Şimdi Abone Olun

Bugünü anlamak için küçük dev neşriyat: #tarih'te bugün

Dünün tecrübeleri ışığında günün mühim gelişmeleri, dünyanın ve Türkiye'nin vasıflı özet gündemi... #tarih'te bugün bülten her sabah aynı vakitte e-posta kutunuza gelsin!

 

 

* You will receive the latest news and updates on your favorite celebrities!

Yazar: Ayşen Gür

Kapak Dosyası

GÜNAHLARI KEÇİLERE, SALDIRILARI KURTLARA MALETMEK

ÇILDIRDIKÇA ÇILDIRAN, AMA FELAKETLERİ YÖNETEN İNSAN

 

‘Toplumsal cinnet’ olarak kayıtlara geçen tarihî hadiseler, salgın-savaş-yangın-deprem-sel gibi felaket dönemlerinde ortaya çıkar. Cadı avları, kurban törenleri, falcılık, komplo teorileri, kehanetler... Bu krizleri fırsata dönüştüren insanlar, düşman saydıkları veya sorumlu tuttukları kişileri bertaraf eder ve hayata devam etmek için dinî ritüelleri sonuna kadar kullanırlar. Tabular yıkılır ve tekrar tesis edilir.

 

2 ÇOCUĞUNU, 5 TORUNUNU ÖLDÜRTEN PADİŞAH

Kaçınılmaz trajedi: Kanunî ve oğulları

 

Klasik trajedide insan kaderin oyuncağıdır. Hükümdar kendi oğullarını yani doğal rakiplerini öldürtür. Şehzadeler de babalarına başkaldırır, birbirleriyle savaşır; çünkü bu bir ölüm-kalım meselesidir. Sultan Süleyman son yıllarında artık böyle trajik bir karakterdir: Yorgun bir hükümdar, çok sevdiği karısını kaybetmiş bir erkek, iki oğlunun ölüm kararını vermiş yaşlı bir adam.

Edebiyat Tarihi

EDEBİYATIN İKİ DEVİNDEN İKİ BAŞYAPIT

Defoe ve Camus’de veba ve karantina: Bugünün aynası, aynısı!

 

İngiliz yazar Daniel Defoe Veba Yılı Günlüğü’nde (1722) gerçek bir olayı, 1665 Londra veba salgınını bir roman tadıyla anlatır. Fransız yazar Albert Camus de Veba’da Cezayir’in Oran kentinde 1940’larda yaşanan kurgusal bir salgını romanlaştırır. Sayısız insan bu kitapları herhangi bir hapsolma-kuşatılma durumunun, yokolma tehdidinin temsili olarak okumuştur. Günümüzdeki COVID-19 salgınının ortaya koyduklarıyla şaşırtıcı benzerlikler...

 
Kapak Konusu

SAVAŞ, PROPAGANDA VE KOMPLO TEORİLERİ

1. Dünya Savaşı ve suçu Almanlara lafı İspanyollara atmak

 

1. Dünya Savaşı’nın son yılında başgösteren İspanyol Gribi salgını, trajedi içinde trajediydi. Fransa’da bunun aslında gizli bir Alman saldırısı olduğuna inananların sayısı çoktu; hatta Fransız ordusu bile bu iddiaları araştırmıştı. Salgının adı da savaşa katılmamış olan İspanya’da askerî sansür olmaması, bu nedenle hastalıkla ilgili ilk haberlerin İspanya’dan gelmesiydi.

1918-1920 SALGININDAN İNSAN MANZARALARI

İspanyol Gribi de ayrım yapmadı ama en çok yoksullar ağladı

 

Tarihçiler, 1. Dünya Savaşı’na gösterdikleri ilginin onda birini bile daha fazla can alan İspanyol Gribi salgınına göstermedi. Liderler ve generaller de hastalıktan etkilendi ama, bunlar yoksul halkın çektiği acılar yanında bir hiç mertebesindeydi. Yine de ilk araştırmalar, savaşmaktan bitap düşmüş Avrupalıların bu salgını metanetle, bir çeşit tevekkülle karşıladığını gösteriyor.

 
Dehşet Hikayeleri

LENİNGRAD KUŞATMASI’NDA KADINLAR (EYLÜL 1941-OCAK 1944) 

Modern tarihin en korkunç kuşatmasını Leningrad, eski ve şimdiki adıyla St. Peterburg yaşadı. 2. Dünya Savaşı’nda Almanların çember oluşturarak bombardıman, soğuk ve açlıktan ölüme mahkum ettikleri şehri ayakta tutan kadınlar oldu. Kadınlar siper kazmaktan nöbet tutmaya, fabrikada çalışmaya kadar her işi üstlendi. Geride bıraktıkları belgeler, günlük hayatın ayrıntılarıyla doluydu. Kahramanlıkları da bu ayrıntılarda gizliydi.

 
Dehşet Hikayeleri

ROMA’DA MÖ 1. YÜZYIL VE SONRASINDA ARENA 

Eski Roma’da en alt sınıfa mensup olan veya vatandaş olmayanlara uygulanan idam türleri içinde insanların en çok sevdiği “hayvanlara mahkum edilmek” yani damnatio ad bestias cezasıydı. Romalıların circus adını verdiği, bugünkü stadyumlara benzer arenada, seyircilerin kahkaha ve alkışları arasında mahkumlar uzak diyarlardan getirilmiş aslanlar, leoparlar, filler, timsahlar, atmacalar tarafından parçalanırdı. Seyirciler de bu sırada “en son kim canlı kalacak” diye bahis oynardı.