1938’de sergilenmek üzere Türkiye’ye getirilen Cam Adam, dönemin en çok konuşulan tasarım eseriydi. Selüloz asetat ve alüminyum kullanılarak yapılan, gerçek boyutlu şeffaf eser, insan vücudunun organlarını birebir modelliyordu. Cam Adam 78 yıl sonra yine İstanbul’da.

30’lu yıllara damgasını vuran ve kısa sürede dünya çapında bir fenomen haline gelen Cam Adam’ın yolu 1938 yılında Türkiye’ye de düşmüştü. Üretim çalışmalarına 1920’lerde başlanmış olan ve gerçek insan boyutunda üretilen Cam Adam şeffaftı ve iç organları, kemikleri, dolaşım ve sinir sistemi dışarıdan görülebiliyordu.

Model üreticisi Franz Ts­hackert tarafından yaratılan Cam Adam’ın malzemesi, o dönemde “cellon” (selüloz ase­tat) adı verilen, yeni keşfedil­miş bir maddeydi. Cellon, üze­rine buhar tutulduğunda yu­muşuyordu. Dolayısı ile kalıba dökülebiliyor ve soğuyunca sertleşiyordu. İskelet için kul­lanılan malzeme alüminyum­du. İç organlar ise renkliydi. Toplardamarlar mavi, atarda­marlar kırmızı ve sinirler ye­şildi. Cam Adam, sergilendiği dönem boyunca, sadece bilim çevrelerinde değil dünya ça­pında büyük bir ilgi ve hayran­lıkla karşılandı.

1937 Paris Sergisi’nin ar­dından, Cam Adam’ın Türki­ye’deki ilk durağı 1938 yılında İstanbul’da Galatasaray Lise­si’nde her yıl düzenlenen Yer­li Mallar Sergisi oldu. Cam Adam daha sonra İzmir Enter­nasyonal Fuarı’nda sergilendi.

18 Haziran 1938 tarihli Cumhuriyet gazetesi bu olayı “Cam Adam. San’at Harikası buraya geliyor. Fennin bu son mucizesi Yerli Mallar Sergi­sinde teşhir edilecek” başlı­ğıyla duyurmuştu. Gazeteler Cam Adam’ın gelişini gün gün takip ederek okuyuculara bilgi veriyordu.

Cam Adam, Galatasaray Lisesi’nde kendisi için hazır­lanan özel bir pavyonda ser­gilendi. İzleyiciler sokağın gürültüsünden izole edilmiş, alacakaranlık bir salona giri­yorlardı. Salon içinde ilerle­dikten sonra ışıklar tamamen söndürülüyordu. Hemen ar­dından, bir kaide üzerinde ser­gilenmekte olan Cam Adam’ın, başta kalp olmak üzere her organının ışığı sırayla yanıyor ve bir taş plağa kaydedilmiş melodik bir ses sırasıyla ışığı yanan organların işleyişi ile ilgili açıklamalar yapıyordu. Ziyaretçiler, insan vücudunun böylesine zekice hazırlanmış sunumu karşısında hayranlık içinde kalıyorlardı. İnsan ana­tomisini kitlelere eğitici bir şekilde sunarken, insan bede­nini yüceltmeyi de ihmal et­meyen, dönemin en etkileyici gösterilerinden biriydi.

Cam Adam gibi önemli bir tıbbi eserin, Türkiye’ye getir­tilerek, biri yerli diğeri uluslararası iki büyük orga­nizasyonda sergilenmesi, söz konusu dönemde bu­nu düzenleyen ekiplerin dünya sergilerindeki yenilikleri ya­kından takip ettiklerini gös­termesi bakımından dikkate değerdir. Bunun yanı sıra Cam Adam’ın Türkiye’de sergilen­mesi kararı, 1930’lu yıllardan itibaren salgın hastalıklarla mücadele konusunda halkın, insan vücudu ve sağlık konula­rında eğitilerek bilinçlendiril­mesi ve mücadeleye katılımı­nın sağlanması amacıyla yoğun çalışmalar yürüten hükümetin uyguladığı sağlık politikası ile örtüşen bir hareket olarak de­ğerlendirilebilir.

Cam Adam, 78 sene önce olduğu gibi, ziyaretçilerini bekliyor.

Bugün Deutsches Hygie­ne-Museum koleksiyonunun bir parçası olan bir zamanla­rın dünya fenomeni, başka bir etkinlik için tam 78 yıl sonra yine İstanbul’da. 3. İstanbul Tasarım Bienali’nde “Bede­ni Tasarlamak” başlığı altında sergilenen Cam Adam, 20 Ka­sım 2016 tarihine kadar Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’n­da izleyicileri ile buluşacak.

Dönemin basınında Cam Adam hadisesi Cam Adam’ın İstanbul’da sergilenmesi, dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük ilgi yaratmıştı. İnsan anatomisi kitlelere eğitici bir şekilde sunulurken, insan bedeni de yüceltiliyordu.