III. Selim’in 10 Ağustos 1801’de imzaladığı bir fermanla, tüccarın dışarıdan Bursa’ya getireceği yüklerden 110 kuruş alınırken bir misli zamla 220 kuruş vergi alınacağı emredilir. Yeni gümrük tarifesi uygulanmaya başlar başlamaz tüccarın ayağı Bursa’dan kesilir. Çekirge felaketi ve işsizlik yetmiyormuş gibi, yangında Bursa’nın üçte ikisi yanar. Kıt kanaat geçinmekteyken yangın afetiyle yiyeceklerini de kaybedenlerin tek umudu, sağlam kalan tezgâhlarda üretimi sürdürüp el emeği ipekli, pamuklu dokumalarını iyi fiyatlara tüccara satabilmektir. Alınan karar üzerine 1802’de Bursa’da binlerce kadın ayaklanır! Padişahın fermanını okutmazlar, kabul etmezler. Bursalı kadınlar defalarca protesto gösterileri düzenler. Bursa’da “ehl-i akd”, yani “hükümet” onların elindedir. Ve bu kadınların, olaylar karşısında hemen toplanıp harekete geçebilme alışkanlığı vardır. Kimi bağırıp çağırırken, kimileri hıçkırıkları ile gökleri ağlatır; erkekler uzaktan izlemekle yetinir. Ve kadınlar sonunda mücadeleyi kazanır!