Bizim ders kitaplarında genellikle “istilacı” olarak nitelenen Moğollarla ilgili, Batı’da Pax Mongolica yani “Moğol Barışı” ifadesi de kullanılır. Çinggis Han ve evladı doğudan batıya gümrük kapılarını ortadan kaldırmış ve tüccarlar bu “Moğol Barışı” sayesinde, hepimizin bildiği çocuk oyunu “Aç kapıyı bezirganbaşı, kapı hakkı ne alırsın, ne alırsın?”da sözedilen vergilerden kurtulmuşlardı.

Moğol barışı anlamına gelen pax Mongolica deyimi “Roma barışı” ifadesine atfen tarihçiler tarafından kullanılagelmiştir.

Anadolu tarihi açısından bakınca Moğol istilası, yakıp yıkma, Kösedağ Savaşı çerçevesinde okul kitaplarına yerleşmiş görüşlerin nasıl olup da barışı temsil edebileceği, bizim için pek anlaşılır olmadığı gibi, yadırganacak bir ifadedir. Hatta bugün herkesin başvuru kaynaklarından biri olan internete bakınca  “Pax Mongolica ya da Moğol barışı” deyiminin Batılı bilimciler tarafından kullanıldığını öğreniriz. Ayrıca bu terim açıklanırken ihtiyatla davranıldığı görülmekte ve Batılı biliminsanlarının Çinggis Han ve evladının yaptıkları seferlerle elde edilen topraklardaki “istikrarı” tanımlamak için bu terimi kullandığı vurgulanmaktadır. Kısacası Batılılar bir tarihî gerçeklik olan Moğol barışı, bizim anlayışımıza göre bir “iddia”dan ileri gitmemektedir. Zira burada anlayışımıza ters düşen ve belli bir yerde imzalanmış bir anlaşma daha doğrusu olgudan ziyade yorum farkı ile karşı karşıyayız.

Öte yandan “Moğol barışı” terimiyle işaret edilen istikrar, bilindiği gibi günümüzde de yatırımcılar için büyük bir önem taşımaktadır. Çinggis Han ve evladı döneminde de yatırımlar hâkim sülale üyelerinin ve devlet ricalinin tüccar sermayesini arttırması şeklinde oluyordu. Hanedan üyeleriyle böyle yakın ilişkiler içinde olan tüccarlar “ortak” diye biliniyordu.

Ortak tüccarlarının faaliyetleri hakkındaki haberler, Kubilay Han ve evladının Çin’deki hakimiyetinin son bulmasıyla (1368) duyulmaz olur. Bugün İpek Yolu diye bilinen güzergah boyunca yol alarak Han şehri Hanbalık’a kadar giden Marco Polo da bu tüccarları tanımıştı.  Bu Han şehri Marco Polo’nun telaffuzu ile zamanla Khanadu olarak bilinmiş ve İngiliz şairi Cooleridge’in şiirlerine de Xanadu şekliyle girmiştir. Bugün Xanadu, Bodrum’da “her şey dahil bir otel” adı olarak yakınımıza gelmiştir. Varlıklarından yüzyıllarca sonrasına ışık tutan bu yollar ve tüccarlar o dönemde ayrıcalıkları ile dikkati çekiyorlardı; vergiden muaf oldukları gibi, devlet görevlisi gibi posta teşkilatından ida stedikleri gibi yararlanıyorlardı. Çinggis Han’ın torunu Möngke Han zamanında ortak tüccarlarının bu ayrıcalıklarına sınırlama getirildi; onlar artık serbest tüccar değil de “devlet tüccarı” olarak Endonezya ve Java seferlerine çıkıyorlardı.

Bu tüccarlar bu ayrıcalıkları nasıl sağlamışlardı? Bilindiği gibi Çinggis Han’ın ortaya çıktığı Moğolistan’ın doğu kısımları ticaret yolları kavşağında değildi. Çinggis Han başlangıçta o bölgelere gelen Müslüman tüccarların birkaçı ile çok erken dönemlerde ilişki kurmuştu (#tarih, sayı: 58). Asırlardan beri Çin ticaretinde söz sahibi olmaya çalışan Müslüman tüccarlar, Çinggis Han’ın kendilerine karşı olumlu tavrını iyi değerlendirdiler. 1218’de Harzemşah’a gönderilen kervanda 400’den fazla tüccar bulunuyordu. Bunların arasında Orta Asyalı Müslüman tüccarlar önemli bir yer tutuyordu. Tarihteki diğer Orta Asya devletleri gibi tüccarlara karşı olumlu ve açık bir politika izleyen Çinggis Han ve evladı da, kendi adlarının tüccarlar arasında olumlu bir şekilde yayılması için tüccarlara rayiç fiyatın üzerinde ödeme yapıyordu. Kendilerine yakın tüccar sayısı arttıkça, onlara yeni kurulan ordu içinde yer vererek; eski ve yeni açılan güzergah üzerinde kısa mesafe ticareti ile beslenerek; uzun mesafe ticaretine zemin hazırlayarak ilişkileri pekiştiriyorlardı.

Bilindiği gibi kervan ticaretinde en önemli mesele, dışarıdan gelecek hücumlara, haydutlara karşı yapılan korunmanın sağlanması idi. Bu tedbirler de doğal olarak malların değerini arttırıyordu. Tüccarlar açısından önemli olan iki hususu daha vardı: Bunlardan biri ulaşım giderleri ve bunu sağlamak için alınan tedbirler; diğeri ise kervan yolu boyunca Deli Dumrul gibi dizilmiş irili ufaklı devletler, beylikler, şehir hâkimleri ve kabilelere ödenmesi gereken vergi, yani “bac” idi. Hepimizin bildiği çocuk oyunu “Aç kapıyı bezirganbaşı, kapı hakkı ne alırsın, ne alırsın?” işte tam olarak bu türlü “kapı hakları”ndan bunalan tüccarların içinde bulunduğu durumu yansıtır. Çinggis Han yaptığı seferlerle, doğudan batıya gümrük kapılarını ortadan kaldırdı ve tüccarlar bu “Moğol barışı” sayesinde rahat nefes almış oldular.