Melih Güneş’in hazırladığı 704 sayfalık hacimli eser, Nâzım Hikmet’in tüm dünya dillerinde çıkmış tüm kitaplarını, detaylarıyla, bilgilerle sunan sıradışı bir çalışma. Kitapta ayrıca Nâzım’ın Türkiye’de basılmamış şiirleri ve bunların yazılma hikayeleri de yer alıyor. 

Nâzım Hikmet’in eserleri son yıllarda artan bir hızla büyük bir ilgi görmekte ve yine büyük çabalarla şair üzerine yeni yeni araştırmalar yapılmaktadır. Pek çok araştırmacı ve akademisyen Nâzım üzerine ilginç kitaplara imza atıyor. 

Onun hayatının bilinmeyen yönleriyle, dünyaya yayılmış yayın faaliyetine dair çok ciddi çalışmalar basılmaya başlandı. Bunlardan biri de Haluk Oral’ın Nâzım Hikmet’in Yolculuğu (İş Bankası Yayınları, 2019) isimli kitabıdır. Diğer önemli başvuru eseri ise M. Melih Güneş’in yeni çıkan Nâzım Hikmet’in Ellerinin İzinde isimli kitabı. 

Editörlüğünü Turgay Fişekçi’nin, düzeltisini Burcu Yılmaz yaptığı eserin tasarımı Aykut Genç’e ait. Bu ciddi çalışmayı Küçükçekmece Belediyesi “Nâzım Hikmet’in doğumunun 119. yıldönümü anısına” ve “hors commerce” (ticari olmayan şekilde) dağıtılmak üzere 1100 adet basmış ve numaralandırmış. 

Eserin bölümleri sırasıyla “M. Melih Güneş’in hayatı ve eserleri”, “Rusya Bilimler Akademisi üyesi türkolog Svetlana Uturgauri’nin kaleme aldığı ‘Okurlara’ başlıklı bir yazı”, Güneş’in kaleminden “Bir Dönüş Hikâyesi”, “Nâzım Hikmet’in Kitaplarının Yayımlanma Süreci”, “Nâzım Hikmet’in Ellerinin Değdiği Kitapların İzini Sürmek”, “Benim Hikâyelerim, Benim Nâzımlarım”, “Kitaplarda Göze Çarpan, Türkiye’deki Külliyatta Basılmamış ya da Yer Verilmemiş Şiirleri”, “Yok Sayılan Seksen Senelik Şiir”, “Mektuplarında Nâzım Hikmet ve Kitapları”, “Karalamalarında Ellerinin İzi”. 

Kitapta ayrıca 1902-1938 arası Nâzım Hikmet kronolojisi ve 1925’te Nâzım’ın ismi konulmadan yayımlanan Dağların Havası kitabıyla başlayıp 1963’e kadar dünya dillerinde yayınlanmış 189 kitabının görsel malzemeli bir katalogu var. Eser, “1965 ve Sonrası” ve “Son Söz Niyetine” yazılarını takip eden geniş bir teşekkür ile sonlanıyor. 

Küllerinden doğan Nâzım kitabı  Asuman Denker, NTV Tarih’in Nisan 2009’daki 3. sayısında 1933 Adliye yangınında yanan, kazılarda bazı sayfaları tekrar bulunan Gece Gelen Telgraf kitabını haberleştirmişti. 

24×18.5 cm. ölçüsünde 704 sayfalık eser, büyük bir emek ve ciddi bir mesai sonucu ortaya çıkmış. 14 Haziran-28 Ağustos 2019 tarihleri arasında YapıKredi Bomontiada’da sergilenen Nâzım Hikmet’in dünya dillerinde basılmış tüm kitaplarının ciddi bilgilerle donatılmış bibliyografyası diyebiliriz. Melih Güneş de mesaisinin büyük bölümünü Nâzım Hikmet araştırmalarına adamış bir kişi ve şairin Türkçe yayımlanmamış, külliyatı dışında kalmış eserlerini ortaya çıkarmak için yıllardır çalışıyor. Bu eser de, özellikle kitapseverler ve Nâzım kitapları koleksiyonerleri, araştırmacılar için büyük bir yol gösterici ve başvuru kaynağı. 

Dünyanın pek çok kentinde, farklı dillerde basılmış Nâzım kitaplarını derleyen bu çalışmada, her baskı için detaylı bilgiler; eserin yazım ve basım süreci ile ilgili belgeler-haberler; kapak ve künye sayfalarının fotoğrafları; anılardan-mektuplardan bilgiler var. Her kitabın hikayesi, Nâzım Hikmet’le maddi-manevi ilişkisi kaleme alınmış. 

Nâzım Hikmet’in yayıncısı Kenan Yusuf’un (Sertel) 1935 tarihli mektubu.

Araştırmacılar, kitap meraklıları, Nâzım koleksiyoncuları bu temel kitaba ekler yapacaklardır kuşkusuz. Melih Güneş’in hoşlanacağını bildiğim iki küçük ilaveyi burada eklemek istiyorum: 

Gece Gelen Telgraf 1933 Mart’ında toplatılmış; yazarı hakkında açılan dava sürerken, toplatılan kitapların bulunduğu Sultanahmet’teki Adliye Sarayı 3 Aralık 1933 tarihinde çıkan yangında kül olmuştur. Tabii içerde bulunan tüm vesika ve kitaplar da. Ancak bu yangına gönülden sevinen biri vardır. O da yayımcı Muallim Ahmet Halit Yaşaroğlu’dur. Zira onun bastığı Gece Gelen Telgraf, devlet görevlilerinin gözü önünde imha olmuş, suçu yayacak durum ortadan kalkmıştır. Nitekim Ahmet Halit Bey 1936’da Kitap ve Kitapçılık Dergisi’ne verdiği röportajda “En heyecanlı hâtıram Nâzım Hikmet’in Gece Gelen Telgraf’ını bastığım için mahkeme karşısına çıkışımdır. Adliye yangınında 1000 lira bedelli 2 bin kitap yandı; fakat ben de yakamı kurtardım” diyerek sevincini belirtecektir. 

Gece Gelen Telgraf’ın yanmış kalıntıları, bölgede yapılan arkeolojik kazılar sırasında bulunduğu zaman; NTV Tarih dergisi Nisan 2009’daki 3. sayısında bu konuyu Aduman Denker’in kaleminden, Bünyad Dinç’in fotoğraflarıyla haberleştirmişti. Ayrıca Nâzım’ın yayıncısı Kenan Yusuf’un (Sertel), adliye yangınından iki sene sonra 1935 tarihinde yazdığı bir mektupta, Gece Gelen Telgraf üzerine ilginç bir bilgi vardır. Nâzım’ın kitaplarını isteyen bir müşterisine “hiç bulunmaz, bulunsa bile 2-3 lira arasında bulunur” demektedir. Bu yazı ve mektubun da yeni baskılarda kitaba ilave edilmesi; ayrıca bu hacimli eserin sonuna kişi, yer, yayın, konu vs. başlıklı dizinler eklenmesi de isabetli olacaktır.