“En grève jusqu’à la retraite!” (Emekliliğe kadar grev!)

Fransa’da akaryakıt zamlarıyla alevlenen “Sarı Yelekliler” hareketi ivme kaybederken, emeklilik yaşı ve haklarıyla ilgili yeni düzenlemeler, işçi kesiminde büyük reaksiyon yarattı. Uzun zaman sonra neredeyse tüm solu ve işçi sendikalarını biraraya getiren genel grev kitlesel ölçekte devam ediyor. Bu defa Başkan Macron’un işi zor görünüyor.

Fransa’da 2019’un son ayında, 5 Aralık’ta başlayan ve ülkeyi felç eden grevler, büyük sokak gösterileriyle devam ediyor. Artık tarihin tozlu sayfalarına kalktığı sanılan, çalışanların en geleneksel eylem biçimlerinden biri ve en etkilisi olan “genel grev”, aslında başka dillere çevrilse de esas olarak bir Fransız mamulatıydı. 19. yüzyıl sonunda Fransa’daki sendikacılık çevresinde “devrim” ile eşanlamlı bir sözcük olarak kullanılmış, 1906’da CGT (Confédération Générale du Travail) tarafından başlıca ilke olarak kabul edilmişti.

1905 Sank Peterburg, 1917 İspanya, 1920’de Kapp darbesine karşı Almanya, 1926 İngiltere, 1936 Fransa (Amsterdam’da Yahudilerin tehcirine karşı), 1968 Fransa, 1975’te eşit haklar için kadınların genel grevleri… ilk akla gelenler. Fransa için henüz belleklerden silinmemiş ve o zamanki başbakan Juppé’nin adıyla anılan bir emeklilik planının ardından patlak veren 1995 genel grevi, eylemcilerin de hükümetin de gözünde bir zirve.

Macron geliyor

Macron başkan olurken emeklilik sistemini değiştireceğini belirtmişti. Seçmenin % 25 oyu ile iktidar olan Macron, aşırı sağcı Marine Le Pen karşısında çoğunluğun “defi bela” kabilinden oy vermesiyle kazanmıştı. Önümüzdeki dönemde de en büyük güvencesi, iki turlu seçimden ikinci çıksa bile birinciliği sağlama alacağı inancı. Macron iki sene önce -60’lardan bu yana ülkeyi yöneten Cumhuriyetçi Parti (de Gaulle’cü) ile Sosyalist Parti’nin çöküşünün üzerine iktidara gelince- güçlü devlet ve neoliberal ekonomik politikalar için önceki hükümetlerin beceremediği bir işe girişti: Çalışanların kazanımlarını tırpanlamak için Thatcher’vari reformlar yapmak! Bunun için Thatcher nasıl madenciler sendikasını çökerttiyse, Macron da demiryollarını hedef aldı.

İktidara gelir gelmez sendikaların tepkisine yol açmadan iş kanununda bazı değişiklikler yaptı. 2018’in ilk aylarında ise SNCF’in (demiryolları) statüsünü değiştirdi. Bir çok anonim şirkete dönüştürülen işletmede binlerce kilometre yol iptal edildi ve hatlar rekabete açıldı. Demiryolcuların neredeyse bir asırlık statüsü, 1 Ocak 2020 itibarıyla artık değişmiş durumda. İş garantisinin yanısıra mesleğin zorluğundan ötürü emeklilik hakkını hareket halinde olanlar için 52, yerleşikler için 57 yaş olarak belirleyen eski düzenleme artık kaldırılıyor.

Fransa’daki Sarı Yelekliler hareketi her ne  kadar akaryakıta yapılan zamlara karşı ortaya çıkmışsa da, kısa zamanda satın alma gücünün arttırılması, asgari ücretin yükseltilmesi, özetle zenginler için zenginlerce yönetilen topluma karşı halk sınıflarının sesini duyurabileceği bir demokrasi talebini yükseltti. Macron hükümeti 80’li yıllardan bu yana sürdürülen kemer sıkma politikalarındaki kritik eşik denebilecek emeklilik tasarısını gündeme getirince, bu defa sendikalar nihayet kış uykusundan uyandılar.

Fransa’da Macron’un bu saldırısına karşı, Sarı Yelekliler hareketinin dışında liselilerden demiryolları çalışanlarına kadar bir dizi kısmi ve kendiliğinden direnişler oldu. Hastahanelerin acil servislerinde çalışanlar sendikaların da desteği ile bir ulusal eşgüdüm komitesi kurdular ve dokuz ay süren bir direniş yürüttüler (halkın % 88’i bu hareketi destekliyordu). 13 Eylül’de Paris’te toplu ulaşımda 1 günlük de olsa çok yaygın bir greve gidildi.

Kuğuların grevi Macron’un emeklilik planına karşı başlatılan greve Paris Operası da katıldı. Garnier Sarayı önünde Paris Senfoni Orkestrası eşliğinde Kuğu Gölü’nden bir sahne sergileyen balerinler, 64 yaşına kadar işlerini sürdürmelerinin imkansız olduğunu söyledi.

Hedefteki paralar: Emeklilik fonları

Oldukça karmaşık olan emeklilik sistemi, 42 meslek grubundaki ayrı sistemleri tek bir sisteme bağlamayı hedeflerken, mesleki zorluklar gözardı edilecek ve 62 yaş limiti kaldırılacak. Hükümetin emeklilik reform tasarısını reddeden beş sendika,  20 Eylül’de yaptıkları bir toplantı ile 5 Aralık’ta harekete geçeceklerini ilan etmişlerdi.  Reform kelimesi eskiden işçilerin bir takım kazanımları için kullanılırken, birkaç on yıldır iş kanundan emekliliğe, sağlıktan ulaşıma, işçi haklarındaki “gerilemeler” anlamına geliyor!

İki ay önceden hem sektörel hem de süresiz olarak ilan edilen grev, emeklilikten başlayarak Macron yönetiminin siyasetine toptan karşı çıkmayı hedefliyordu. 5 Aralık 2019 Ulusal Eylem Günü’nde, özellikle kamu sektöründe, toplu ulaşım ve demiryollarında, Paris başta olmak üzere tüm Fransa felç oldu. Macron’un emeklilik sistemindeki değişime çok da karşı çıkmayan en büyük işçi konfederasyonu CFDT’den de greve katılımların olması, Macron’un zaten tartışmalı olan meşruiyetini daha da zedeledi.

Güvenlik güçlerinin verdiği 800 bin sayısına karşılık, sendikalar ilk gün 1.5 milyon insanın greve katıldığını belirtiyor. Sokak gösterileri ise ülkenin irili-ufaklı kentlerinde yoğun bir katılımla sürdü.

SNCF’de grev kitleseldi. Greve katılım, kondüktörler arasında % 87, kontrolcüler arasında % 80 gibi yüksek bir oranda gerçekleşti. Paristeki 14 metro hatının 10’u o gün ve sonraki günlerde çalışmadı. Üniversiteler ve liseler de kapandı. Bu sırada sendika yönetimleri ile Sarı Yelekliler arasındaki görüşmeler karşılıklı bir güvensizlik içinde cereyan etti. Marseilles, Nantes, Bordeaux gibi kentlerde Sarı Yelekliler gösterilere katıldılar, yolları kestiler, paralı geçişleri ücretsiz kıldılar. İlginç toplantılardan biri de yalnızca kadınların katıldığı (feminist militanlar, tarihçiler, ekonomistler ve sendikacılar) 9 Aralık’taki bir toplantıydı. Emeklilik tasarısının kadınların durumunu hükümetin dediğinin aksine daha da ağırlaştıracağı vurgulandı; “Bu tasarı erkekler tarafından erkekler için tasarlanmış”.

Fransa’nın her köşesinde Protestolar yalnızca başkent Paris’te değil Marsilya, Bordeaux, Rennes, Lille ve Lyon gibi kentlerde de devam ediyor. Joker, tüm dünyada olduğu gibi Marsilya’daki gösterilerde de sembol…

Başbakanın hamlesi

Başbakan Edouard Philippe’in 11 Aralık’ta yaptığı açıklama, Fransızların % 61’i tarafından ikna edici bulunmadı. Aynı araştırma halkın % 68’inin de grevcileri haklı bulduğunu gösterdi. En düşük emekli gelirinin 1000 euro olması ise iyi karşılandı. Hükümet 15 Aralık’tan sonra, yaklaşan Noel tatili vesilesiyle hareketin sönümlenmesini beklemekteydi. SNCF’in başındaki Jean-Pierre Farandou, bayram dönemlerinin ailelerin buluşması için önemli bir an olduğunu söyleyerek grevlere ara verilmesi çağrısında bulunurken, kimi sendikalar buna sıcak bakmadı.

Başbakan  görüşmeye hazır olduğunu, elini uzattığını belirterek özellikle CFDT yönetimininden bir işaret bekliyor. İstifayı düşündüğünü söyleyerek tereddüt eden ve ardından istifa eden projenin mimarı hükümet üyesi Jean-Paul Delevoye’in emekliliğin 1963 doğumlulardan itibaren başlatılmasını önerdiği tasarı, başbakan tarafından şimdiden 1975 doğumlulara çekilmiş vaziyette!

Noel ruhu sokaklarda Hükümet 15 Aralık’tan sonra, yaklaşan Noel tatili vesilesiyle eylemlerin hız keseceğini tahmin ediyordu, ama sendikalararası toplantıda yeni bir ulusal eylem günü saptamadan yerel eylemlere devam kararı alındı.

Solu birleştiren Macron!

17 Aralık’ta hükümetin “reformuna” hepten karşı olan ve tasarının geri çekilmesini talep eden sendikalar (CGT, FO, FSU, Solidaires ve dört gençlik örgütü) ve Sosyalist Parti’den başlayarak, popülistlere, Komünist Parti ve Troçkistlere kadar geniş bir yelpazenin katıldığı bir toplantıda seferberlik ilan edildi. Yeni Anti-Kapitalist Parti sözcüsü Olivier Besancenot ironi yaparak “harekete yeni bir nefes verdiği için” Başkan Edouard Philippe’e teşekkür etmeyi ihmal etmedi. Ne de olsa merkezin solundaki siyasal partiler 23 yıl sonra ilk kez biraraya geliyorlardı!

Özellikle başlıca sınai faaliyetlerin büyük kısmının mekan değiştirmesi; emeklilik, iş kanunu gibi ulusal ölçekteki uygulamalar ve işten çıkarmalar; kamu kesiminin çözülmesi gibi sektörel alandaki gerilemeler yüzünden, sendikalar toplumdaki nüfuzlarını önemli ölçüde kaybetmişlerdi. Sarı Yelekliler hareketinin giderek zayıflamasıyla, sendikalar emeklilik tasarısı etrafında bir meşruiyet oluşturarak yeniden hayat bulma imkanı yakaladılar.

CGT 17 Aralık’ta katılımın 1.8 milyon olduğunu belirtti. Sendikalararası toplantıda yerel eylemlerle ve Noel’de kesinti yapmadan ama yeni bir ulusal eylem günü de saptamadan harekete devam kararı alındı.18 Aralık sabahı toplantılar başlamadan  birkaç saat önce Macron, özellikle emeklilik yaşı konusunda bir “iyileştirme”nin mümkün olabileceğinden sözederek hiç değilse bayram süresince eylemlere bir ara verilmesini sağlamaya çalıştı.

Merakla beklenen ise, hükümete yakın ve kırmızı çizgisi 64 yaş olan  CFDT Genel Sekreteri Laurent Berger’nin tavrıydı. Görüşmeler sonucunda sendikacılar hükümetin kararlığının anladıklarını belirttiler ancak kendilerinin de kararlı olduklarını açıkladılar. Uzlaşma olmamıştı. Laurent Berger ise bugün-yarın bir ilerlemenin kaydedilebileceğine inanmadığını, ancak başbakanın bu konuda adım atması gerektiğini belirtti.

Fransa hâlâ ayakta…