Yaşadığımız salgın hastalık koşullarında, her gün defalarca duyduğumuz aşı haberleri en başta geliyor. 1903’te basılan Telkihhane-i Şâhâne’nin 1318 Senesine Mahsus İstatistik Risâlesi adlı 127 sayfalık eser, Osmanlı döneminde “telkih” denilen aşı üzerine yazılmış ilk ve en kapsamlı kaynak. Doktor Mirliva Rıfat Hüsameddin Paşa’nın kaleme aldığı nadir bir kitap. 

Dünyayı saran ve sarsan malum Covid-19 pandemisi, aşının önemini, sağlık açısından gerekliliğini bir defa daha gözler önüne serdi. Ülkemizde geçmişte tıbbi anlamda aşı işlemine “telkih”, onu icra eden kuruma da “telkihhane” deniliyordu. Kubbealtı Sözlüğü’nde “telkih”in Arapça “lakh” kökünden geldiği belirtiliyor. “Döllenmek” aşılamak demektir. Telkih-i bakarî: Çiçek hastalığına karşı inek memesinden alınan serumla yapılan aşı. Telkih-i cederi: Çiçek hastalığına karşı çiçeğe tutulmuş kimseden alınan serumla yapılan aşı. 

1894’te açılan Telkihhane-i Şahane’de üretilen çiçek aşıları yalnız İstanbul’a değil tüm imparatorluk coğrafyasına dağıtılıyordu. Çiçek aşısı buzağılardan üretiliyordu.

Şemsettin Sami de Kamus-ı Türkî isimli sözlüğünde “telkih” sözcüğüne üç anlam vermektedir. Birincisi dişi hurma veya incir vesaireye erkeğinin çiçeğini asma. İkincisi aşılama, aşı vurma. Üçüncüsü çiçek illetine karşı bu illete tutulmuş bir ademin veya ineğin memesinde çıkan çıbanın cerahatini bu illetten muhafaza kasd olunan adamın kanına karıştırma. “Mikropların keşfinden beri ekser illete karşı telkih usulü tamim ve envaı teksir etmektedir” deniliyor. Yani mikropların keşfiyle birlikte aşının da yaygınlaştığı ve çeşitlenerek çoğaldığını belirtiyor.

Aşı üzerine 298 sayfalık, resim ve belgelerle desteklenen muhteşem bir derleme yapmış olan Prof. Süheyl Ünver; “Şu bir hakikattir ki eski şark milletlerinde olduğu gibi Türkler de insandan insana aşılama usulünü kullanmışlardır ve bunu 17. asır sonlarında yapmışlardır. 18. asır başlarında bunu bizde Edirne’de gören İngiltere sefiri eşi Lady Montagu bunu memleketine bildirmekle ve döndüğünde bunun propagandasını yapmakla, dünyanın diğer taraflarından değil, Türkiye’den bahsolunarak bizdeki aşı usulünün Avrupa’ya yayılmasına neden olmuştur. Yurdumuzun köprü vazifesi görmesi rolü her tarafça kabul edilmektedir. Bu aşının garpte tanınmasında bizdeki tatbikatı ile misal olduk diyebiliriz” demektedir. 

1903’te basılan Telkihhane-i Şâhâne’nin 1318 Senesine Mahsus İstatistik Risâlesi aslı eserin kapağı (altta) ve yazarı doktor Mirliva Rıfat Hüsameddin Paşa (üstte). 

Tıp fakültesi hocalarından Miralay Dr. Hüseyin Remzi Bey’in verdiği rapor üzerine İstanbul’da 27 Temmuz 1892 [15 Temmuz 1308] tarihinde Telkihhane-i Şâhâne açılır. Topkapı Sarayı içinde eski tıbbiyeden kalan nebatat bahçesi içinde 1 katlı ahşap bina olarak inşa edilir. Yapıya Sirkeci tarafındaki bir kapıdan girilir. İçinde ufak bir meydan ve ön kısmında Telkihhane-i Şâhâne yazılı bir kitabe bulunan bu alan, aşılanan hayvanların bulunduğu alandır. Ameliyathane ve malzemelerin yer aldığı bir mekan ve ayrıca 36 metre genişliğinde aşı hazırlamaya yarayan aletlerin bulunduğu bir hazırlık odası vardır. Yan kısımda çocuk ve büyükler için aşılama odası, depo, müdüriyet ve kalem odaları yapıyı tamamlar. Uzun yıllar hizmet veren bu binada yapılan aşılar parasızdır. 

Bütün bu bilgileri doktor Mirliva Rıfat Hüsameddin Paşa’nın hazırladığı ve Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne Matbaası’nda 1903’te basılan Telkihhane-i Şâhâne’nin 1318 Senesine Mahsus İstatistik Risâlesi isimli eserden öğrenmekteyiz. 127 sayfalık bu basılı kaynak, ülkemizde aşı tarihi açısından çok değerli bir başvuru kitabıdır.

 

Eski Türkçe ve Latin harfleriyle kişinin aşılandığını ve aşılanma tarihini gösteren vesikalar. Aşı diplomaları. 

Bu kıymetli eser bizden önce Süheyl Hoca tarafında incelenmiş ve Türkiye’de Çiçek Aşısı ve Tarihi eserinde etraflıca tanıtılmıştır. Bu kıymetli eski Türkçe eserde telkihhanenin kuruluşunu anlatan bölümden sonra burada 24 Mayıs 1898’de bir dershane açılması iradesi; Tıbbiye Nazırı Mahmut Paşa’nın aşı mektebine ait programı; 1894 tarihli aşı nizamnamesi; aşı talimatnamesi; telkihhane memurlarının görevlerini belirleyen talimatname; aşı mektebinden 1901 (15 kişi) ve 1902’de (25 kişi) mezun olanların listesi; aşı mektebine kayıt şartları, telkihhanenin kadrosu; İstanbul civarındaki aşı memurları; yapılan harcamalar; kullanılan tüpler; vilayetler ve sancaklarda aşı memurları; kadrolar; senelik faaliyetler; aşılar hakkında istatistiki bilgiler yer alır. Aşı tarihi için uğraşacaklar için pek önemli olan bu kaynak vakit geçirilmeden günümüz Türkçesi ile yayımlanmalıdır.