5 – 14 EKİM 2018

İKSV tarafından geleneksel hale getirilen film festivalinde, bu yıl da konusunu yakın tarihten alan dört yeni ve büyük yapım var. Hemen ödüllerle tanışan filmler, festivalle birlikte ilk defa Türk seyircinin karşısına çıkıyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından 2002’den başlayarak İstanbul’da, 2011’den bu tarafa yanısıra Türkiye’nin değişik kentlerinde her yıl gerçekleştirilen “Sonbahar Film Haftası” etkinliği olarak anılan Film Ekimi, bu sene de izleyici kitlesiyle buluşmaya hazırlanıyor. Takipçilerinin de bildiği üzere Film Ekimi her sene dünyanın belli başlı festivallerinde sergilenen ödüllü filmleri sunmakla birlikte, Türkiye’de de gösterime girecek olan kimi filmlerin galalarını organize ediyor.

Etkinliğin 2018 ajandası iddialı bir programa sahip. Nymphomaniac’tan tanıdığımız Lars Von Trier’in The House That Jack Builtinden, sansasyonel yönetmen Gaspar Noe’nin Climax’ine, The Lobster’dan tanıdığımız Yorgos Lanthimos’un The Favourite’ından, Call Me By Your Nameden tanıdığımız Luca Guadagnino’nun Suspiria’sına kadar film takvimi adeta bir starlar geçidi gibi. Sinemaseverleri görsel bir şölen beklemekte.

Film Ekimi’nde her zaman olduğu gibi yalnızca kurgusal hikayelerin görsel anlatımına soyunmuş sanat filmleri yok; festival bünyesinde birçok tarih filmine de yer veriyor. Bu filmlerin bünyelerinde işledikleri konular ile kesitler seneden seneye değişse de, Film Ekimi tarih meraklıları için de verimli bir havuz sunuyor.

Zimna Wojna (Soğuk Savaş)

Yönetmen: Pawel Pawlikowski
Oyuncular: Tomasz Kot, Joanna Kulig, Agata Kulesza, Jeanne Balibar, Cédric Kahn
Ayrıntılar: Polonya, İngiltere, Fransa / 2018 DCP / Siyah-Beyaz / 84’ / Fransızca, Lehçe; Türkçe altyazılı

Ida filmiyle Oscar’a layık görülen yönetmen Pawel Pawlikowski, yeni filmi Soğuk Savaş ile 2. Dünya Savaşı’nın karanlık atmosferini yansıtıyor. Pawlikowski’nin yeni filmi dünya prömiyerini Cannes’da yaptı. Dünyaca ünlü festivalde yönetmene En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran Soğuk Savaş, 1950’lerde, Stalinist Polonya’dan Berlin’e, Yugoslavya’dan Fransa’nın başkentine uzanan genişlikteki coğrafyalarda geçiyor ve iki müzisyenin aşkı çerçevesinde ilerliyor.

Se Rokh (Üç Hayat)

Yönetmen: Jafar Panahi
Oyuncular: Behnaz Jafari, Jafar Panahi, Marziyeh Rezai, Narges Del Aram, Maedeh Erteghaei
Ayrıntılar: İran / 2018 DCP / Renkli / 100’ / Farsça, Azerice; İngilizce, Türkçe altyazılı

2018 Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülüne layık görülen film, İran’ın acı dolu geçmişi ile bugünü arasında salınıyor. İranlı yönetmen Jafar Panahi kendini ve ailesini bir sosyal medya sürecinin odağına yerleştiriyor. Panahi yeni filminde, film çekmesi yasaklandığı için intihar eden bir kızın son mesajını Instagram üzerinden alan ünlü yönetmen olarak kendini oynuyor. Filmde izleyicinin karşılaşacağı şiirler, 1979 öncesinin en büyük beyazperde yıldızlarından, bugün ise film çekmesi yasaklanmış olan Shahrzad’a ait.

Kings

Yönetmen: D. Gamze Ergüven
Oyuncular: Halle Berry, Daniel Craig, Lamar Johnson, Kaalan “Kr” Walker, Rachel Hilson
Ayrıntılar: Fransa, Belçika / 2017 DCP / Renkli / 92’ / İngilizce; Türkçe altyazılı

Hepimizin aşina olduğu bir isimle devam edelim: Deniz Gamze Ergüven. Ergüven’i 2016’da Oscar’a aday olan Mustang’ten tanıyoruz. Yönetmen şimdi de Hollywood’dan Halle Berry ve Daniel Craig’le çektiği yeni filmiyle karşımızda. Merceğini 1992’deki Los Angeles eylemlerine çeviren Ergüven, ABD toplumundaki sınıf çatışmalarını birbirinden çok farklı olan iki karakteri odağına alarak işliyor. Filmin tanıtımında, film isminin Martin Luther King’e ve eylemlerin çıkış noktasındaki Rodney King’e gönderme yaptığı yazılı. Sosyal tarih meraklıları için bir yakın dönem isyanı.

Capharnaüm (Kefernahum)

Yönetmen: Nadine Labaki
Oyuncular: Zain Al Rafeea, Yordanos Shiferaw, Boluwatife Treasure Bankole, Kawthar Al Haddad, Fadi Kamel Youssef, Cedra Izam, Alaa Chouchnieh, Nadine Labaki
Ayrıntılar: Lübnan / 2018 / DCP / Renkli / 123’

Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki’nin bu filmi, 2018 Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü’nü aldı. Film, Lübnan’ın Oscar adayı olarak açıklandı bile. Kefernahum, 12 yaşındaki Zain’in trajik hayat hikâyesini anlatıyor ve Lübnan toplumunun, kamu yapısının sorunlarına ışık tutuyor. Doğduğu ülkenin vatandaşı bile olamayan Zain, Beyrut’un varoş mahallelerinde tek başına, hayat mücadelesini sürdürürken ve anne-babasını, velilik görevlerini yerine getirmedikleri dolayısıyla mahkemeye veriyor. Göçmenlik, aile politikaları, Lübnan’ın tarihsel mirası ile gündelik yaşantısına ilgi duyanlar için, Kefernahum kaçırılmaması gereken bir film.