun’

“Kethüdâma selâmdan [sonra] gönderdi[ği]n beşik örneklerine bakdım ol kadar gözüm tutmadı. Nevzuhur örnek olsun. Taşı çok gitmesün, ağır görünsün. Mineli olsun, taş yeri olan nağışları [nakışları] altun olsun. Koyu yaldız olsun, gümüş olduğu belli olmasun. Lakin bir tuhfe olsun. Benim kethüdâm bir gayri örnek çıkardup gönderesin. Mine yerlerine taş yerlerine rengârenk boya ile nişan itsünler. Yakut, zümrüt, piruze yerlerin göstersün. Destimâl ile bağladığım incü onları beğendim. Bir aşağa bahaya olaydı, bahalıdır. Üç yüz piruze gönderdim bakın. Zümrüt, yakut bizde az var. Acaba bulurnur mu böyle şe[y] yapılmak içün. Ve ba’de koyu al diba örtüsü içün mahsusca dokutasın. Gayet kılabdanı sık olsun üzerine işletmek içün.”