#tarih
Edito

Şehitler, gaziler ve biz Türkler

Dünyada çok fazla acı var. O bakımdan kendimizinkiler de dahil, hepsiyle birden uğraşamayız. Bunlar bize çok dokunsa da bir kısmını kafamızdan siler ve hayata devam etmek için umudumuzu besleriz.

Bir de kendi şahsi dertlerini, acılarını hiçe sayıp başkaları için, devlet için, millet için veya herhangi bir ideal için hayatını, kendi canını ortaya koyanlar var­dır. Bunlar karar verici pozisyonda olmayan, sadece “işi o olduğu için” belirli bir göreve gönderilen ve o işi hakkıyla yapmaktan başka bir düşüncesi bulunmayan insanlardır. İşte Doğu ve Güneydoğu’daki hassas bölgelerde görev verilen askerler, tam 33 yıldır burada savaşıyor, şehit düşüyor, sakat kalıyor. İşte bu insanlar her türlü takdirin üzerinde, yakın tarihimizin en fedakar, en cefakar kahramanlarıdır. Her türlü siyasi ve dönemsel yaklaşımların ötesinde, her zaman ve gelecekte de başımızın üzerinde taşımamız gereken kişilerdir.

Ama maalesef böyle olmuyor. Hem devlet hem millet olarak gerek şehitlerimi­ze gerek gazilerimize vefa göstermiyoruz. Onları sadece millî günlerde, yıldönüm­lerinde veya aktüel ajandanın fonksiyonu olduğu hallerde hatırlıyoruz, anıyoruz.

Savaşa gönderilen ve o savaştan sağ çıkmış her asker, yaralansın-yaralanma­sın gazi olarak anılır. Şehitlerin aileleri, gaziler ve birinci derecede yakınlar da devlet tarafından her daim ve o devlet varoldukça bakılır. Diğer türlü devlet de millet de olunamaz. İnancımız, bakışımız ne olursa olsun; laf, propaganda, hama­set edebiyatıyla sahici bir duyarlılık oluşturulamaz.

Peki neden? Peki neden “ata binen Türk atasını tanımaz”? Neden şehitler ve gaziler bu toplumda öteden beri, en azından Çanakkale’den bu tarafa hep “söz­de” saygı görmüştür? Neden onların adları da, anıları da, şu son yıllarda dilimize giren berbat ama maalesef gerçek ifadedeki gibi “tarih olmuştur”? Neden yıllar­ca askere, Güneydoğu’ya gönderilen gençler davul-zurna-konvoyla uğurlanmış ve dönüşlerinde sessiz sedasız kendi evlerine çekilmişler ve unutulmuşlardır? Ne­den ülkemizde, örneğin Avustralya’da olduğu gibi bir “Gaziler Bakanlığı” yoktur, kurulmamıştır? Neden yıllardır gaziler kendi kurdukları derneklerde, üç kuruş protez parası için, sosyal hakları için, mütevazı maaşları için, herşeyi bir kenara bırakın, saygı-sevgi için debelenmek zorunda bırakılmışlardır?

Kimse sadece acılarla yaşayamaz. Ama onları hatırlamadan, onlardan ders çı­karmadan ve ölüme yollanan insanları yaşatmadan, bizler de yaşayan ölüleriz.

Tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimizin önünde saygıyla eğiliyoruz.

Exit mobile version