Dünün ve bugünün gündemi e-postanıza gelsin.
0,00 ₺

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

IV. Mehmed’e nasihat: ‘Kibirdir şahları vuran’

Osmanlı Devleti’nde Koçi Bey’le anılan nasihatname geleneğiyle, deneyimsiz padişahlara yönetime dair kurallar öğütlenirdi. 17. yüzyıla ait bir yazma örnek de bu tür uyarılar içeriyor. 

İLK YAYIN
Hünkarım başlıklı nasihatnamenin iki sayfası.

Göriceli (Arnavutluk) Koçi Bey’in çocuk yaşta tahta çıkan IV. Murad ile korkulu bir şehzadelik döneminden sonra tahta çıkan Sultan İbrahim’e sunduğu risaleler, devlet yönetimine, saraya ve padişahlara özel kuralları, samimi, saygılı ve kolay anlaşılır bir dille veren öğütler içerir. Doğu’da ve Batı’da hükümdarlara öğüt ve uyarı içerikli Siyasetname, Nehcü’s-Sülûk ve benzeri eserler yanında, Koçi Bey Risalesi’nden ayrıca Osmanlı padişahlarına yazılmış başka öğütnameler de vardır. 

Amcası IV. Murad’dan ve babası İbrahim’den sonra yedi yaşında tahta çıkan IV. Mehmed’e de (1648-1687) de Hünkârım başlığıyla yazılmış risale, Koçi Bey Risalesi geleneğinin devamı niteliğinde “Hünkârım”, “Mehmed Hanım” ara hitaplı, yer yer manzum, ahlakî dinî ağırlıklı, çocuk padişahı uyarıcı, yasakları, kuralları, yolsuzlukları anlatan özlü ve özgün yeni bulunmuş bir metindir. Girişteki ilk uyarı: 

“Huzurunuza küstahâne tekrar tekrar nasihatler yazub gönderdiğimiz çoktur… Ağa kullarınız ile gönderdiğimiz risâlelerden gafil olman. Yani habs etme. Bir iki kere, beş on kere okumak ile kanaat (eyleme)” dir. Saray ağalarından biri aracılığıyla IV. Mehmed’e ulaştırılan bu öğütnameyi yazan, kendi adını vermemiştir. 

34 yaprak olan Hünkârım’dan ilginç uyarı ve öğütler: 

“Âlemin harabına bir sebeb dahi şöhrettir. Şöhret zulme kapudur. Şöhret donları ise zulm ile hâsıl olur. Şöhrete bir miktar perhiz eyle (ki) kulların da nâçar perhiz edeler. Yoksa vilayet gitti elden. Zira şöhret âfeti zulme âlettir. 

Hünkârım, her adem ile zinhar ve zinhar meşveret- ten pek sakın taze âdemlere râzını (sırrını) açma. 

Ceddine hizmet etmiş umurdide (güngörmüş) ihtiyar-pîr kullarınla olsun ekser sohbetin. 

Ehl-i hakkın sözü tutul- sa idi/Din ve devlet böyle yıkılmaz idi/Devlet düşmanı merdudların (dinden çıkan)/ Tutulur sözü, tutulmaz âkılların. 

Teftiş et kul defterlerin/ Ellerin kes hain olan kâtibin 

Derviş-meşrep ol (ki), âlem de derviş ola. 

Balyemez top ile âlem feth olmaz belki derviş meşreb olan hanlardır âlemi feth eden. 

Ekser kibirdir şahların yolun (v)uran”. 

Risalenin son satırları şöyledir: 

“Tut sözüm kevneynde (iki dünyada) arkan üzre yat/Halk-ı İslam- bol gelürse tevbeye/Kurt koyun vallah bile (birlik ola).” 

Osmanlı Devleti’nde saray protokollerinde de nasihatname geleneğinden kaynaklanan ritüeller vardı. Örneğin, tebrik için padişahın tahtına doğru ilerleyen sadrazamın her temenna veya yer öpmesinde alkışçılar “Maşaallah! Ömrü devletinle çok yaşa! Mağrur olma padişahım senden büyük Allah var!” derlerdi. Bu seslenişi Divan-ı hümayun çavuşlarından alkışçıbaşı ve alkışçılar koro halinde yaparlardı.


Necdet Sakaoğlu 

Devamını Oku

Son Haberler