Ermeniydi, Fransızdı, şairdi, şarkıcıydı…

Fransız şansonunun son büyük ismi, Ekim başında şarkı cennetine göçtü. Üç kuşağı ve beş kıtayı etkilemişti. Türklerle, Türkiye ile dost olmaya barışmaya çalıştı hep. Şahnur Vagenag Aznavuryan “soykırım” sözcüğünü kullanmamış ve 24 Nisan anma törenlerine katılmamayı da ilke edinmişti.

Aznavour’un ölümünün ardından yerli ve yabancı medyada yüzlerce yazı çıktı. Türkiye’de egemen medyanın Ermeniler konusunda garip hassasiyetleri olduğu için bizde Aznavur hakkındaki ilginç, farklı değerlendirmeler, daha çok sosyal medyada yayınlandı.*

Aslında bilmeyen, tanımayan yok ama kartvizitindeki bir kaç rakam Aznavour’un ne kadar popüler olduğunu gösteriyor: Çoğunun güftesini yazdığı 1200 şarkıyı, 94 ülkede, 7 dilde söylemiş. 100 milyondan fazla plağı satılmış. 1996’da çıkan “Tüm Eserleri” 33 CD’den oluşuyor, ağırlığı 8 kilo. Ayrıca 63 filmde rol almış.

CNN-International televizyonu ve The Times dergisi, 1988’de yılında Aznavour’u “20. Yüzyılın En Önemli Varyete Şarkıcısı” ilan etmişti. Fransız şansonunun bu dev şairi, beş kıtayı ve en az üç kuşağı etkiledi.

Bu alanın bir başka devi Léo Ferré, vakti zamanında Aznavour’la “duo” da yapmış ve “Zor Zamanlar” şarkısında meslekdaşına takılmadan da edememiş:

“Les temps sont difficiles / Si d’Aznavour j’avais la voix / Je pourrais m’ voir au cinéma / Mais la p’tit’ vagu’ m’a laissé là / Moi, moi, moi qui m’voyais déjà (Zor zamanlardayız zor / Aznavur’un sesi bende olsa / Çıkar sinema artisti olurdum / Ama küçük dalgalar itti beni / Ben, ben, ben aslında görüyordum kendimi…)” Ferré şarkının bu bölümünde, hem Aznavour’un ünlü “Jeme voyais déjà- O zamandan görüyordum kendimi… (zirvede)” şarkısına doğrudan gönderme yapar hem de son dizeyi Aznavour’un sesini taklit ederek söyler.

Milyonlara ulaştı Çoğunun güftesini yazdığı 1200 şarkıyı, 94 ülkede, 7 dilde söyledi. 100 milyondan fazla plağı satıldı.

1 Ekim günü bu dünyadan ayrılıp eski meslektaşları, Piaf, Trenet, Brassens ve Hallyday’in yanına göçen Şahnur Vagenag Aznavuryan için iki tören düzenlendi. Fransız hükümeti “Ulusal Saygı” ilan ederken ilk tören Paris’te askerî müze, kilise, gaziler yurdu ve kahraman asker mezarlıklarını barındıran ünlü Invalides’de yapıldı. Macron dahil son üç cumhurbaşkanının katıldığı bu törenin önemli konuğu Ermenistan Başbakanı idi ve ilk konuşmayı Nikol Paşinyan yaptı. Aznavour’un Fransız bayrağına sarılı tabutunun arkasından çiçeklerden oluşan bir Ermeni bayrağı taşıyordu yakınları. Ağırbaşlı bu askerî tören, geleneksel Ermeni müziği ve dudukla icra edildi. Töreni Fransa’da üç TV kanalı naklen yayınladı, yaklaşık 3 milyon kişi izledi.

Ermenistan ulusal yas ilan ederken bayraklar yarıya indi. Kiliselerde “Bizim Çocuğumuz” için ayinler yapıldı. Basına ve kamuoyuna kapalı özel dinî tören ise Paris’in banliyösündeki Saint-Jean-Baptiste Ermeni katedralinde yapıldı. Cenaze ardından Paris’teki aile mezarlığına defnedildi.

Üst düzey cenaze töreni Ünlü şarkıcı-şair Aznavour, Paris’te yapılan devlet töreninde duduk eşliğinde, ‘Sarı Gelin’ ezgileriyle uğurlandı.

Gazetecilerle ve aslında herkesle her zaman iyi geçinen Aznavour, özel hayatını magazin basınından korumaya özel itina göstermişti. Ermeni kimliğini hep savundu ve özellikle Türklerle ve Türkiye ile barışmak için çeşitli girişimlerde bulundu. Soykırım sözcüğünü kullanmamayı tercih ettiği gibi, 24 Nisan anma törenlerine katılmamayı da ilke edinmişti. “Bir gün yanımda Türk büyükelçisi olursa, o zaman beraber katılırız” demişti.

Rus Ermenisi olan babası, Çar 2. Nikola’nın aşçısının oğluydu. O da zaten ABD vizesi çıkmayıp Paris’te kalınca bir lokanta açtı. Hem şarkı söylüyor hem de müşterilerine güzel yemekler sunuyordu. Adapazarlı annesi, 1915’de Büyük Felaket’ten kaçıp kurtulabilmişti. “Annem hep üzgündü. Ağlardı”. Annesi Kınar Hanım’ı böyle anlatmıştı oğlu. “100 yaşına kadar şarkı söylemek istiyorum” demişti Aznavour. Kısmet olmadı. Ama herhalde birkaç 100 yıl adı, şarkıları, filmleri, show’ları, kitapları unutulmayacak.

*Siren İdemen’in söyleşisi:
https://birartibir.org/ kultur-sanat/146-gul-ve-diken
*Ragıp Duran’ın, ‘Çok şeker ve mühim bir adamdı…’ başlıklı yazısı için:
https://www.artigercek.com/yazarlar/ragipduran/cok-seker-ve-muhim-bir-adamdi.)

1984 Nokta Dergisi söyleşisi

‘Ermeniler aldatıldı; Atatürk büyük adamdı’

Aznavour, ASALA’nın şiddet eylemlerinin sürdüğü, Paris-Orly Havaalanı saldırısı faillerinin yargılandığı 1984 yazında, önce Le Monde’dan Michel Castaing’e uzun bir söyleşi verdi. Ardından o zamanlarNoktadergisinden Erol Özkoray ile BBC’de çalışan Ragıp Duran, Castaing’le birlikte Aznavour’la buluştular ve uzun uzun konuştular. Söyleşinin Fransızca orijinal tam metni Armenia dergisinde (No 87, Ekim-Kasım 1984), Türkçesi ise Nokta dergisinde yayımlanmıştı. Bu röportajda Aznavour şunları söylüyordu:

  • Benim Türk milletine her zamanki serzenişim şu: Biz kendi tarihimizi yazmamıza olanak bulamadık. Ben hiçbir zaman “atalarımın toprakları”nı talep etmedim.
  • Benim fikrimi sorduklarında ben yüreğimin sesi ile konuşuyorum. Ben politikacı değilim.
  • Siz, komşunuzun, yeğeninizin, dedenizin yaptıklarından sorumlu musunuz? İşin içine siyaset girince, bizim sorumluluğumuz var mı?
  • Ben Türkiye’ye üç defa gittim, ikisinde konserler verdim. Dinleyiciler çok sempatikti.
  • Türk diplomasisi her zaman en iyi diplomasilerden biri. Jön Türkler iyi diplomattılar. Atatürk de öyleydi. Tabii, diplomatlığın ötesinde Atatürk büyük bir insandı. İnsan akıllı olunca aklını sonuna kadar kullanmalı. Ülkesinin tarihinde bir tek karanlık nokta bile bırakmamalı.
  • Ermeniler Jön Türkler tarafından aldatıldı. Bu tarihî olay bir çok Ermeni gencini kuşkuya sevkediyor.