Şimdi Abone Olun

Bugünü anlamak için  küçük dev neşriyat: #tarih'te bugün

#tarih’in 13 yıllık arşivinden özel bir seçkiyle günün mühim gelişmeleri, dünyanın ve Türkiye’nin özet gündemi... hap bülten her sabah aynı vakitte e-posta kutunuza gelsin!

 

 

* You will receive the latest news and updates on your favorite celebrities!

Kategori: Zamanın İzinde

Zamanın İzinde

YENİSEY YAZITLARI

‘Önemsiz’ insanların kalıcılığı

 

Seferlere giden, ülkeler fetheden kesimlerin hikayelerini Orhun Yazıtları’ndan öğreniriz. Bir de, devlet kurmamış oldukları için bizi pek ilgilendirmeyen ikinci grup vardır. Bunlar akın ve seferlere uygun olmayan bir yaşam tarzı ve akrabalık ilişkileri içerisindedir ve hikayeleri Yenisey’deki gibi “bengü taş”lardan izlenebilir. Toplumların tarihleri, sadece hükümdar ve kumandanların yaptıkları ile anlaşılamaz.

 
Zamanın İzinde

İstanbul’da çoksesli zamanlar 

1940’ların İstanbul’u hem farklı Türk dilleri hem de Tatarca, Ermenice, Rumca, Rusça, Fransızca ve Ladino’nun günlük hayatta sıklıkla duyulduğu bir atmosferi soluyordu. Netflix’te yayımlanan “Kulüp” dizisi ve dizi müziği, bu çoksesli dünyanın tarihî gerçekliğini bizlere hatırlatıyor.

 
Zamanın İzinde

Tarihte merkezkaç kuvveti 

Yerleşikliğe geçiş, bir süreçtir. İçasya tarihi açısından bakınca, yerleşik hayata geçme süreci tek model üzerine kurulu değildir; zaman ve şekil açısından çeşitlilik gösterir. Göbeklitepe ve etrafındaki Karahantepe dahil 11 diğer tepe, bizi bu konularda yeniden düşünmeye sevketmektedir. Siyasi değişimler, yerleşiklikten önce gelmiş; “ağırlık”, yani insanların yanlarında yük, siyasi yapının geliştirilmesinde rol oynamıştır.

 
Zamanın İzinde

Beşikten mezara ‘yandaşlık’ 

Eşrafın mal-mülk sahibi olması bize mahsus değildir. İngilizcedeki “gentry” sözcüğü soyu-sopu belli bir aileye işaret etse de, ailenin mal-mülk sahibi olması önşarttır. Çincedeki “shi” sözcüğünde yetişmiş kişi vurgusu olsa da, toprak sahibi olmayan söz sahibi de olamazdı. 16. yüzyılda yaşanmış bir hadise, Çinli Zhang’ın akrabasının cenazesini mal-mülk sahibi birinin “yanına” defnetmesiyle başlar.

 
Zamanın İzinde

Moğollar, Türkler, İslâmiyet 

Çinggis Han’ın torunu Hülegü’nün 1258’de Bağdad’ı zaptedip halifeliği kaldırmasının etkileri, Türk ve İslâm âleminde yüzyıllar süren bir olumsuz algı ve değerlendirmeye yolaçtı. Konunun dinî olduğu kadar ekonomik uygulamalara bağlı tarafları da, bürokrasi-ticaret-vergi uygulamalarındaki farklılıklar da bakışaçılarını şekillendirmiştir.

 
Zamanın İzinde

Coğrafya ve gücün sınırları 

“Sultan Sencer ve İhtiyar Kadın” minyatürü, zulmeden devlet görevlilerini sultana şikayet eden kadını betimler. Sultan Sencer bu sözleri hafife aldığı için zararlı çıkacak, Azerbaycanlı şair Genceli Nizâmi (1141-1209) ise Farsça yazdığı ve bu konuya değindiği mesnevisini Mengücek Beyi Fahreddin Behramşah’a ithaf edecektir. Behramşah ise Erzincan’ı merkez yapan, adaleti ile kayıtlara geçen bir hükümdardır.

 
Zamanın İzinde

Hititlerin ismi ve cismi 

MÖ 2000’lerde Anadolu’ya gelen Hititler, Kızılırmak civarındaki Hattiler üzerinde hakimiyet kurmuş ve Hatti kültürü ile içiçe yaşamışlardı. Anadolu’nun yerli halklarından olan Hattilerin Hititlerle dil, ırk, din açısından bir akrabalıkları yoktu. Buna rağmen Hititler “Hatti ülkesi” adını ve Hatti uygarlığından gelen “Hitit Güneşi” dediğimiz sembolü kullandılar.

 
Zamanın İzinde

‘Kız vermek’: İktidar sembolü 

Çinggis Han’ın başlangıçta (1206 öncesi) “kız alan” konumunda iken, 1210’lara gelindiği zaman artık “kız veren” durumuna geçtiği ve hâkimiyetini tanıyan Uygur, Önggüt ve Karlukların bey ailelerine kendi kızlarını verdiği görülür. Bu beyler Çinggis Han’ın şöhretini duyup onun tabiyetini kabul ettiklerini beyan ederken hediyeler de sunmuşlardır.

 
Zamanın İzinde

Düşmanlığı tersine çevirme 

Çinggis Han kendisine karşı olanları birer birer yenerek hakimiyetini kurduğu yıllarda, mağlup edilen kabilelerden birer bebek alıp bunları yetiştirmesi için annesi Hö’elün Eke’ye verir. Böylelikle Hö’elün Eke, yalnız Çinggis Han’ın annesi değil yeni oluşan Moğol ulusunun da annesi olur. Düzenlenen evlat edinme törenlerinde, analığın güya lohusa imiş gibi yatağa uzandığı ve temsilî doğum yaptığı görülür.