#tarih
Polemik

Sadece 25 senelik bir Türk icadı

Asırlardır kutlanan Mevlid Kandili yerine Hz. Muhammed’in doğum günü olarak 20 Nisan 571 ilan edildi. Acaba bu tarihi bizden öğrenip etkinlik düzenleyen Müslüman ülke var mıdır?

Kutlu doğum anı 14. yüzyıl minyatüründe Hz. Muhammed’in doğumundan sonra meleklerce yıkanıp sırtının peygamberlik mührüyle mühürlenmesi.

Nisan ayında, Paskalya ayinleriyle çakışan ve sanki yarışan “yarı resmi Kutlu Doğum Haftası törenleri” yapıldı. Oysa Hz. Peygamber’in 20 Nisan 571’de doğduğu savı hayli sorunlu.

Diyanet İslâm Ansiklopedisi’ndeki “Muhammed” maddesinde Prof. Dr. Mustafa Fayda özetle: “Genel kabul gören kanaate göre Hz. Muhammed, Fil Vak’asından (elli beş gün) sonra Rebîülevvel ayının 12. Pazartesi günü dünyaya geldi. Mahmud Paşa el-Felekî, Fil Vak’asını 9 Rebîülevvel (20 Nisan 571 pazartesi); M. Hamîdullah ise Hicret’ten önce 53. yılın 12 Rebîülevveli (17 Haziran 569 Pazartesi) günü olarak tespit etmiş.

İslâm Ansiklopedisinde Buhl imzalı “Muhammed” maddesindeyse “Doğumu ve Mekke yaşamı için tarih kaynakları yoktur. Güvenilmez kaynaklarsa Peygamberin doğum yılını kat’iyetle tespit için kâfi gelmemektedir” deniyor. Üç kaynakta da şu bilgiler var:

1 II. Selim’in (1566- 1574) Hasekisi Nûrûbânu’nun Kethüdası Ahmed Ağa’nın M. 1571’de yazdırttığı anonim Tevârih-i Muhtasar adlı yazmada: “…Anuşurevân’ın (1) padişahlığından 40 yıl ya 43 yıl geçti. (570 veya 573 ) Muhammed Mustafa Aleyhisselâm, rivayetlere göre, Rebiülevvelin 2. ya 8. ya 12. gecesinde dünyaya geldi” denmiş.

2 Benlizâde’nin Peygamberin hayatını da içeren Ravzatü’l-Ahbab’ında (İst. 1871) doğumu ve vefatı için kesin tarih yok. Zilhicce ayında hac arefesi gecesinde ana rahmine düştüğü; Fil Vak’asında, bu vak’adan 55 veya 40 gün sonra, 30 veya 40 yıl sonra; Rebiülevvel veya Ramazanda, Rebiülevvelin ilk pazartesi, 8. ya 10. veya 12. gecesi doğduğu; Peygamber’in de, “Pazartesi günü doğdum, ilk vahiy de pazartesi günü indi, Hicret’te pazartesi günü Mekke’den ayrıldım, Medine’ye de Pazartesi günü ulaştım” dediği, vefatının da pazartesine rastladığı; ehl-i hesaba göre Rum aylarından Nisanın ilk günü ya 20 veya 28’inde, Nuşirevan’ın tahta çıkışının 42. yılında, İskender’in ölümünden (MÖ 333) 882 yıl sonra doğduğu; İbn Cevzî (öl.1201) de “Hz. İsâ zamanından Peygamberin vefatına dek 600 yıl geçtiği” anlatılıyor. (2)

3 Feraizcizâde M. Said’in Tarih-i Gülşen-i Maarif (İst. 1805) adlı yapıtında da Peygamberin, Hz. İbrahim’den 2100; Hz. İsa’nın urucundan (Nisan 29 yılı) 600 sene sonra (Miladi 582), “Eshab-ı Fil” senesinde; babasıyla annesi Recep ayı başında Cuma gecesi zifafa girdikleri hesabıyla (9 ay 10 gün sonra) Rebiülevvel ayı’nın 12. pazartesi (23 Nisan gecesi) doğduğu yazılı. (3)

14. yüzyıl minyatüründe Sütanne Halime’nin Hz. Muhammed’i emzirmesi.

Sonuç olarak Hz. Peygamberin doğum yılı bilinmiyor. 12 Rebiülevvelin doğum günü; Kur’an’daki Fil suresinde (4) değinilen vak’anın bilinmeyen tarihinin doğum yılı sayılması da İslâmî bir kabuldür. Bu kabulleri Miladi takvimle hesaplamanın olanağı yoktur.

Hz. Muhammed’in peygamberlik öncesi yaşamını öğrenmek için öncelikle 6. yüzyıl Hicaz Araplarının takvim yöntemleri bilinmeli. Düşünmeli ki 2. Halife Ömer, ilk kez bir Arap-İslâm yıl-ay-gün takvimi düzenlerken, Hz. Peygamberin doğumunu veya vefatını değil, en doğru bilinen “Hicret”i başlangıç kabul etmiştir.

Arap âleminin eski gelenekleri araştırılmadan 15 asır sonra zorlama hesaplamalarla biri Kamerî, diğeri Milâdî iki doğum tarihi ve yıldönümü kutlamak doğru mudur? Bizden öğrenip (!) 20 Nisan’da Kutlu Doğum Haftası düzenleyen Müslüman ülke var mıdır?

İftar – sahur vakitlerindeki çelişkiler, bir gün önce bir gün sonra başlayan Ramazan-bayramlar, İslâm dünyasındaki çelişkilerin kanıtları. Bunları çözememişken Türkiye’ye özel Kutlu Doğum Haftası törenleri, İslâm dünyasını “Türkler nereden biliyor?” diye gülümsetiyor olmalı.

1) Anuşurevan, Husrev I. Sasanî hükümdarı (531-579)
2) C.I. ss 92 vdd.
3) c.1, s 79-84.
4) Yemen valisi-meliki Ebrehetü’l-Eşrem Yemenlileri hac’dan caydırmak için fillerle güçlendirdiği ordusuyla Kâbe’yi yıkmak için sefere çıkmış. Savunmadaki Kureyşliler dağlara çekilmişler. Allah, ebabil kuşlarına gökten yağmur gibi taşlar yağdırtarak Ebrehe ordusunu helâk etmiş. Yemen’e dönen Ebrehe de ölmüş. Bu seferin 569 veya 570’te olduğu sanılıyor.

Açılış manşetlerde Etkinlik birinci yılında gazetelere ancak ‘başörtülü kızlar’ın protestosuyla yansıyabildi. Başörtüsü ve irtica vurgusu uzunca bir süre değişmeyecekti; Tercüman, 13 Ekim 1989.

1989’da kutlamalar başladı 1994’te tarih sabitlendi

Etkinlik, hep siyasetin gölgesindeydi. 23 Nisan’a denk gelmesi yüzünden son değişiklik 2008’de yaşandı.


İlk kutlamanın ‘Muhammed’ yazılı logosu.

Kutlu Doğum Haftası ilk kez 12-17 Ekim 1989 arasında Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) tarafından düzenlendi. Etkinliklerin Mevlid Kandilini takip eden hafta boyunca sürdürülmesi planlandı. Dönemin TDV yayın kurulu üyesi Mümtaz’er Türköne, ilerleyen yıllarda o süreci ayrıntılarıyla anlatırken (18 Nisan 2010, Zaman) etkinlik teklifinin kurul başkanı Profesör Süleyman Hakkı Bolay’dan, isim önerisinin de Ayvaz Gökdemir’den geldiğini belirtti. Temel amaç Hz. Peygamber’in doğumunu camilerin dışına taşan, konferanslar, sergiler, yarışmalar, tasavvuf musikisi konserleri gibi modern hayatın içine giren etkinliklerle kutlamaktı. Türköne, gün belirlenmesi konusunda “İlerleyen yıllarda, Mevlid Kandili kış aylarına tesadüf edince, Kutlu Doğum’u sabitlemeye karar verdik. Miladî takvime göre nisan ayında bu hafta, Diyanet’in önayak olmasıyla ‘Kutlu Doğum Haftası’ olarak ilan edildi” diye aktardı. Nitekim, 1994’ten başlayarak 20-26 Nisan haftası seçildi. Söz konusu haftanın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına denk gelmesiyle etkinliklere farklı anlamlar yüklendi. Özellikle 2012’de kapatılacak olan Diyarbakır merkezli Mustazaflar ile Dayanışma Derneği’nin, 22 Nisan 2007’de düzenlediği Kutlu Doğum Konferansından medyaya yansıya görüntüler üzerine 27 Nisan gecesi Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinden “e-muhtıra” olarak adlandırılan bir basın açıklaması yayınlandı. Metinde Kutlu Doğum etkinliklerinin üzerinde duruldu, TSK’nın ‘kanunlarla verilmiş açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza ettiği’ kaydedildi. Ertesi yıl Mart ayında Diyanet İşleri Başkanlığı, “Kutlu Doğum Haftasının, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına alternatif kutlama olarak gösterilmesine yol açması” gerekçesiyle etkinliklerin 14-20 Nisan haftasına çekildiğini açıkladı. Etkinlikler 2008 yılından bu yana söz konusu haftada düzenleniyor.

Exit mobile version