Şimdi Abone Olun

Bugünü anlamak için küçük dev neşriyat: #tarih'te bugün

Dünün tecrübeleri ışığında günün mühim gelişmeleri, dünyanın ve Türkiye'nin vasıflı özet gündemi... #tarih'te bugün bülten her sabah aynı vakitte e-posta kutunuza gelsin!

* You will receive the latest news and updates on your favorite celebrities!

Yazar: Barış Uygur

Hafıza-i Beşer

İnternetin “dört harflileri” 

1914’ten beri krallık olmayan Nijerya’nın devrik prensinden gelen “1 milyar dolarım var ve yarısını da size vermek istiyorum; çünkü neden vermeyeyim ki” gibi maillerin dolaştığı dönemde trollemeler eğlence amaçlıydı. Bu troller zamanla siyasi odaklar tarafından gündemi etkilemek, rakiplerini kızdırmak, ilgisiz bir şeyle oyalamak ya da oltaya getirip diğer söylediklerini boşa çıkarmak amacıyla kullanılmaya başlandı.

 
Hafıza-i Beşer

CEZASIZ KALMASI BİR YANA… ‘Katilleri ödüllendirelim hatta heykellerini dikelim!’ 

ABD’nin North Carolina eyaletinin Wilmington kentindeyiz. Yıl 1898. Köle ticareti resmen yasaklanmış ama köleliğe devam. Charles Brantley Aycock diye bir mal değneği var. Bu arkadaş, şehir nüfusunun çoğunluğu Siyah olmasına karşın meclisteki üç-beş Siyah temsilciyi bahane ederek ayaklanıyor; peşine iki-üç bin geri zekâlı takıyor; şehri yakıp yıkıyor, meclisi basıyor, temsilcileri asıyor, yüzlerce insanı öldürtüyor, asıyor, kesiyor. Peki bu alçak darbeciler sonradan nasıl cezalandırılıyor? Şöyle: Hepsi daha yüksek makamlara geliyor; hatta heykelleri dikiliyor

 
Hafıza-i Beşer

Cadı diye avlanan, büyücü diye harcanan… 

“Cadı avı” güçsüz, azınlık, marjinal olana karşı yürütülen bir av. Koca koca medya figürlerinin, politika esnafının falan günümüzde ikide bir “bana karşı bir cadı avı başlatılıyor” demeleri de bu yüzden her şeyden önce cadı avlarında hayatını yitiren 10 binlerce kadına terbiyesizlik. Hele hele, otorite figürlerinin, tarih boyunca cadı avlarının faili olduğu düşünülecek olursa.

 
Hafıza-i Beşer

SULLA İŞİ – 2 

Sulla, Roma’da yönetimi ele geçirdikten sonra ilk iş rakibi Marius’u vatan haini, denizaşırı ihanet şebekesi falan ilan ediyor. Ama bundan sonra bir tedbirsizlik yapıyor ve tekrar Trabzon’a sefere çıkıyor. Takmış Trabzon’a bu, illa alacak. Halbuki kafası azıcık çalışsa, “Bize her yer Trabzon” der çıkar işin içinden ama o zeka kıvraklığı yok.

 
Hafıza-i Beşer

SULLA İŞİ – 1 

Sulla gelişmeler üzerine ani bir kararla birkaç lejyonu önüne katıp Roma’ya giriveriyor. Şimdi o dönemin anlayışında Roma’ya askerle girmek olmaz, Roma’ya askerle girilmez. Ha, bunu nereden biliyoruz? Sulla’dan Sezar’a, önüne gelen bu kuralı çiğnediği için biliyoruz. Bildiğin Şapka Kanunu gibi bir şey “Roma’ya askerle girilmez” kuralı; zira çiğnemeyen yok maaşallah... Bizim Sulla da “Jüpiter’in kanunlarını bir kere delmekle bir şey olmaz” falan diye bu hareketini meşru kılmaya çalışıyor.

 
Kitap

KADEHLERDEKİ NOTA İZLERİ 

Murat Meriç, Hayat Dudaklarda Mey’de Erkin Koray’dan Sezen Aksu’ya, Neşet Ertaş’tan Müslüm Gürses’e çilingir sofralarının demirbaşı haline gelmiş 213 şarkının hikayelerini anlatıyor. Kimi zaman neşeli kimi zaman inceden efkarlı...

 
Hafıza-i Beşer

Avukat Cicero ve Roma’da bir cinayet 

Cicero, babasını öldürmekle suçlanan Sextus’un müdafiliğini üstlenir. Davayı incelediğinde öldürülen babasının sonradan gayrinizami olarak KHK listesine eklendiğini ve altı milyon sesterce’lik malına mülküne de dikatatör Sulla’nın yakınlarından Chrysogonus’un sadece iki bin sesterce vererek çöktüğünü görür. Altı milyon sesterce nere, iki bin sesterce nere? Gümüş üzerinden hesaplarsak enflasyon olmasa bile (ki iki bin yılda olmuştur,) biri 3 milyon Dolar, diğeri 1000 Dolar. Artık siz hesap edin.

 
Hafıza-i Beşer

Fol yok yumurta yok ve eski tas eski hamam 

Magazincilerin sevgili olduklarını ileri sürdükleri, kendileri bir süre “sadece arkadaşız” deseler de artık beraber olduklarını sağır sultanın duyduğu Kleopatra, manitasının yardımına koşuyor. Antonius da bu yardımla kalkıp gidiyor, daha önce savaşta Roma’ya çok büyük yardım eden Ermeni krallığını ele geçiriyor. E Ermeni krallığı zaten Roma’nın vassalı!

 
Hafıza-i Beşer

Müziğim sakindir ama sözlerim serttir, titretir… 

Ortaçağ Avrupa’sında trubadur, Anadolu’da halk ozanı veya dengbej adıyla da anılan arkadaşlarımız, şarkılarında bir yandan halkın vergi tahsildarının yüzüne söyleyemediği şeyleri söylerken bir yandan da dünyada ne olup bittiğine dair haberler veriyor. Hükümetin tellalı, yandaş basın misali goygoy yaparken, halk da gerçekleri bu gezgin müzisyenlerden öğreniyor; ekmeğini bölüp bu fakirlerle paylaşıyor. Saray müzisyenlerine karşı Avrupa’da Marcabru’nun, Anadolu’da Dadaloğlu’nun türküleri halk arasında söyleniyor.

 

Notice: Trying to access array offset on value of type bool in /home/tarihtar/public_html/wp-content/plugins/iyzico-woocommerce/library/iyzico-for-woocommerce-buyer-protection.php on line 168