Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı “geliyorum diye diye” geldi. Risk altında olduğunun ilk işaretleri 6-7 sene önce belli olmaya başlayan, giderek resmî politika düzlemine taşınan yasal kazanımlar; kadın hareketinin uzun yıllar süren kapsamlı kampanyaları sonucunda elde edilmişti. Hareketin tarihi ise kadınları kızdırmamak gerektiğini gösteriyor! 

Şubat 2020’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yeniden gözden geçireceğiz” demeciyle başlayan İstanbul Sözleşmesi tartışması, 19 Mart gecesi Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla Türkiye’nin Sözleşme’den çekildiğini açıklamasıyla sonuçlandı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, kararın gerekçesini “Türkiye’nin toplumsal ve ailevi değerleriyle bağdaşmayan eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesim tarafından manipüle edilmesi”yle açıkladı (Sözleşmede cinsel yönelim de dahil olmak üzere ayrım gözetilmeksizin herkese karşı yöneltilen şiddeti engelleme amacından bahsediliyor). 

Darbe sonrası ilk eylemlerden  İstanbul’da 12 Eylül askerî darbesinin ardından düzenlenen ilk izinli, kitlesel kadın yürüyüşü olan “Dayağa Karşı Dayanışma Yürüyüşü” 17 Mayıs 1987’de yapıldı. 

Yazının devamını okumak için #tarih‘in Nisan 2021 sayısını buradan satın alabilirsiniz.