Gerçek bir olaydan alınan her film gibi Danimarkalı Kız’ın da yüzde 90’ı kurmaca, ancak ikinci kez Oscar adayı Eddie Redmayne’in performansı filmin eksiklerini örtüyor.

Doğum ismiyle Einar Wegener 22 yaşınday­ken kendisi gibi sanat öğrencisi Gerda Gottlieb’le ta­nışıp evlendiğinde muhteme­len medeni bir ülkede özgür ve tasasız bir hayat planlıyor, içindeki tutkulu kadın ‘Lili’nin anne olma azusuyla yanıp tu­tuştuğunu bilmiyordu. Filmde bu farkına varış ve işleyiş kısa süre içerisinde oluyor. Oysa gerçek hayatta Wegener ‘bi­linen ilk cinsiyet değiştirme ameliyatı’nı olmaya karar ver­diğinde neredeyse 50 yaşın­daydı.

Wegener yetenekli bir res­sam olduğu halde bir süre son­ra kadın olma mücadelesi res­min önüne geçti ve 1920’lerde Gerda’nın gizemli modeli ola­rak sanat dünyasında çok sük­se yaptı. Film Lili Elbe’yi mer­keze alsa da, Art Nouveau’nun son temsilcilerinden Gerda’nın da tarihte ayrı bir yeri var. O yıllarda kadınlar sadece erkek bakış açısıyla çizilirken ilk kez bir kadının bu sınırı altüst et­mesi, 1930’larda ise gözden dü­şerek adeta yok olması ayrı bir filmin/yazının konusu.

Gerda Gottlieb ve Einar Wegener (Lili Elbe) 1924’te Gerda’nın bir sergisinde.

Danimarkalı Kız (The Danish Girl)

İstismar edilen çocuklar ve adalet

1970’lerden itibaren Boston’da Katolik Kilisesi’nin sistematik bir şekilde pedofili olaylarını örtbas etmesini konu alan Spotlight, “En İyi Film” dalında Oscar adaylarından biri.

ABD’nin en uzun sü­re devam eden ve The Boston Globe için ça­lışan gazete araştırma ekibi “Spotlight”ın kurcaladığı ço­cuk tacizleri 2002’de sadece Amerika’yı değil, tüm dünya­yı sarsmıştı. 11 Eylül saldı­rısı yaşanalı henüz dört ay olmuştu ve halkın dinden, vatan sevgisinden güç alarak birbirine kenetlenme zama­nıydı. Dinler savaşının ko­nuşulduğu bir dönemde hiç kimsenin, hele de içeriden bir hainin Katolik Kilise’nin itibarını zedelemeye hakkı yoktu. 30 yıl boyunca düzi­nelerce çocuğa yapılan cinsel istismarı örtbas etmeye çalı­şan kilisenin ve avukatların muazzam direnişine rağmen Spotlight ekibi davayı derin­leştirdi ve gördükleri sade­ce artan sayılar oldu. Ekibi 2003’te Kamu Hizmeti dalın­da Pulitzer Ödülü’nün de sa­hibi oldu.

Araştırmayı dantel gibi iş­leyen filmin ardından, Kato­lik Kilisesi, kendilerini utanç­larıyla yüzleştirdiği, bedelini ödemelerini sağladığı ve ada­lete hizmet ettiği için filmi yapanlara teşekkür etti.

Mark Ruffalo ve Michael Keaton filmin bir karesinde.

Spotlight