1927’de yayımlanan Güneş dergisi, 3. sayısını o yıl vefat eden Süleyman Nazif’e ayırmıştı. Üstad kabul edilen Sami Paşazade Sezai Bey’in, o devirde bir dergiye yazı yazması sıradışı bir hadiseydi. Derginin sahibi ve başyazarı, ünlü edebiyatçı Orhan Seyfi Orhon, bu yazı üzerine Sezai Bey’e müstesna bir teşekkür mektubu göndermişti.

Orhan Seyfi Orhon’un 1927’nin Ocak ayından Ekim ayına 17 sayı çıkardığı bir dergidir Güneş Mecmuası. Ünlü edebiyatçı ve gazeteci Orhon’un sahibi ve başyazarı olduğu bu dergi, 15 günde bir çıkmıştır.

Altbaşlığında “Sanat ve Edebiyat” dergisi olduğu yazılan bu süreli yayının 3. sayısı, 4 Ocak 1927 tarihinde vefat eden şair Süleyman Nazif’in anısı için yayımlanmış özel sayı olarak bilinir. Güneş Mecmuası adına “Süleyman Nazif’in ölümü” başlıklı bir giriş yazısıyla başlayan derginin ikinci ve üçüncü sayfasında Sami Paşa-zade Sezai Bey’in enfes bir “Süleyman Nazif” yazısı görülür. Ercümend Ekrem’in  “Nazif ile Dostluğumuz”, Cenab Şahabeddin’in “Nazif’in Ahenk-i Nesri”, Doktor Abdullah Cevdet’in “Süleyman Nazif’e Dair”, Osman Cemal’in [Kaygılı] “Merhum Üstada Dair Bazı Hâtıralar”, Fazıl Ahmet’in [Aykaç] “Süleyman Nazif Bey’e” başlıklı yazıları birbirini takip eder.

Ocak 1927’deki ani ölümü ile edebiyat çevrelerinde ve özellikle İstanbul’da büyük yankı bulan, üzüntü yaratan şair Süleyman Nazif Bey için, dönemin gazete ve dergilerinde pek çok yazı yayımlanmıştır. Yazdıkları, eserleri ve yaşam biçimiyle Türk edebiyatının bu çok önemli ismi, kavgalarıyla, tartışma yazılarıyla özel bir şahsiyettir. “Dinim kinimdir” diyecek kadar kavgacı bir yapıya sahib olan Süleyman Nazif için en güzel biyografiyi, dostu İbnülemin Mahmud Kemal Bey Son Asır Türk Şairleri isimli eserinde yazmıştır. Süleyman Nazif’in hayat hikayesini ve eserleri kendinden aldığı bilgiler çerçevesinde kaleme alan İbnülemin Sezai Bey’in Güneş Mecmuası’ndaki yazısından da alıntılar yapar.

Güneş Mecmuası’nın ikinci ve üçüncü sayfalarındaki Sami Paşa-zade Sezai Bey’in yazısı da oldukça önemlidir. Süleyman Nazif’in erken ölümü Sezai Bey’i çok sarsmıştır. Güneş’e yazdığı iki sayfalık hüzünlü yazı aynı zamanda Nazif’in şairane kaleme alınmış kişilik tahlilidir. Bu yazı, derginin içindeki yazıların en ses getireni olmuştur. O yıllarda edebiyat alanında pir, üstad kabul edilen Sezai Bey’in bir dergiye yazı yazması adeta bir lütuftur. Orhan Seyfi Bey, Sezai Bey’in yazısını basmanın bir lütuf, bir ayrıcalık olduğunu farkındadır. Bu yüzden onun yazısını en önde, başyazı olarak koymuştur.

Süleyman Nazif sayısı ve Sami Paşa-zade’nin başyazısından Güneş mecmuasının 1927’de yayımlanan 3. sayısı Süleyman Nazif’e ayrılmıştı (solda). Üstad Sami Paşa- zade Sezai Bey’in yazısı, derginin en başında yer alıyordu (sağda).

Orhan Seyfi Orhon, Sezai Bey’in yazısını dergisinin en önemli yazısı olarak basmakla kalmamış, bundan duyduğu memnuniyet ve şükran hislerini ifade etmek üzere kısa bir teşekkür mektubu kaleme almıştır. Güneş Mecmuası antetli kağıda “Muazzez ve necib  üstadımız” hitabıyla başlayıp Sezai Bey’in Güneş’e yazı vermesinin kendilerini onurlandırdığını, Türk edebiyatına bir şaheser kazandırmanın gururunu yaşadıklarını söyler. Tarihsiz bu mektupla, Sami Paşa-zade Sezai Bey’e teşekkürler eder, şükranlarını sunar. 1920’li yılların bütün edebiyatçıları gibi Orhan Seyfi Bey’de Sezai Bey’i üstad kabul eder ve sözlerine öyle başlar.

Türk basın tarihinde, yayın hayatında pek görülmeyen bu nazik davranış, ne yazık ki günümüz yayın hayatında tamamen unutulmuş, vazgeçilmiş bir davranış biçimidir artık. Bir dergi veya medya patronunun ne kadar önemli ve kıymetli olursa olsun bir yazarına böylesi şükran dolu ifadelerle teşekkür mektubu yazması, artık kaybolmuş bir hâtıradır. Orhan Seyfi gibi önemli ve şöhretli bir kişiliğin bu denli nazik ve iltifatkar mektubu, medya tarihimize bir kadirşinaslık örneği olarak kaydedilecektir.

ORHAN SEYFİ ORHON’DAN SAMİ PAŞA-ZADE SEZAİ’YE

Lütfettiğiniz yazı için mütehassıs ve minnettarız

Orhan Seyfi Orhon.
Sami Paşa-zade Sezai.

“Muazzez ve necib  üstadımız,

Süleyman Nazif’in büyük eleminden mülhem olarak vücuda getirdiğiniz bir şâh-eseri Türk tarih-i edebiyatına ihdâ ederken Güneş’in naçiz sahifelerini tavsit buyurduğunuzdan dolayı en derin şükranlarımı arz ederim.

Nazif’in ruhu ne kadar bahtiyârdır ki ölümü için sanatkâr kalemin böyle yüksek bir abide-i şiir ve san’at ibda’ etti. Biz ne kadar mütehassıs ve minnettarız ki sahifelerimizi  böyle bir eser-i dehâ ile tezyin etmek lütufkarlığında bulundunuz. Yanlız hürmet ve teşekkürlerimin kabulünü rica ederim, muazzez ve necib üstadımız”.

Orhan Seyfi