YURDAER ALTINTAŞ (1935-2019)

“YURDAER ALTINTAŞ’IN 80. YAŞI NEDENİYLE ULUSLARARASI ÇAĞRILI AFİŞ SERGİSİ”NDE, MEHDİ SAEEDİ’NİN AFİŞİ ÖNÜNDE, 2015. 

Grafik tasarımının büyük ustalarından Yurdaer Altıntaş’ı geçen ay, 24 Temmuz’da kaybettik. Bu kayıp hem bizzat kendisini tanıyıp sevenlerin hem de yapıtına hayranlık duyanların yüreğinde doldurulamaz bir boşluk yaratacak hiç kuşkusuz. Türkiye grafik tasarımının 60 yıllık kesintisiz bir manzarasını sunan meslek hayatını yeteneğiyle, kendisi olma cesaretiyle ve işine duyduğu saygıyla yüceltmeyi başaran uluslararası bir sanatçıydı Yurdaer Altıntaş. Dolu dolu ve tavizsiz yaşadığını, dolu dolu ürettiğini bilmemiz belki de tek tesellimiz. Temmuz ayında, vefatından hemen önce Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Yurdaer’i Anlatmak-Yurdaer Altıntaş’ın Yapıtlarına Bir Bakış isimli kitaptan yaptığımız seçkiyle, ustayı bir kez daha görüyor, dinliyoruz. Saygıyla… 

“… Zaten 1960-70 arası, Türk tiyatrosunun altın dönemi. Kenterler hafta sonu iki farklı oyun oynuyorlar, sabah da gelecek oyunun provasını yapıyorlar. Müthiş bir tempo. Bilet bulamıyorsun. Oyunlar arttıkça duvarlar benim afişlerimle doluyor. Elmadağ’daki tahta panolarda asılı 100×140 cm afişler, neredeyse kişisel afiş sergim gibi…” 

“APTAL KIZ” TİYATRO OYUNU AFİŞİNİN ORİJİNALİ, KAĞIT ÜZERİNE GUAJ, 100X140 cm., 1961. 
BUGÜN GİT YARIN GELTİYATRO OYUNU İÇİN AFİŞ, 100X140 cm., 1966. 
“MARY MARY” TİYATRO OYUNU AFİŞİNİN ORİJİNALİ, KAĞIT ÜZERİNE GUAJ, 100X140. cm., 1962. 

“1970’li yıllarda tiyatrolar afiş yaptırmaz oluyorlar. Dormen Tiyatrosu kapanıyor. Ajanslarla da flört etmiyorum. Zaman bol. Belki ilerde nasıl olsa değerlendiririm diyerek Karagöz figürleri resmetmeye başlıyorum. Tiyatro sonrası Karagöz… Çok da ters düşmüyor açıkçası…” 

ÇELEBİ”, KARAGÖZ TİPLEMELERİ RESİMLEME, KAĞIT ÜZERİNE SULUBOYA 23X50 cm., 1969. 
SALINCAK”, KARAGÖZ OYUNLARI RESİMLEME, KAĞIT ÜZERİNE SULUBOYA, 46X22 cm., 1970. 
ÇENGİ”, KARAGÖZ TİPLEMELERİ RESİMLEME, KAĞIT ÜZERİNE SULUBOYA, 23X50 cm., 1969. 

“… Bu sefer Nasreddin Hoca fıkraları yapıyorum takvim için. Tabii şu çıkıyor ortaya; resimlemeye çok uygun olmasına karşın, o güne kadar hiçbir grafik sanatçısı Türk folkloruna eğilmemiş. Oysa yayılması lazım. Karagöz ve Nasreddin Hoca gibi Dede Korkut efsanelerini de resimliyorum…” 

GÖL MAYA TUTAR MI?”, NASREDDİN HOCA FIKRALARINDAN RESİMLEME, KAĞIT ÜZERİNE SULUBOYA VE YAĞLI PASTEL, 30X35 cm., 1971. 
“DELİ DUMRUL ÖYKÜSÜ”, DEDE KORKUT RESİMLEMELERİ, KAĞIT ÜZERİNE SULUBOYA VE YAĞLI PASTEL, 45X23 cm., 1977. 

“1989’da Galeri MD’de “Yurdaer’in Melekleri” başlıklı bir sergi açıyorum. Kadınlardan çok erkeklerle ilgili bir sergi. Kadına salt cinsel açıdan bakan erkeğin eleştirisi, onları açık seçik ortaya koymak işte. Bana sergiyi gören kadınların çok kızacağı söyleniyor ama en çok da onlar beğeniyor…” 

“YURDAER’İN MELEKLERİ”, RESİMLEME KAĞIT ÜZERİNE YAĞLI PASTEL, SULUBOYA VE KOLAJ, 47X67 cm., 1989 
“YURDAER’İN MELEKLERİ”, RESİMLEME KAĞIT ÜZERİNE SULUBOYA VE KOLAJ, 59X44 cm., 1989. 
“YURDAER’İN MELEKLERİ”, RESİMLEME KAĞIT ÜZERİNE SULUBOYA VE GUAJ, 29X41 cm., 1987. 

“Ardından ‘Surname-i Hümayun’. Bu minyatürler yapılmış, edilmiş. Bu bir resimlemedir. Ben de tasarımcı olarak bu resimleri başka türlü ele alsam nasıl olur diye kafaya takıyorum yine. Mizah katılabilir ama çok tehlikelidir mizah katmak. 60×80 cm tuval üzerine akrilik çalışıyorum. Esasen minyatürdür orijinalleri tabii…” 

“ELEK YAPIMCILARI”, SURNAME-İ HUMAYUN RESİMLEME, TUVAL ÜZERİNE AKRİLİK, 60X80 cm., 2007. 
“DENIZCİLER”, SURNAME-İ HUMAYUN RESİMLEME, TUVAL ÜZERİNE AKRİLİK, 80X60 cm., 2007. 
“AT BİNİCİLER”, SURNAME-İ HUMAYUN RESİMLEME, TUVAL ÜZERİNE AKRİLİK,80X60 cm., 2008. 

“(1990’larda) Uluslararası İstanbul Film Festivali’ne afişler yapmaya başlıyorum. O döneme kadar genel festival afişleri yarışma ile seçiliyordu, sonra yarışmadan sonuç alınamayınca benden isteniyor. Ben yarışmalar konusunda hep ısrarcıyım. Afiş yarışmaları yapılmazsa gençler kendilerini nasıl gösterecek?..” 

“SİNEMANIN YÜZÜNCÜ YILI”, AFİŞ, 50X70 cm., 1995.
“DAMGALI KADIN”, AFİŞ, 57X82 cm., 2004. 
“ŞEHİR IŞIKLARI”, CHARLES CHAPLIN FİLM AFİŞİ, 50X70 cm., 2000. 

“ ‘Yurdaerce’ diyorlar benim işlerime. Ama bu ne demek? Bilmiyorum. ‘Senin işini gördüğüm zaman imzan olmasa bile bu Yurdaer’indir diyorum ve doğru çıkıyor’ diyorlar. Bu nasıl oluyor, ben de bilmiyorum. Numara yapmamak mı diyelim buna; tamamen doğru bulduğum doğrultuda ve tamamen kendinden, birtakım etkiler altında kalmadan, birtakım özentilikler olmaksızın iş üretmenin sonucu belki de…” 

“30. GRAFİK ÜRÜNLER SERGİSİ”, AFİŞ, 70X100 cm., 2011. 
YURDAER ALTINTAŞ, “TİYATRO AFİŞLERİ VE KARAGÖZLER”, SERGİ AFİŞİ, 50X70 cm., 1987. 

Bülent Erkmen’in cenaze töreninde yaptığı kısa konuşma

“Bir hafta önce hastaneye, onu görmeye gittiğimde elimi tuttu ve bir şey söyledi, sesi çıkmadığı için uzun süre anlamadım, çevredekilerin yardımıyla sonunda anladım ki ‘İşin gücün yok mu senin?’ diyordu. Evet, işte Yurdaer buydu! Bütün hınzırlığıyla, coşkusuyla, tutkusuyla, doğru bildiğini doğrudan söylemesiyle, kızgınlıklarıyla ve inadıyla! Hayata bu inatla tutundu, inadına afiş yaptı, yaptıklarını inadına sergiledi, inadına öğrenci yetiştirdi, öğrencileriyle birlikte inadına yaşgününü kutladı, hatta onlarla daha fazla beraber olmak için bir yılda birkaç yaşgünü kutladı! Konuştu, yazdı, güldü, rakı sohbetlerinin aranılanı oldu, örgütledi, söylendi, kızdı, bağırdı… Sakin olduğunda neyin var derdim! Sonra sustu. Önce fısıldadı sonra tamamen sustu. Son anına kadar pırıl pırıl bir zihin açıklığıyla, o zihnin hapsolduğu bedenle gözümüzün önünde eridi, 24 Temmuz Çarşamba günü 12:28’de de gitti. Yurdaer’in yakın dostları olan Norgunk Yayınları’nın sahipleri dün Twitter hesabından bir öneride bulundu: ‘Yurdaer Altıntaş’ın adı bir rüzgara verilsin’. Evet, bir rüzgara Yurdaer’in adını vermek, yüzümüzü o rüzgara çevirmek”. 

Yurdaer Altıntaş’ın yapıtını ve grafik sanatına bakışını daha iyi “anlamak” için editoryal çalışmasını Umut Altıntaş’ın yaptığı Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Yurdaer’i Anlatmak-Yurdaer Altıntaş’ın Yapıtlarına Bir Bakış” isimli kitaba başvurabilirsiniz.