Edebiyatın favori temalarından çay, ünlü romancı ve şairlerin kaleminden eksik olmadı. Kısa bir gezinti. 

“Dünyanın canı cehenneme, yeter ki ben çayımı içebileyim.” 

(Yeraltından Notlar, Dostoyevski) 

“Çay! Tanrı, her gün içilen sıradan akşamüstü çayını korusun!” 

(On Küçük Zenci, Agatha Christie) 

J. Alfred Prufrock’un Aşk Şarkısı 

Vakit senin için de benim için de, 

Hâlâ daha hâlâ vakit kararsızlıklar için, 

Bin bir karar, bin bir pişmanlık için, 

Kızarmış ekmekle çay ikramından önce. 

(T.S. Eliot, çeviri: Can Yücel) 

Çay 5000 yıl önce ilk kez yudumlandığı andan itibaren, toplumların estetik anlayışlarını da şekillendirmeye başladı. Çay yapraklarıyla harmanlanan Çin kültürünün, çaya methiyeler düzen edebi eserlerle dolup taşması şaşırtıcı değildir. Lotung’un Yedi Fincan Çay’ı, Yuan Zhen’in Çay şiiri ya da Su Dongpo’nun Taze Nehir Suyuyla Çay Demlemek’i bu yekûndan üç örnektir sadece. 

Rus edebiyatı ve çay, birbirinden ayrı düşünülemez. Yeraltından Notlar’da “Öfkemden ağzım köpürdüğü sırada, biri gönlümü alsa ya da şekerli bir çay uzatsa o anda sakinleşirdim“ diye yazan Dostoyevski, karakterlerine her fırsatta çay içirmiş; çaysız yapamayan Tolstoy’un adı farklı çay harmanlarına verilmiştir (Anna Karenina harmanları bile satılmaktadır). 

Çayın, İngiliz edebiyatında da ortaya çıkması kaçınılmazdı. Romanlarında belki de çaya en çok yer veren isim, Jane Austen’dır. Kişisel yazışmalarında devamlı çaydan bahseden ya da Twining’in çay zamlarından yakınan Austen, Duygu ve Duyarlılık (1811), Mansfield Park (1814), Emma (1816) gibi romanlarında çaydan söz eder. 2004’te Kim Wilson, ünlü yazarın çayla ilişkisini inceleyen Jane Austen’le Çay Saati adlı bir kitap yazmıştır. 

Charles Dickens da romanlarında çay sahnelerine yer verir. David Copperfield’da romanın kahramanı David, Dora karakterine olan aşkını “Dora’ya demlenmiştim” sözleriyle açıklar. Lewis Carroll’un yazdığı (1865) Alis Harikalar Diyarında’nın “Çılgın Bir Çay Partisi” adlı bölümünde Alice, Şapkacı ve Mart Tavşanı karakterlerinin çay saatine davetsiz misafir olur ve aralarında şöyle bir diyalog geçer: 

“Biraz daha çay buyur” dedi Mart Tavşanı Alice’e, büyük bir ciddiyetle. 

“Hiç çay almadım ki daha” dedi Alice, alınmış bir sesle: “bu yüzden biraz daha fazla buyuramam”. 

“Daha az çay buyuramam demek istiyorsun” dedi Şapkacı. “Şimdiye kadar hiç almadıysan, biraz daha fazla almak gayet kolay” (Çeviri: Armağan Ekici). 

İskoç yazar Louis Stevenson Dr. Jekyll ve Bay Hyde’in Tuhaf Hikayesi adlı novellasında, çayı Victoria döneminde yükselmekte olan orta sınıf için bir sembol olarak kullanır. 

20. yüzyılda Douglas Adams’ın Otostopçunun Galaksi Rehberi’nde Arthur Dent, uzaylılar tarafından kaçırıldığında zihninde beliren en can alıcı soru, uzaygemisinde çay olup olmadığıdır. 

ÇAYLI ŞARKILAR 

‘Kahve içmem, çay alayım canım’

LED ZEPPELIN, TEA FOR ONE 

Tek kişilik çay imgesinin yalnızlığı temsil ettiği bu şarkının sözleri, turnedeyken New York’taki bir otel odasında tek başına çay içen Robert Plant tarafından yazılmıştır. 

PAUL MCCARTNEY, ENGLISH TEA 

Sanatçının 2005’te çıkardığı Chaos and Creation in the Backyard albümünde yer alan şarkı, pazar sabahı kilise çanları duyulan bir bahçede kahvaltıda içilen İngiliz çayını tasvir eden, nostalji yüklü bir parçadır. 

TEA FOR TWO 

1925’de No, No Nanette adlı bir müzikal için yazılan şarkı, iki sevgilinin geleceklerini hayal ederken iki kişilik çay imgesini kullandıkları bir düettir. İlerleyen dönemde bir caz standardına dönüşmüş ve başta Nat King Cole olmak üzere pek çok müzisyen tarafından yorumlanmıştır. 

WHEN I TAKE MY SUGAR TO TEA 

1931’de Pierre Norman, Sammy Fain, Irving Kahal tarafından yazılan, Nat King Cole ve Frank Sinatra gibi önemli isimlerce yorumlanan parça, caz klasikleri arasına girmiştir. 

THE KINKS, AFTERNOON TEA 

İngiliz grubun kalp kırıklığı ve şehveti çay içme eylemiyle iç içe soktuğu parça, akşamüstü çay içerken dinlemek için ideal, eğlenceli bir pop-rock şarkısıdır. 

STING, ENGLISHMAN IN NEW YORK 

Adı üzerinde, New York’daki bir İngiliz’i anlatan bu şarkının ilk dizesi, çayseverlerin favori sözlerindendir: “I don’t drink coffee I take tea my dear” (Kahve içmem, çay alayım canım). 

THE POLICE, TEA IN THE SAHARA 

Yine Sting imzalı bu şarkı, Paul Bowles’un ünlü kitabı Çölde Çay’dan ilham alınarak yazılmıştır. 

BOSTON TEA PARTY, THE SENSATIONAL ALEX HARVEY BAND 

İskoç rock grubu 1976 tarihli bu şarkısında, iki yüz yıl önce yaşanan Boston Çay Partisi olayını ironik bir dille anlatmaktadır.

ÇAYLI RESİMLER 

Gündelik olanın heyecan vericiliği

ÇAY KAŞIKLI KADIN (LE GOÛTER) 

Fransız ressam, yazar ve şair Jean Metzinger tarafından 1911’de yapılmıştır. Bu kübik yağlıboya, “Kübizmin Mona Lisa’sı” ya da “Çay Kaşıklı Mona Lisa” olarak da anılır. 

BAHÇEDE ÇAY 

140×210 cm.’lik ebadıyla Matisse’in savaş sonrası eserlerinin en büyüklerinden olan bu çalışma, sanatçının 1919 yılındaki Nice seyahatinden sonra ortaya çıkmıştır. Orta sınıf konforunun etkileyici bir ışıkla sunulduğu eserde gündelik olanın heyecan vericiliği göze çarpar. 

ÇAY MASASINDAKI KADIN (LADY AT THE TEA TABLE) 

Amerikan empresyonist ressam Mary Stevenson Cassatt’ın 1883-85 tarihli bu eseri, çay içmekte olan yaşlı bir kadını tasvir eder. 

ÇAY SAATI 

Kilise karşıtı tutumuyla bilinen Georges Croegaert’ın Çay Saati’nde Roma Katolik Kilisesi’nden bir kardinali altın varaklarla kaplı bir odada görürüz. Keyifle çayını içmekte olan kardinalin etrafındaki şatafat, eserin eleştirel yönünü ortaya koyar. 

AKŞAMÜZERI ÇAYI 

Amerikalı izlenimci ressam Richard Emile Miller 1910 tarihli tablosunda, Fransa’da Giverny’de güneşli bir günde çay içen iki kadını resmetmiştir. 

ÇAY 

George Dunlop Leslie‘nin 1885’de tamamladığı “Çay”, çay servisi yapmak üzere olan genç bir kadını 17. yüzyıl giysileri içinde gösterir. Figürün önündeki tepside kaşık, şeker ve sütlük görülmektedir. 

ÇAY MASASINDA 

Rus empresyonist ressam Konstantin Korovin’in, 1888 tarihli resminde akşamüstü çayı esnasında bir aileyi görürüz. Sofradaki büyük semaver, Rus çay kültürüne işaret eder.