#tarih
Havadis

İngiltere kralına 529 yıl sonra otopsi yapıldı

İngiltere’nin savaş alanında ölen son kralı III. Richard’ın iskeleti iki yıl önce bir otoparkta bulunmuştu. Devam eden araştırmalarda son olarak kralın 11 yara aldığı, bunlardan ikisinin ölümüne neden olduğu anlaşıldı.

İngiltere’de Güller Savaşı’nın son çatışması, 22 Ağustos 1485’te ülkenin ortasında, Bosworth’te oldu. Bir yanda asi Henry Tudor, diğer yanda İngiltere Kralı III. Richard vardı. III. Richard, rakibini kendi eliyle öldürmek üzere atıyla fırladı, askerlerinden koptu. Ancak Henry’nin adamları çevresini kuşattılar. III. Richard sonuna kadar çarpıştı. Atı öldürüldü, miğferi uçtu ve nihayet öldü. Çıplak olarak bir ata bağlandı, Leicester kentine getirildi, iki gün sergilendikten sonra bilinmeyen bir yere gömüldü.

Shakespeare, III. Richard adlı oyununda (1592) yenilen kralı, kambur, topal ve çolak bir canavar olarak anlattı ama savaşçılığına toz kondurmadı. Oyunda III. Richard atını kaybettikten sonra “Bir at! Bir at için krallığım!” diye bağırıyordu.

Sonraki yüzyıllarda, III. Richard’ı ihanete kurban giden meşru hükümdar olarak gören küçük entelektüel gruplar oluştu. 2012’de Leicester Üniversitesi, III. Richard Derneği’nden Philippa Langley’nin topladığı fonla kentte bir kazı başlattı. Langley, kazının yapıldığı otoparkı nasıl keşfettiğini şöyle anlatıyordu: “Otoparka adımımı attığım anda, Richard’ın mezarının üstündeyim, diye düşündüm…”

Arkeologlar Richard Buckley, Matthew Morris, genetik uzmanı Dr. Turi King, tarihçi Prof. Lynn Foxhall’dan oluşan Leicester Üniversitesi ekibi, otoparkın, Grey Friars manastırının mezarlığının bulunduğu yere denk geldiğini saptamıştı. 1538’de yıkılan bu manastır, III. Richard’ın cesedinin atılabileceği en uygun yerdi. Ve 12 Eylül 2012’de buradan gerçekten bir iskelet çıktı.

İngiltere’yi Tudorlara kaybetti III. Richard’ın 32 yaşında savaş meydanında öldürülmesiyle, Plantagenet hanedanının İngiltere’de 331 yıl süren iktidarı sona ermiş, savaşın galibi Henry Tudor kendi hanedanını başlatmıştı.

Tomografide iskelette bir kambur olduğu görüldü ancak çolak ve topal değildi. Kıyafetleriyle kamburunu saklayabilmişti ve bu sakatlık savaşçılığını engelleyecek boyutta değildi. Radyokarbon çalışması, iskeletin III. Richard’ın yaşadığı döneme denk geldiğini ortaya çıkardı.

İskeletten alınan DNA’nın, III. Richard’ın kadın soyundan gelen bir akrabasıyla karşılaştırılması gerekiyordu. Prof. Kevin Schürer’in yürüttüğü çalışmayla, III. Richard’ın kızkardeşi Anne of York’un kızı Ann St. Leger’nin kadın soyundan 15. kuşak torunu Joy Ibsen’in oğlunun Kanada’da yaşadığı tespit edildi. Bu kişinin DNA’sıyla iskeletin DNA’sı karşılaştırılınca, iskeletin III. Richard olduğu sonucuna varıldı.

Son olarak Eylül 2014’te saygın tıp dergisi The Lancet’te yayınlanan bir makale ile iskeletin 11 darbe almış olduğu açıklandı. Bunlardan dokuzu kafasına inmişti. Olaylar sırasında yaşayan ve en güvenilir tarihî kaynak olarak kabul edilen John Rous (1411?- 1492), Historia Regum Angliae (İngiltere Krallarının Tarihi) adlı kitabında, III. Richard’ın ölmeden önce başındaki miğferin düştüğünü yazmıştı. Kafasına kılıç, topuz veya zincirle indirilmiş darbeler de, kralın miğfer taşımadığını gösteriyordu.

Şimdi iskeletinin nereye, nasıl gömüleceği tartışması devam ediyor. Leicester Üniversitesi’nin sitesine göre, en heyecanlı tartışma, III. Richard’ın Katolik mezhebine göre gömülmesi gerekip gerekmediği konusunda yaşanıyor. Çünkü o öldüğünde henüz İngiltere, Anglikanizmi kabul etmemişti.

Exit mobile version