Uzaydaki ilk kadın: Valentina Tereşkova

16 Haziran 1963’te genç Sovyet kozmonotu Valentina Tereşkova uzaya çıkan ilk kadın oldu. Soğuk Savaş’ın en kızgın döneminde, SSCB’nin ABD’ye üstünlüğünü göstermekte kullanılan güçlü bir propaganda silahıydı. Ancak bir simgeden öteye gidemedi ve ataerkil uzay camiasında her tür önyargıyla karşılaştı.

Sovyetler Birliği 4 Ekim 1957’de Sputnik 1 (sputnik: seyyah) adlı ilk uyduyu uzaya fırlattı. Küçük Sputnik’in “bip bip” radyo sinyalleri, dünyanın her yerinde amatör radyo operatörleri tarafından duyuldu. Dünya basını için Sputnik, yılın en büyük olayıydı. Amerikan halkı için ise Sputnik, ülkelerinin dünyadaki teknolojik, bilimsel, askerî ve siyasal konumuna açıkça meydan okuyan bir hadiseydi.

Bir ay sonra, Ekim Devrimi’nin 40. yıldönümünü anmak üzere Sputnik 2 fırlatıldı. Bu uydunun içinde bir de canlı vardı: Köpek Layka, tarihin en ünlü hayvanları arasına katıldı.

Bu arada çıkan sorunlar nedeniyle, Amerikalılar uydu denemelerini son dakikada iptal edip duruyorlardı. Daha da kötüsü, 6 Aralık 1957’de Amerikalıların Vanguard (öncü) adlı uydusu yeryüzünden bir-iki kilometre uzaklaşmadan patladığında, Birleşmiş Milletler’deki Sovyet delegasyonunun, “gelişmemiş ülkelere yardım programının parçası olarak” ABD’ye teknik destek önermesiydi! CIA Direktörü Allen Dulles, Beyaz Saray’da yapılan Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısında ABD’nin dünyanın alay konusu haline geldiğini söylerken haklıydı. Nihayet 31 Ocak 1958’de Explorer 1 adlı ilk Amerikan uydusu fırlatıldı. Olaya basında geniş yer verildi ama zavallı Explorer’ın başarısı, Sputnik’inkinin yanında sönük kaldı. 

Bu arada Sovyet uzay programının başarıları devam ediyordu. 1959’da Luna 1 aya kadar yaklaşan ilk uzay aracı oldu. Luna 2, ilk kez ayın net görüntülerini çekti. 1960’da Sputnik 5, uzaya taşıdığı iki köpeği sağ olarak geri getirmeyi başladı. Ve nihayet 12 Nisan 1961’de kozmonot Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan olarak Sovyetler Birliği’ne ABD’nin teknolojik, askerî ve siyasal önderliğini sorgulayan büyük bir uluslararası propaganda zaferi sağladı.

Üstelik tam o sırada yeni seçilmiş Amerikan Başkanı John F. Kennedy, Küba’da Castro rejimini devirmek için planladığı Domuzlar Körfezi çıkarmasında yüz kızartıcı bir başarısızlığa uğramıştı. Kennedy yönetimi ciddi bir propaganda hamlesi yapmaya karar verdi. Amerikalılar, Sovyetler’in peşinden ikinci-üçüncü olmaktansa, yeni bir alanda birinciliği elde edeceklerdi. Böylece 25 Mayıs 1961’de televizyondan naklen yayınlanan bir Kongre oturumunda Kennedy, ABD’nin Apollo projesini başlattığını, 60’lı yıllar bitmeden aya bir insan yollayarak güvenle dünyaya geri getirmek gibi bir hedef koyduğunu ilan etti: “İnsanların aklındaki savaşı kazanacaksak, uzaydaki çarpıcı başarılar bu maceranın insanların hangi yolu seçeceğinde belirleyici etken olduğunu açıkça göstermelidir”. Kennedy federal bütçeden büyük bir pay isterken şu gerekçeyi öne sürdü: “Apollo projesi, gelişmekte olan ülkelerin Sovyet tiranlığı yerine Amerikan özgürlüğünü seçmelerini sağlayacak ve dolayısıyla ABD’nin dünya önderliği statüsünü güven altına alacaktır”.

Uzay programlarının başarısının iki süper güç arasındaki rekabete bağlı olduğunu gösteren bundan daha kesin bir ifade bulmak zordu. Sovyetler Birliği’nin tavrı da farklı değildi. Uzay programlarının gerisinde yatan teknolojik ve bilimsel ilerlemeleri “sıradan insanlar”ın anlaması beklenemezdi. Oysa herhangi bir alanda “ilk” olmak, basit ve yalın bir gerçekti; dolayısıyla propaganda savaşının da en önemli bileşeniydi.

Sovyet kozmonotlarının komutanı havacı general Nikolay Kamanin, yeni bir “ilk” buldu ve 24 Ekim 1961’de günlüğüne şu sözleri yazdı: “Gagarin’in uçuşundan sonra, Verşinin (Hava Kuvvetleri Komutanı), Korolev (uzay programının baş mühendisi) ve Keldiş’i (Sovyet Bilimler Akademisi Başkanı), küçük bir kadın grubunun seçilmesi için ikna ettim. Ancak proje zor ilerliyor. Bana göre kadınları uzay uçuşlarına şu nedenlerle hazırlamak gerek: 1. Kuşkusuz bir gün kadınlar uzayda uçacak. Dolayısıyla onları şimdiden hazırlamak gerek. 2. Uzaya çıkacak ilk kadının Amerikalı olmasına asla izin verilmemeli. Bu, Sovyet kadınlarının duygularını incitecektir. 3. İlk Sovyet kadın kozmonotu komünizm için Gagarin kadar büyük bir ajitatör olacaktır”.

Kamanin’in çabalarına rağmen yine de kadın kozmonot programı için karşı taraftan bir kışkırtma beklemek gerekti. Mayıs 1962’de bir Sovyet kozmonot grubu Washington’ı ziyaret etti. Amerikalı astronot John Glenn, evinde mangal partisine davet ettiği Kamanin ve ünlü kozmonot Titov’a Mercury 13 projesini coşkuyla desteklediğini söyledi (Mercury 13 projesi, Amerikalı kadın astronotların uzaya gitmesi için başlatılan özel bir projeydi). Glenn’e göre, Amerikalı kadınlar 1962 bitmeden yörünge etrafında üç uçuş yapacaklardı. Kamanin Moskova’ya döner dönmez hemen “Amerikalılar bizi yenecek” tehdidini kullanarak, Sovyet kadınlarının uçması için iktidarın yeşil ışık yakmasını sağladı.

İlk kadın kozmonot adayları, erkek kozmonotlarla aynı yerde ve aynı şekilde eğitim gördüler. Onlar için başlıca ölçüt, pilot veya asker değil paraşütçü olmaktı; çünkü Sovyet uzay araçları otomasyona ağırlık veren, insan eliyle kullanımı en az düzeye indiren bir felsefeye göre hazırlanmıştı. Paraşütle atlamak ise yeryüzüne geri dönmek için elzemdi. Bu parlak genç kadınlar arasından birini seçmek kolay değildi. Sonunda Valentina Tereşkova’da karar kılınmasında siyasal kriterler rol oynadı. Adaylar arasında iki Valentina öne çıkmıştı; biri Valentina Tereşkova (1937-), diğeri ise Valentina Ponomaryova (1933-).

Tereşkova bir işçi ailesinden geliyordu, babası Sovyet-Fin savaşında ölmüştü, eğitimini sürdürürken bir yandan da tekstil fabrikasında işçi olarak çalışmıştı. Başarılı bir sporcu, amatör bir paraşütçü, Komsomol üyesi, inançlı bir komünistti. Ponomaryova ise daha eğitimli bir ailedendi; pilottu, uygulamalı matematik eğitimi almıştı ve rakibi kadar inançlı bir komünist değildi… Nikolay Kamanin’in günlüğüne yazdığına göre, “Sağlığına ve hazırlık düzeyine bakıldığında, Ponomaryova uçuş için ilk aday olmalıydı ama konuşma ve davranışları ahlaken uygun olup olmadığı konusunda kuşku yarattı. Tereşkova ona biraz daha alçakgönüllü olması gerektiğini söylediğinde Ponomaryova, ‘Parti ve Komsomol seni  düzeltilemeyecek kadar bozmuş’ diye cevap verdi.”

Zorlu bir seçim Uzaya gönderilecek ilk kadın kozmonot konusunda iki Valentina arasında kalınmış, inançlı bir komünist olduğu için sonunda Valentina Tereşkova seçilmişti.

Mülakatlar sırasında adaylara “Hayattan ne bekliyorsun?” diye sorulmuştu. Ponomaryova’nın cevabı “Hayatın bana vereceği her şeyi almak istiyorum” olmuştu. Oysa Tereşkova “Komsomol ve Komünist Parti’yi tavizsiz desteklemek istiyorum” demişti.

İlki başarmanın hemen öncesinde Sovyet kozmonot Valentina Tereşkova 16 Haziran 1963’te kendisini uzaya taşıyacak Vostok 6 kapsülünün önünde, uzaya çıkan ilk kadın olmadan hemen önce.

16 Haziran 1963’te Valentina Tereşkova, Vostok 6 uzay aracına binerek uzaya çıkan ilk kadın oldu. Kod adı “Martı”ydı (Çayka). Sovyet kozmonotlarının uzaydan yerdeki merkezle yaptıkları konuşmalarda kendi isimleri dahil herşeyi kodlarla anlatmaları gelenekti. Tereşkova, uzayda iki gün 22 saat 50 dakika kaldıktan ve dünya etrafında 48 tur attıktan sonra, 19 Haziran’da Kazakistan’da Karağandı’nın 620 kilometre uzağında yeryüzüne indi. Resmî Sovyet propagandasına göre, uçuş harika geçmişti. Genç kadın birkaç gün sonra Moskova’da Kızıl Meydan’da SSCB lideri Kruşçev’in yanında gülümsüyordu. Kruşçev toplanmış kalabalığa seslendi:

Kod adı: Martı Sovyet kozmonotlarının uzaydan yerdeki merkezle yaptıkları konuşmalarda kendi isimleri dahil herşeyi kodlarla anlatmaları gelenekti. Uzay yolculuğu için seçildikten sonra Tereşkova’ya da ‘Çayka’ (Martı) kod adı verildi.

“Burjuvazi her zaman kadınların zayıf cins olduğunu iddia eder. Şimdi, burada, burjuvazinin gözünde zayıf olması gereken tipik bir Sovyet kadını görüyorsunuz. Bakın, Amerika’nın astronotlarına nasıl haddini bildirdi! Onlara kimin kim olduğunu gösterdi!”.

Uzay üssünde son hazırlıklar Tereşkova 16 Haziran 1963’te güney Kazakistan’ın Baykonur kasabasındaki dünyanın ilk ve en büyük kozmodromundan (uzay üssü) havalanmasından hemen önce son hazırlıklarını yapıyor.

Aslında uçuş sorunlu geçmişti. Bu son derece doğaldı: Hem Vostok uzay kapsülü hem de küçücük aracın içinde kozmonotlara sunulan yaşam ortamı mükemmel değildi; üstelik yolculuk çok uzun, neredeyse üç gün sürmüştü. Normal kabul edilebilecek bu sorunlardan hiç bahsedilmemesi, Sovyet uzay camiasında dedikodulara, komplo teorilerine, hatta iftiralara yol açtı. Baş mühendis ve tasarımcı Korolev’in Tereşkova’nın performansından memnun olmadığı ve bu nedenle uzay aracının elle kontrolünü almasına izin vermediği öne sürüldü. Kamanin’in günlüğüne yazdığına göre, bir görevli yayınlanan basın bildirisine Tereşkova’nın uzaydayken duygusal durumunun iyi olmadığını belirten bir paragraf sokuşturmaya çalışmıştı. Kamanin’e göre bütün bunlar abartıdan ibaretti. Üç gün boyunca yeryüzündeki komuta merkezi kozmonota destek olmak için fazla bir şey yapmamıştı. Valentina yemeklerden nefret etmiş ve kusmuştu; üzerinden çıkaramadığı uzay giysisi ve vücuduna yapıştırılmış tıbbi durumunu kontrol etmeye yarayan sensorlar kaşıntıya yol açmıştı; yerinden kalkamadığı için bacaklarına kramp girmişti.

Tereşkova’nın rahatsız uzay yolculuğu Uzaya çıkan ilk kadın Valentina Tereşkova rahatsız bir uzay yolculuğu gerçekleştirmişti. Uzayda aldığı besinlerden nefret etmiş, kusmuştu. Üç gün boyunca uzay aracında iğrenç bulduğu yemekleri yiyemeyen kozmonot, inişinde köylülerin getirdiği yemeklere yumulmuş, yemediği uzay yiyeceklerini de köylülere dağıtmıştı.

Valentina Tereşkova aradan ancak 30 yıl geçtikten sonra kendi hikayesini –o da ancak bir bölümünü- anlattı. Ona göre Vostok kapsülünün otomatik yönlendirme sistemi hatalıydı. Kapsül, hedeften 90 derece sapıyordu; yani atmosfere dönmek yerine daha yükseğe doğru harekete geçmişti. Yer kontrolüne bu durumu anlattıktan sonra merkez ancak ikinci gün sorunu halletmek üzere sinyal göndermişti. Yeryüzüne indikten sonra, uzay programının baş mühendisi Sergey Korolev genç kadını bir kenara çekmiş ve raporunda bu sorundan sözetmemesini istemişti; çünkü mühendisler bu hatadan dolayı ağır bir cezaya çarptırılabilirlerdi (Stalin döneminde küreğe mahkum edilen ancak 2. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi sayesinde Sibirya’dan geri çağrılan dahi mühendis Korolev, Sovyet sisteminde bu tür hataların ağır bedelleri olduğunu çok iyi biliyordu). Valentina onun sözünü dinlemişti ama, Korolev’le yaptığı 10 dakikalık bu özel görüşmeden neredeyse ağlayarak çıktığını herkes görmüştü.

Valentina’nın yeryüzüne dönüşü de sorunluydu. İniş sırasında başındaki kask burnuna çarpmış ve yüzünü morartmıştı. Öyle ki resmî fotoğraf çekiminde ağır bir makyaj yapmak zorunda kalmıştı. Valentina Kazakistan’a inince, civardaki köylüler ellerinde ekmekler, kımızlar ve çeşitli yöresel yemeklerle koşuşmuşlardı. Üç gün boyunca uzay aracında iğrenç bulduğu yemekleri yiyemeyen kozmonot, hemen bunlara yumulmuş, bu arada yemediği uzay yiyeceklerini de köylülere dağıtmıştı; çünkü ne kadar az yemek yediğinin anlaşılmasını istemiyordu. Bölgeye koşan uzay ekibindeki doktorlar durumu hemen farketmiş ve deney sonuçlarını bozduğu için genç kadını epeyce azarlamışlardı.

Zorlu bir seçimin zorlu bir yolculuk Zorlu seçilme dönemini zorlu bir uçuş ve yere iniş takip etmişti. İniş sırasında başındaki kask kozmonotun burnuna çarpmış ve yüzünü morartmıştı.

Valentina Tereşkova’nın görevini tam olarak yerine getiremediği söylentilerine, uzay aracına sarhoş bindiği gibi inanılmaz iftiralar da eklendi ama, o artık dünyanın tanıdığı büyük bir Sovyet kahramanı, “Etekli Gagarin” olmuştu.

1963 yazında uzay camiasında Valentina’nın uzaya çıkmış tek bekar kozmonot Andriyan Nikolayev ile evlenmesi gerektiğine dair bir şaka dolaşmaya başladı. Şaka Kruşçev’in kulağına ulaşır ulaşmaz bunun harika bir fikir olduğuna karar veren diktatör, onları 3 Kasım 1963’te Moskova Düğün Sarayı’nda muazzam bir törenle evlendirdi. Ertesi yıl çiftin Elena adında bir kızı doğunca, hemen tıp dünyasının ilgisini çekti. Uzaya çıkmış iki insanın çocuğu olarak bebeğin sakat dünyaya geldiği, otistik olduğu iddiaları yayıldı (bunların doğru olmadığı anlaşıldı; doktor olan Elena yıllardır sağlıklı bir yaşam sürdürdüğü gibi çocukları da var). Sovyet dedikodu makinasına göre, çift birlikte uzaya çıkıp orada bir çocuk daha yapmaları için ciddi baskıya uğramıştı ancak bu söylentiyi doğrulayan kimse olmadı. İki kozmonotun politik evliliği başarılı değildi. Yine de ancak 19 yıl sonra boşandılar. Bu kadar beklemelerinin nedeni, boşanmış kozmonotların uzaya çıkmasına izin verilmeyeceğini bilmeleriydi (aynı durum o dönemde Amerikalı astronotlar için de geçerliydi).

Nikahını Krusçev Valentina, uzaya çıkmış tek bekâr kozmonot Andriyan Nikolayev ile evlendi. Çifti Kruşçev, 3 Kasım 1963’te Moskova Düğün Sarayı’nda muazzam bir törenle evlendirdi.

Valentina Tereşkova, Sovyet propagandası için kadın-erkek eşitliğinin bir simgesi olmuştu ama tek örnek olarak kaldı. Onunla birlikte talim gören kadın kozmonotlar boş yere uzaya gönderilmeyi beklediler; nihayet 1969’da kadın programı kaldırıldı. Buna Sovyet uzay programına imzasını atan parlak bilimadamı Sergey Korolev’in 1966’da ölmesinin yolaçtığı söylenir ama asıl neden uzayda kadın-erkek eşitliğinin SSCB’de de ABD’deki gibi hayalden öteye gidememesiydi.

Valentina Tereşkova, kozmonot programına er rütbesiyle girdikten az sonra generalliğe kadar yükseldi; milletvekili oldu; madalyalarıyla, dış gezileriyle, kontrollü röportajlarıyla bugüne kadar geldi. Her zaman bir Sovyet (sonra Rus) milliyetçisiydi; bugünkü de dahil hep iktidara sadık kaldı.

İktidara sadık makbul vatandaş Tereşkova, kozmonot programına er rütbesiyle girdikten az sonra generalliğe kadar yükseldi, daha sonra milletvekili oldu. Her zaman bir Sovyet (sonra Rus) milliyetçisiydi. Sovyetler’de Kruşçev’le yakınlığı onun hep iktidara sadık bir halk kahramanı olduğunun kanıtıdır.
Rusya’da Putin’le olan yakınlığı da onun hep iktidara sadık bir halk kahramanı olduğunun kanıtıdır.

Mercury 13 programı

Amerikalı kadınlar ‘yerde’ kalmıştı

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Araştırmaları Dairesi NASA, 1958’de uzay yolculuğu için en iyi, en parlak ve en uygun insanları bulmak amacıyla Mercury Projesi’ni başlatmıştı. NASA Bilimsel Danışmanlık Komitesi Başkanı Dr. William Lovelace erkekler için gereken test programını oluşturmuştu. Ertesi yıl, Sovyetler’in bir kadını uzaya göndermeyi planladığını öğrenen General Donald Flickinger, kadınların uzaya çıkıp çıkamayacaklarını anlamak için Dr. Lovelace’den yardım istedi. Dr. Lovelace, gayriresmî olarak kadınlar için de bir test programı geliştirdi. Mercury 13 adıyla bilinen programa katılan kadınların en az 2 bin saatlik uçuşu olması gerekiyordu. Testlere katılan 13 kadın çok başarılı sonuçlar elde etmesine rağmen NASA bu programı resmen tanımayınca hiçbiri uzaya çıkamadı. Uzaya çıkan ilk Amerikalı kadın astronot Sally Ride yolculuğunu ancak 1983’te, Tereşkova’dan 20 yıl sonra yaptı.