Heidegger’i ve onu bu yolda handiyse adım adım izleyen Derrida’yı saymazsak, sanat/teknik ilişkisine köklü, sorgulayıcı bir yaklaşım getirebilen düşünür ve kuramcılara çağımızda sık rastlanmamaktadır. Frankfurt Okulu üyeleri ve Benjamin bu bağlamda da yalnız kalmışlardır: Konu özellikle son yarım yüzyıl içinde bütün bütüne insan bilimleri alanında çalışanlara terkedilmiştir.