İslâm mimarisinin en eski ve değerli yapılarından Halep’teki Ulu Cami’nin minaresi, içsavaş koşullarında dört sene önce tamamen yıkılmıştı. 1090 yılında Selçukluların ayağa kaldırdığı bu meşhur minare ve caminin son hali, bölgeye giden gazeteci Fehim Taştekin’in fotoğraflarıyla ortaya çıktı. 

AYŞE DENKNALBANT 

8. yüzyıldaki Şam Emeviye Camii ile çağdaş olduğu kabul edilen ve İslâm mimarisi içinde önemli bir yeri olan Halep Ulu Camii, Halep Kalesinin batısındaki eski Bezzazlar Çarşısı’nda yer alan külliyenin içinde bulunmaktadır. Emevi halifesi Süleyman b. Abdülmelik tarafından 715-716 yıllarında yaptırılan ilk yapı tahrip olmuştur. Caminin günümüze ulaşan en eski kısmı, 1090 yılında Selçuklu sultanı Melikşah’ın kapsamlı bir onarım esnasında ele aldığı minareydi. Sonrasında bir yangında tekrar harap olan cami, Nureddin Zengi’nin emriyle yeniden yaptırılmış ve bu inşa faaliyetinde minaresi korunmuştu. Memlûklu döneminde de tonozlarda, kubbelerde ve avlu revaklarında çeşitli onarımlar yapılmış olan yapıda, Osmanlı döneminde III. Murat ve II. Abdülhamid tarafından da çalışmalar yaptırılmıştı. 

Bugün ise içsavaşın en çok zarar verdiği tarihî yapılardan Halep Ulu Camii’nin yıllara meydan okuyan tarihî minaresinin yerinde yeller esiyor! 

Büyük bir revaklı avlunun güneyinde yer alan cami (harim mekânı), enine gelişen dikdörtgen şemada. Kare kesitli payelere oturan çapraz tonozlarla örtülü ve mihraba paralel üç nefli yapıda, orta nefte mihrap önünde kubbe bulunmakta. Mihrabın solunda, şebekeli bir ziyaret penceresi ile cami mekânına bağlanan ve Hz. Zekeriyya’ya izafe edilen türbe yer almakta. Caminin taçkapısı siyah, beyaz ve sarı renkli taş kullanımı ile geometrik geçmeli düzende, yerel Suriye mimarisi özellikleri gösteren süslemeler görülmekteydi. Camiyi ve revakları çatı seviyesinde dolaşan taş konsollar ve dendanlar da dikkat çekiyordu. 

Caminin avlusu ile etrafındaki revaklar oldukça gösterişli mekânlardı. Avluya girişi sağlayan üç kapıdan kuzeybatı ve doğudakiler derin eyvan şeklinde olup batıdaki daha küçüktü. Kuzeybatı kapı da iki renkli taş süslemeli ve üç dilimli kapı açıklığının üzerinde yine renkli taşla oluşturulmuş geometrik örgülü süslemesi vardı. Avlunun beyaz mermer zemini üzerinde renkli taşlarla geometrik kompozisyonlar oluşturulmuştu. Zengi, Memlûklu ve Osmanlı dönemlerinde onarımlar gören revaklar, mimari düzenleme olarak farklı özellikler göstermekteydi. Ayrıca revak kemerlerinin bazıları da zigzag desenli geometrik motiflerle süslenmişti. Avluda bulunan iki şadırvan, altı sütunun taşıdığı kubbeli düzende idi. 

Tarih de katledildi 2013’ün Nisan’ında yıkılan Halep Ulu Camii’nin minaresi, 1000 yıllık bir kültür mirasıydı (altta). Gazeteci Fehim Taştekin, Ocak başlarında Halep’ten geçti ve yıkımın boyutlarını twitter’da sergiledi (üstte ve altta).

2013 senesine kadar caminin kuzeybatı köşesinde avlu duvarları üzerinde yükselen minare, kesme taş malzemeyle örülmüş olup kare planlıydı. Dikdörtgen prizma kaidesiyle birlikte altı kattan oluşan minarenin her katı silmeli çerçevelerle diğerinden ayrılmıştı. Minarenin cephelerinde kabartma rozetler, sütunçelerle taşınan dilimli kemer motifleri ve kufi kitabe kuşakları süsleme olarak yer almıştı. Kitabelerden minarenin inşasına sultan Melikşah zamanında başlandığı ve Sultan Tutuş zamanında bitirildiği anlaşılmakta idi. Buradaki kitabelerde ayrıca çeşitli sureler vardı. 

Suriye’de 2011 senesinde başlayan içsavaşta Halep Ulu Camii de diğer anıt eserler gibi büyük zarar gördü. 2013 senesi Nisan ayında ise Selçuklu medeniyetinin Halep’teki en önemli simgelerinden biri olan Ulu Camii’nin minaresi tamamen yıkılarak yok oldu. 

Kitabelerinde Selçukluların Suriye’deki hâkimiyet dönemine ait önemli bilgiler içeren, ayrıca süslemeleriyle dikkat çeken, şehrin neredeyse her yerinden görülebilecek bir konumda yer almakta olan minarenin günümüzde tamamen yok olması, savaşın insanlar üzerindeki yıkım etkisinin yanı sıra, kültür varlıkları için de nasıl tahrip edici olduğunu bize acı şekilde göstermektedir.