#tarih
Havadis

Modern Türkiye’nin tarihçisi

Atatürk biyografisi yazarı ve modern Türkiye tarihi uzmanı Andrew Mango 6 Temmuz gecesi 88 yaşında hayatını kaybetti. Gazeteci ve yazar Nilüfer Kuyaş, bir dönem BBC’de birlikte çalıştığı Mango’yu anlatıyor.

NİLÜFER KUYAŞ

Gazetecilik ve tarih araştırması, güncel olaylar ve geçmiş, yöneticilik ve yazarlık, Andrew Mango’nun aynı rahatlıkla girip çıkabildiği dünyalardı. Çalışma hayatını geçirdiği BBC Dünya Servisi bu açıdan ona en uygun yerdi. 1982’de Türkçe radyo yayınlarına katıldığım zaman, Mango bu bölümün de parçası olduğu Güney Avrupa masasının başıydı. Yunanca bölümü komşumuzdu, Andrew’nun bürosu da aynı kattaydı. Ne çok yakın, ne çok uzak, yönetici olarak mesafeleri çok iyi ayarlayabilen birisiydi. 

İstanbul doğumluydu, kardeşi Cyril Mango’nun önemli bir Bizans tarihçisi olması ve Andrew’nun da Londra Üniversitesi’nde Şark Araştırmaları fakültesi mezunu olması, Farsça ve Arapça bilmesi, onu gözümüzde ilginç kılan özelliklerdi. Büyük problemler karşısında gayet sakin kalabildiği için, yanında çalışan bizleri rahatlatan bir kişiliği vardı. Bir sorunu Andrew’ya götürmek, onu yarı yarıya çözmüş olmak gibiydi. 

Siyasi açıdan en hassas dönemlerde, örneğin 12 Eylül rejiminde, Türkiye gibi bir ülkeye tarafsız ve doğru haber yayıncılığı yaparken, hem de yayın ilkelerinden en ufak bir ödün vermediği halde, ülkenin yöneticileriyle de saygılı ve uygar, hatta dostane bir ilişki kurabilmesi büyük maharet işiydi. Onun yönetiminde ve Gamon McLellan’ın liderliğinde BBC Türkçe Bölümü, haber yayıncılığında devrim sayılabilecek atılımlarla bir altın çağ yaşadı diyebilirim. 

Andrew’yu siyasi görüş olarak belki biraz muhafazakar, ama entelektüel açıdan son derece liberal ve özgürlükçü bir şahsiyet olarak hatırlıyorum. Tarihçi derinliğiyle bakabildiği Türkiye hakkında bir uzman olarak yaşamı boyunca pek çok kitap yayımladı, konferans verdi, danışmanlık yaptı. 

2000 yılında yayımladığı çok geniş kapsamlı Atatürk biyografisinde, Lord Kinross kadar romantik bakışla değil, daha soğukkanlı bir yaklaşımla, Atatürk’ü efsane olmaktan çıkartıp, onun gerçek seçenekler ve olasılıklar arasında bocalayan, karar veren, bazen hata da yapabilen sahici bir kişilik olarak portresini çizebilmesinin, özellikle Türkiye’de biyografi yazarlığı için önemli bir örnek oluşturduğu kanısındayım. Amacı da buydu sanıyorum. Kitabını İstanbul’da üniversite öğrencileriyle tartıştığı bir sohbette, bundan sonra sizler daha iyilerini yazacaksınız dediği zaman, bir yol açıcı olmaktan duyduğu mutluluğu görebiliyordum. 

Andrew Mango’nun ölüm haberini duyduğum zaman, bir dönemin gerçekten kapandığını hissettim. Soğuk Savaş ve sonrasındaki küreselleşme çalkantısında sağlam ilkelerin insanıydı. Onu özleyeceğiz. Eserleri yaşayacak. 

Exit mobile version