16. ve 17. yüzyıllar boyunca Tunus ve Cezayir’i merkez tutan, Barbaros Hayreddin’le birlikte Osmanlı donanmasının komutanlığına kadar yükselen kaptanlar, korsanlığı “barbar” bir uğraş olmaktan çıkartarak, siyasal-statejik-diplomatik bir güce dönüştürdüler.