1918’de biten 1. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da yükselen radikal hareketler, birçok ülkede siyasal iktidar mücadelesine girişmişti. Batı’da çok sayıda şair ve edebiyatçı da faşizm sempatizanıydı. Bunların çoğu faşizmin vahşetini görüyor ama bunu gelecekteki toplumun kaçınılmaz doğum sancıları addediyordu. Ancak benzer bir bakış radikal solda da vardı. Bu nedenle birçok solcunun faşist saflara geçmesi, o günlerde şaşırtıcı görülmedi.