Dünün ve bugünün gündemi e-postanıza gelsin.
0,00 ₺

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

KADİM VE CEDİT: 9. YÜZYILDAN 19. YÜZYILA

Osmanlı asker kıyafetleri 1827’de ‘üniforma’ oldu…

Değişen dünya dengeleri ve savaş usulleriyle beraber yeni bir kavram ortaya çıktı: Üniforma. Avrupa orduları içinde bu alanda özellikle 1650’lerden itibaren ciddi bir değişim başladı. Osmanlı Devleti’nde ise, 2. Mahmut devrinde Yeniçeri Ocağı’nın büyük zorluklarla kaldırılmasından (1826) sonra bir standart gelmeye başlayacaktı.

Üniforma, resmî görevli kişilerin giydiği, kanunlarla tanımlanmış tek tip kıyafettir. Tabii bu tanım, ancak modern orduların oluşmaya başlamasıyla beraber tam olarak hüviyetini bulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu içinse üniforma kelimesinin ve uygulamasının anlaşılabilmesi için biraz daha eskiye bakmak gerekir.

9. yüzyıldan itibaren Anadolu coğrafyasına gelen Türkmenlerin savaşa dair hususi bir kıyafetlerinin olması oldukça düşük bir ihtimaldir. Ancak bu birliklerin teçhizat, zırh, kılıç ve miğfer gibi savaşın temel gereksinimleri söz konusu olduğunda, sadece “deri”den yapılmış, hiçbir yaşamsal koruyuculuğu bulunmayan savunma ekipmanları kullandıklarını düşünmek oldukça hatalı olacaktır.

Dönem dizileri, sinema filmleri ve popüler kültürle beraber ortaya çıkan bu tarz deri zırhların, demir zırhlı Bizans birlikleri ile girilecek muharebelerde ne kadar işlevsiz kalacağı ortadadır. Âşık Ali Paşa’nın eseri olan Garibname’de “Alp Olmanın Dokuz Şartı”nda iyi bir zırh, olmazsa olmazlardan birisi olarak zikredilir. Bu ifade gözönüne alındığında, Osman Gazi devri askerinin zırhlı olduğu hakikati anlaşılacaktır. Öyle ki bugün Harbiye Askerî Müzesi envanterinde bulunan Sultan Orhan Gazi’ye ait miğfer ve Evrenos Gazi’ye ait perçinli zırhın varlığı, bu düşünceyi doğrular niteliktedir.

AskeriTarih-5
Yeniçeri okçularını gösteren 16. yüzyıla ait bir minyatür.

Eylül sayısı tüm Türkiye’de bayide ve web sitemizde!

Devamını Oku

Son Haberler