Remizli Sekban mezartaşları çok nadirdir. Sözlü anlatım ve tasvire dayalı remiz görsellerinin ilmi değeri de düşüktür. Esas olan mahkûk remizler ve eşyalar üzerinde mevcut olanlardır. Bu noktada da imitasyonun kolaylığı sebebiyle, özellikle eşyadaki remizler ihtiyatla karşılanmalıdır.

Sekban, Farsça bir kelime olup köpek yetiştiricisi manasına gelmektedir. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı Kapıkulu Ocakları eserinde, bunun Dîvânu Lugâti’t-Türk’te geçen “sokman” kelimesi yerine, yani “muharebe saflarını yaran yiğit” anlamında kullanılmış olduğunu kaydetmektedir. Sultan 1. Murad zamanında 14. asır son yarısında askerî teşkilatta varolan bu grup, Fatih’in Karaman seferi (1451) sonrasında Yeniçeri Ocağı dâhiline alınmış, tüm sekbanlar biraraya toplanmıştır. Böylelikle Ocak dışı bir ayrı güç bırakılmamış ve Sekbanlar sık ayaklanan Yeniçeri gücüne bir alternatif güç olarak yine Ocak içinde konuşlandırılmıştır.

Yeniçeriler esas 61 Bölük ile 101 Cemaat’ten teşkil olunmuştur. Bunların hepsinin ayrı ayrı remizli bayrakları vardır. Bunlar ilkin Kont Marsigli tarafından levhalar halinde tasarım olarak yayınlanmışsa da, eksikleri ve yanlışları vardır. Bundaki yanlışlardan biri 65. Cemaat’tedir. Bu cemaatin tamamı Sekbanlardan oluşur ve kendi içinde süvariler ve piyadeler olarak ikiye ayrılır. Piyadeler 34 bölükten teşkil olunmuş idi. Uzunçarşılı 65. Orta’yı Fatih’in kurdurduğunu belirtir ve bayraklarındaki remizlerine açıklık getirir (Sekbanların oturdukları odanın resmi vardır).

Dünyadaki tek örnek


Edirne’de Gazi Mihal’de bulunan 30. Bölük’ten bir Yeniçeri’ye ait minare remizli mezartaşı. Dünyada bilinen minare remizli bu tek örnek koruma altında.

Yeniçeri teşkilatına dahil olan Cebeciler, Mehterler, Topçular gibi Ocak mensuplarının da ayrı teşkilatları, yani Ortaları ve ayrı ayrı bölük remizleri vardı. Bu remizler ve Sekban remizleri Marsigli’nin eserinde yer almaz. Başta Cebeci bölükleri remizleri ve Sekban remizlerinden, Uzunçarşılı’nınki dahil, askerî teşkilatı anlatan eserlerde bahsedilmez. Yayımlanmış olan sözlü anlatım ve tasvire dayalı remiz görsellerinin ilmi değeri de düşüktür. Esas olan mahkûk remizler ve eşyalar üzerinde mevcut olanlardır. Bakır imitasyonun kolaylığı sebebiyle bu nevi eşyadaki remizler de ihtiyatla karşılanmalıdır. 

Orta flamaları ve bayraklar ile Sofa Tezkireleri, en güvenilir remiz mehazlarıdır. Sekbanlar ayrı bir zümredir. Arpalık sahibi olup tuğludurlar. Bir kısım Sekban mezartaşında görülen tuğlar da bu imtiyazı ifade eder. Bunlar “çifte çelenk” diye de adlandırılmışlardır. Marsigli’nin eserindeki tablolarda, 65. Cemaat için verilen ve Uzunçarşılı’nın da “oda resmi” olarak nitelendirdiği kale burcu benzeri çizimde, Yeniçeri bölük odalarının iki katlı ve alt katta tek giriş kapılı oluşundan yola çıkılarak bir tasvir yaptırılmıştır. Ancak bu şeklin Sekbanlar için geçerli olup olmadığı bilinmemektedir. Zira apayrı bir zümre olan Sekbanların ikametgâhlarına dair başkaca veri yoktur.

Sekban mezartaşları İkisi de Sivas-Divrikli olan Yeniçerilere ait Sekban mezartaşları, bir dönem Karacaahmet mezarlığında bulunuyordu. 

34 Bölük’ün remizi ise farklıdır. Bu da Marsigli’nin kitabında bulunmaz. Sekban mezartaşı kitabelerinde rastlanan “Yirmiyedi Seğmenler, Onaltı Seğmenler, Yirmiyedi Sekbanlar” gibi ifadeler, hep 65. Cemaat içinde ayrıca numaralanmış 34 Sekban bölüğüne aidiyeti bildiren ifadelerdir ve hepsinin ayrı ayrı remizleri vardır. Örneğin bu 34 bölük içerisindeki 18. Bölük, Sekban kâtiplerine ait bölüktür. Serpuşları farklıdır. 

Remizli Sekban mezartaşları çok azalmış durumdadır. Karacaahmette 5198 nolu, serpuşu kırık, 1227 (Miladi 1812) tarihli, Haseki Ali Ağa’ya ait taştaki remiz, çifte flama üzerinde çifte çelenk ve altta Baba şekli sanatkârane işlenmiş halde bulunmaktadır. 1192 (Miladi 1778) tarihli “Kuçek Mehmetoğlu Emekdar Mustafa’ya” adlı Sekban taşında ise aynı remiz flaması püskülsüz olarak hakkedilmiştir. Her iki şahıs da Divrikli olup, Sekbanların 2. Bölük’üne mensuptur.

Çifte flama ve çifte çelenk Remizli Sekban mezartaşları çok azalmış durumdadır. Karacaahmette 5198 nolu, serpuşu kırık, 1812 tarihli, Haseki Ali Ağa’ya ait taştaki remiz: Çifte flama üzerinde çifte çelenk.