KAPAK İLLÜSTRASYONU: ETHEM ONUR BİLGİÇ

Bizde insanlar yaşlandıkça, tarihine yaklaşır. Kimi Batılı memleketlerden farklı olarak, kişisel geçmiş ve tarih bizim için oldukça duygusal konulardır ve insan yaş aldıkça, ölümüne yaklaştıkça maziye önem vermeye başlar. Ancak bu ileri yaşlarda, araştırma yapmak, kitap okumak, gidip gezmek gibi faaliyetler -tabii genç yaşlardaki enerjik dönemler geride kaldığı için daha zordur. “Oturduğu yerden ahkam kesmek” deyimi, tam da bu anlamda, bize uygun bir haldir.

Oturduğu yer ister köy, ister kasaba, şehir veya büyük şehir olsun… Bugün ülkemizde yaşı değil 60’lara 70’lere, 40’lara varmış bir insanın dahi, çocukluğunda tanık olduğu çevreyi, dokuyu, yapıyı görmesine imkan var mıdır? Acaba dünyada, bu kadar kısa sürede bu kadar dramatik hatta trajik bir değişim yaşamış bir başka ülke var mıdır? Hâl böyle olunca ortaya çıkan ekonomik/sosyal meseleler bir yana bir insan evladının kendi geçmişiyle, ülkesinin tarihiyle hakiki bir bağlantı kurabilmesi, sahici bir devamlılık hissetmesi mümkün müdür?

Bu koşullarda tarih de efsaneleşmek zorunda kalır. Bu koşullarda gelecek de silinir. Ve bu koşullarda şimdiki zamanın sonsuzluğunda kayboluruz.

1960’lı yıllara kadar neredeyse zengin-fakir-orta halli bütün evlerin duvarlarında, salonlarında anne-babaların, nine-dedelerin bir köşede fotoğrafı olurdu. Şimdilerde pek az kaldı. İnsanlar daha ziyade çocuklarının, torunlarının fotoğraflarını koyuyor. Resmî dairelerde ise Atatürk fotoğraflarının yerini son yıllarda Fatih ve II. Abdülhamit çizimleri-fotoğrafları almaya başladı.

Aslında Fatih Sultan Mehmet’i Osmanlı unutulmuşluğundan kurtaran ve onu gelecek nesillere tanıtanın cumhuriyet yönetimleri olduğu biliniyor. Bu bakımdan Fatih gibi tarihsel bir şahsiyetin bizim devlet hafızasında ve dairesinde hatırlanması çok isabetli. Sultan Abdülhamit de bu millete okulu, fotoğrafı, Batı eğitimini, romanı, tren yollarını, kısacası medeniyeti-kültürü taşımış; belki de Fatih’ten sonraki en aydın padişah.

Ancak daha önce de çeşitli vesilelerle yazdığımız gibi, Mustafa Kemal Atatürk’ü isteseniz de silemezsiniz. Yakın tarihin büyük liderleri Batı’da bile saygın ama mesafeli bir “müzelik” objeye dönüşürken, Atatürk hâlâ bizlerin içinde, kalbimizde yaşıyor. Onun cenazesine katılan Betül Mardin, “Atatürk başka bir şey. Gazi. Kurtarmış adam bizi” diyor. Bu kadar basit ve bu kadar büyük aslında. Geleceğimiz belirsizleşirken, onun bize verdiği umutla “Hallederiz Paşam” diyoruz; “sen rahat uyu”.