19. yüzyılda düzenlenen fuarlarda bir araya gelen ülkeler, sanayi, ticaret, tarım ve kültürel ürünlerini tanıtıyor; sanayileşmeye başlayan ülkeler teknoloji ürünleriyle boy gösterirken Osmanlılar da incir, tütün, halı, kilim ve lokumla yarıştaki yerlerini alıyorlardı. Damacıbaşı İbrahim Efendi isimli bir dama ustası da 1893 Chicago Fuarı’nda düzenlenecek müsabakalara katılmak istemiş, ancak 2. Abdülhamid’den izin alamamıştı.

Amerika kıtasının keşfinin 400. yılı anısına 1893’te düzenlenen Chicago Uluslararası Fuarı, o zamana kadar gerçekleşen fuarların en büyüğü olmuştu. O günlerin en son teknoloji ürünlerinin sergilendiği fuarda aynı zamanda çeşitli sergiler, tiyatrolar, paneller, yayınlar ve ödüllerle antropoloji bilimindeki gelişmelere de büyük yer verilmiştir.

50 ülkenin katıldığı fuara, Batı dünyası için egzotik kültürleri, insanları, ürünleriyle cazip gelen Doğu ülkeleri özellikle davet edilmişti. Çin, Japonya, Rusya, İran gibi bağımsız Asya ülkeleri yanında sömürge yönetimi altında olan Hindistan, Cava ile Afrika’da henüz bağımsızlığını kazanmış Dahomey, ayrıca Mısır, Fas, Cezayir ve Tunus da fuara katılmıştı.

Osmanlı Devleti ise resmen davet edilmiş ve katılım kararı sonrası tüm Osmanlı topraklarından seçilip sergilenen yaklaşık 13.000 ürün yanında çeşitli tiyatro oyunları sahnelenmiş ve fuar süresince bir Osmanlı gazetesi çıkarılmıştı. Fuara Osmanlı Komiseri olarak tayin edilen Hakkı Bey, İttihat ve Terakki döneminde sadrazam olacaktır. Fuardaki gazeteyi çıkaran Süleyman el-Bostani ve gazete yazarı Ubeydullah Efendi de İttihat ve Terakki’den milletvekili seçileceklerdir.

Osmanlı Devleti dünyada bu tür çeşitli organizasyonlara katılırken, kendisi de İstanbul’da, yukardaki fuardan 30 yıl önce, 1863’te bir fuar düzenlemişti. İlerleyen yıllarda Osmanlı vatandaşlarının yabancı olmadıkları bu etkinliklere katılma isteklerinin oldukça arttığı görülüyor. Devlet adamları da fuara katılma arzularını dile getirmiştir. Ahmed Cevdet Paşa bizzat yazdığı (müsveddeleri mevcut ama temizlerinin gönderilip gönderilmediği meçhul) iki ayrı arzuhaliyle; kendisinin fahri azalığına kabul edildiği kongrede İslâm’ı doğru bir şekilde tanıtma fırsatını değerlendirmek [BOA.YEE. 79/18], kızı Fatma Aliye’nin de Paris’te Fransızca basılan Les Femmes Musulmanes (İslâm Kadınları) kitabıyla layık görüldüğü ödülü alabilmek için 2. Abdülhamid’den Chicago Fuarı’na katılma izni istemiştir [BOA.YEE. 38/120 ve 123].

Türk Köyü 1893 Chicago Fuarı’nın en çok ilgi çeken teknolojik yeniliklerinden, büyüklüğü ile nam salmış elektrikli dönme dolaptan çekilen fotoğrafta Türk Köyü’nün manzarası.

İzin verildiğine dair bir belge bulunamaması, paşa ile kızının fuara katılamamalarını açıklıyor. Osmanlı coğrafyasının her yerinden çok sayıda kişi de fuara katılmak istemesine rağmen çoğuna izin verilmemiştir (bunlardan Üsküdarlı Mucit Edhem Efendi’nin macerasını #tarih 51. sayıda nakletmiştik).

Bu süreçte en ilginç katılım taleplerinden biri de, Sultan Abdülaziz devrinde oldukça gelişme gösteren dama oyunundaki becerisiyle dünyaya meydan okuma iddiasında olan İbrahim Efendi’den gelmiştir. Sultan Abdülaziz güreş sporuna, dama, tavla gibi oyunlara olan tutkusuyla bilinir. Zamanında sarayda “Damacıbaşı” unvanını ihdas etmişti. Mabeyn kâtipliği, Has Ahır kâtipliği gibi görevlerde istihdam ettiği ama işleri sadece padişahla oyun oynamak olan bu kişiler Osmanlı toplumunun en iyi dama oyuncularıydı. En yetenekli olanı ise Edhem Efendi’ydi.

1917’de “9 taşlı dama” oynayanlar.

1914’te Zekâ mecmuasında Bahâ Tevfik o devri şöyle anlatır:

“… Sultan Abdülaziz’in zaman-ı saltanatında memlekete pek çok paralar girmiş ve bu paraların temin ettiği refah ve saadet halkta eğlenceye karşı büyük bir temayül uyandırmıştı. Eğlence iptilası en evvel padişahın sarayında başladı. Gümülcine’den getirilmiş Pomak pehlivanlar bir taraftan iri ve gürbüz vücutlarıyla baharın taze çimenleri üzerinde güreşiyor, azametli ve korkunç boynuzlu koçlar bir tarafta tokuşuyor, Hint horozları kanlı güreşlerle boğuşuyorlardı. Padişah bir taraftan bunları seyrederek maddi bir spor hayatı yaşarken diğer taraftan da damaya merak ediyor, fikri, en ince ihtimaller ve tasavvurlar ile kavuran bu müşkül oyunun inceliklerine vakıf zevatı sarayına davet ediyordu. Bu davet olunan kişiler arasında riyaset mevkiini ihraz eden Damacı Edhem Efendi oldu. Kendisi yaklaşık 1810’da Üsküdar’da doğmuş ve yine orada büyümüştür. Ölünceye kadar Has Ahır kâtiplerinden idi. Geçenlerde vefat eden Maliye Nâzırı Ragıb Bey Edhem Efendi’nin oğludur.

Edhem Efendi damada pek büyük bir kudreti haizdi. Üç bin açmazı vardı ki bunları süratle ve kolaylıkla icra ederdi. Asrın diğer damacıları arasında İbrahim Efendi, Haçik Efendi, Mabeyn Kâtibi Ziya Bey vardı. Bunlar birinci dereceyi işgal ediyorlardı. İkinci derecede kuvveti olan zevattan Seryaver Halil Paşa’nın Kabataş’taki konağında toplanarak bu işle meşgul oluyorlardı. Bunlardan İbrahim Efendi damadaki mahareti sayesinde Edhem Efendi’nin pek ziyade nazar-ı memnuniyetini celb etmiş ve nihayet kızını alarak damadı olmuştu.

Gerek Edhem Efendi ve gerek İbrahim Efendi gayet hür fikirli, zarîf, nüktedân zatlardı. Edhem Efendi 76-77 yaşında vefat etti. Ölümünden iki gün evvel bütün borçlarını ödemişti. Damadı İbrahim Efendi gerek damacılıkta gerekse nüktedanlıkta Edhem Efendi’nin hakkıyla yerini tutmuştur. Çoğunlukla Sultan Aziz ile dama oynardı. Abdülaziz de bu oyunda oldukça kuvvetliydi. Bu emsalsiz damacıların toplanma yeri Selimiye’deki Çiçekçi Kahvesi idi. Seryaver Halil Paşa bile emekli olduktan sonra kalan ömrünü bu kahvehanede geçirmiştir”.

Türk daması Matbaacı Arakil Efendi, 1888’de Faydalı ve Eğlenceli Oyunlar adında iki küçük dama kitabı yayımlamıştı. Türk dama oyunu tarihindeki ilk örneklerinden…

Bahâ Tevfik’in günlük dille anlatımında ayrıntısını belirtmediği bir husus daha var. Memlekete giren “pek çok” paranın kaynağının üretim gelirinden değil yurtdışından alınan borçlar olduğu ve bu paraların temin ettiği refah ve saadetin toplumun geneli şöyle dursun, sınırlı bir azınlığı ilgilendirdiği bilinmelidir. Osmanlı Devleti’nin Kırım Savaşı’nda (1853-56) başlayan borçlanma serüveninin Sultan Abdülaziz devrinde devletin iflasına yol açacak kadar arttığı ortadadır. Cevdet Paşa’nın da dile getirdiği safahat devrinde, halkın eğlenceye temayülünün artması da saraydan vezir konaklarına yayılan israfın aşağı doğru yansıyan gölgesidir.

Sultan Aziz, Ayazağa Köşkü’nde yaptırdığı havuz başında dama oynamaya bayılırdı. O yüzden “Dama Köşkü” de denilen bu binada, yanından ayırmadığı, mabeyn kadrosuna dahil ettiği usta damacılarla sıkı partiler yapardı. Sadece damaya değil tavlaya da büyük tutkusu vardı. Devrin sayılı zenginlerinden Abraham Paşa ile giriştiği tavla partileri en büyük zevklerindendi. Günümüzde Beykoz’da Abraham Paşa Korusu adıyla anılan binlerce dönümlük araziyi, paşanın parça parça bu tavla partilerinde kazandığı rivayeti halk arasında yaşayıp bugünlere gelmiştir.

Sultan 2. Abdülhamid devrinde ise yeni padişah, amcası Abdülaziz’in en yakınındaki damacılardan Mabeyn Kâtibi Ziya Bey’i tanımış, Veliahd Murad’a gelerek Abdülaziz’i her türlü şaklabanlıkla taklit ettiğine şahit olmuştur. Onun namertliği sayesinde kendinden başka kimseye güvenmemesi gerektiğine inanmıştır. Böylelikle amcasının maiyetinde ne kadar görevli varsa hepsi saraydan çıkarılıp emekli edilmişlerdir. İşte Edhem Efendi’nin damadı olan Damacıbaşı İbrahim Efendi de bunların arasındadır ve şimdi Chicago Fuarı’na katılmak için izin istemektedir!

İbrahim Efendi, Ticaret ve Nafia Nezareti’ne yazmış olduğu ve burada tam metnini verdiğimiz arzuhalinde Sultan Abdülaziz’in damacıbaşısı olup emekli maaşıyla geçindiğini belirtir. Dikkat ve incelik isteyen, 16 taşla oynanan, 4-5 binden fazla varyasyonu olan damada şimdiye kadar hiçbir ferde yenilmediğini, yenilmesinin de imkânsız olduğunu iddia eder.

2. Abdülhamid aslında Edhem Efendi’yi tanımaktadır. Japonya kıyılarında batan Ertuğrul gemisinden kurtulan mürettebatı İstanbul’a getiren Japonlarla dama oynamasını bizzat padişah istemiştir. Bunu da hatırlatarak Avrupa ve ABD’nin dama tutkunlarına kendini göstermek, bu sayede mensubu olmakla iftihar ettiği Osmanlıların övünç duyması için Chicago Fuarı’na katılmak arzusundadır. Bu dileğinin yerine getirilmesini doğrudan doğruya padişaha yazmayarak, işlemleri yürüten makam olduğu için öncelikle Ticaret Nezareti’ne müracaat etmiştir. Masraflarının devlet tarafından karşılanarak ABD’ye gönderilmesini talep eden arzuhalinin padişaha takdimini arz eder.

Ticaret ve Nafia Nezareti aracılığıyla bu arzuhal bir hafta sonra Sadaret’e gönderilmişse de, Damacıbaşı İbrahim Efendi istediği izni alamamış, Chicago’ya gidememiştir.

Osmanlı kültüründe satranç

Dinî otoritelerce mekruh veya haram kategorisinde değerlendirilmelerine rağmen, dama, tavla, satranç oyunları Osmanlı kültür havzasında geniş kitlelerin rağbetine mazhar olmuştur. Evliya Çelebi hayal gücüyle Seyahatname’sinde Yavuz’un şehzadeliğinde Şah İsmail ile satranç oynamasına geniş yer verdiği gibi ülkenin her yerinden satranç, dama, tavla oyunlarına dair izlenimlerini de aktarır. Oryantalist ressamlardan Ludwig Deutsch, 1896 tarihli “Satranç Oyunu” tablosuyla Doğu toplumlarının satranç tutkusunu belgelemiştir.

ABD’ye gitmek isteyen İbrahim Efendi

‘Dama oyununda şimdiye kadar bir ferde mağlup olmadım’

25 Ağustos 1892 Damacıbaşı İbrahim Efendi’nin 1893 Chicago Fuarı’na katılmak arzusuyla Ticaret ve Nafia Nezareti’ne gönderdiği dilekçesi.

Ticaret ve Nafia Nezaret-i Celilesine

Ma‘rûz-ı bendeleridir ki

Yakında Şikago’da küşâdı mukarrer olan sergi-i umûmîye bi′l-cümle memâlik ve büldân ahalisi iştirâk ederek orada hıref ve sanâyi‘-i mütenevvi‘ânın netâyic ve semerâtı enzâr-ı enâma vaz‘ olunacağı gibi dürlü oyunlar ve envâ‘ yarışlar icrâ olunacağı derkâr ve bu bâbda tefevvuk edenlerin ve gâlib gelenlerin mensûb oldukları memlekete az ve çok mûcib-i fahr u mübâhât olacağı âşikârdır. Kulları merhûm cennet-mekân Sultan Abdülaziz Han Hazretlerinin damacıbaşısı olup sâye-i merâhim-vâye-i hazret-i hilâfet-penâhîde el-hâletü hâzihi çıraklık ma‘âşıyla bekâm olup on altı taşdan ibaret olduğu halde dört-beş bin oyunu hâvî olan gayet dakîk ve o nispetde muhtâc-ı dikkat olan dama oyununda şimdiye kadar bir ferde mağlûb olmadığım gibi mağlûb olmakda derece-i istihâlede olmasına ve Avrupa ile Amerika′da mezkûr oyun mevkî‘-i i‘tibârda olup vakit be vakit bu bâbda yarışlar tertîb olunarak mükâfâtlar tahsîs olunduğu gazetelerle neşr u i‘lân olunmakda bulunmasına nazaran sâlifü′l-arz sergide dahi dama mahâret-kârânı toplanacağı bedîhî olmağla kulları dahi oraya azîmetle meydân-ı imtihân açmak arzû-yı kavîsinde isem de fikdân-ı iktidâr-ı mâlî mânî‘-i sefer-i hâlî olduğundan melce’ u melâz-ı Osmâniyân olan atebe-i felek-mertebe-i hazret-i cihân-bânîye doğrudan doğruya mürâca‘ata ictisâr edecek idiysem de Memâlik-i Mahrûseti′l-Mesâlik-i Saltanat-ı Seniyye′den mezkûr sergiye vukû‘ bulacak irsâlâtın tertîb ve isrâsı nezâret-i celîlelerine muhavvel olduğundan ve geçende sefîne-i mahsûs ile mersâ-yı Dersaadet′e gelen Japonyalılarla dama oynamaklığım içün irâde-i seniyye şeref-sudûr buyurulmuş olduğuna nazaran şu arzû-yı âcizânemin makbûl-ı nazar-ı ekîd-i eser-i hazret-i mülûkâne olacağı derkâr bulunduğundan yukarıda dahi arz olunduğu üzere dama oyununda kulları içün mağlûbiyet bir emr-i müstahîl olup saye-i şâhânelerinde Avrupa dama mahâret-kârânı indinde bir hâtıra bırakmak ve bu vechile mensûbiyetiyle müftehir ve mübâhî olduğum kavm-i necîb-i Osmâniyân′a âcizâne celb-i senâ etmek üzere resmen sergi-i mezkûre gönderilecek zevât meyânında masârif-i vâkı‘âmın dahi cânib-i mîrîden tesviyesiyle Amerika′ya i‘zâm buyurulmaklığım zımnında işbu arzuhalimin huzûr-ı mekârim-mevfûr-ı hazret-i mülûkâneye arz u takdîmi husûsuna müsâ‘ade-i âsafâneleri bî-diriğ buyurulmak bâbında emr u fermân hazret-i men lehü′l-emrindir.

Fî 13 Ağustos sene 308-[25 Ağustos 1892]

Bende

Mabeyn-i Hümâyûn Mütekâ‘idlerinden

İbrahim