Fedakarân-ı Millet Cemiyeti’nin en önemli ve etkin şahsiyeti Avnullah el-Kazımî, önce Abdülhamit’e sonra İttihat ve Terakki’ye karşı durmuş önemli bir yazar ve gazeteciydi. Ünlü romancı Halide Nusret’in (Zorlutuna) babası, eğitimci İsmet Kür’ün dedesi ve romancı Pınar Kür’ün büyük dedesiydi. 

Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler isimli çalışmasında “Fedakâran-ı Millet Cemiyeti, adı şantaj ve komplo hareketlerine karışmış, hayır cemiyeti ile siyasal parti arası bir topluluktur” der (1. Cilt, 131 – 141 sayfalar). Avnullah el Kâzımî’nin önderliğini yaptığı Fedekâran-ı Millet’i bütün çizgileriyle anlatır. Gedikpaşa, Tahtaminare Mahallesi, Fazlı Paşa Karakolu karşısında bulunan bu derneğin kurucuları, Avnullah el-Kâzımî, Esat Bey, Ali Vefa, Dr. Ali Saip, Abdülkadir Kadri, Hacı Cemal, Asitaneli Behçet, Ertuğrul Şakir Bey gibi şahsiyetlerdir. 

Avnullah Kâzımi Sinop zindanında hücrede (Oda-ı Mahsusa) iken…

Tunaya hocanın ifadesiyle, “İkinci Meşrutiyetin getirdiği özgürlük ortamı ve şaşkınlık içinde kendilerini vatan kurtarıcı kimseler olarak tanıtan bu kişiler 12 Ağustos 1908 tarihinde Sultanahmet Bahçesi’nde bir miting yaparlar ve aralarında haklarını aramak konusunda bir cemiyet kurma yolunda sözleşirler… Abdülhamid’in istibdat rejiminden kaçmış olanlar (firariler) ile sürgünler (menfiler) ve mahkumların korunması için iane (yardım) toplama amacıyla hareket eden cemiyet, devrin padişahı Abdülhamit’ten para istemiş ve bin lira almıştır”. 

Hükümet, Fedakarân-ı Millet Cemiyeti’nin silah dağıtma, fedai atama, şantaj, elçiliklerden para koparmaya çalışma gibi eylemlerde bulunduğunu iddia etmiş ve bu cemiyet 31 Mart Vak’ası’ndan sonra siyaset sahnesinden silinmiştir. 

Fedakarân-ı Millet Cemiyeti’nin en önemli ve etkin şahsiyeti Avnullah el-Kâzımî’dir. 

1868’de İstanbul’da doğan, Mabeyn katiplerinden Hüseyin Hüsnü Bey’in oğlu olarak birkaç yabancı dil öğrenmiş ve kardeşi, Türk basın tarihinin çok önemli isimlerinden Süleyman Tevfik Bey ile birlikte Mürüvvet gazetesini çıkarmıştır. 

Kâzımi’nin Divan-ı Örfi ve Avnullah’ül- Kâzımî isimli eseri. 

Avnullah el-Kâzımî kendi adını kullanmaya başladıktan sonra yakalanmış, müebbet kürek cezasına mahkum edilmiş ve Sivas’a sürgün edilmiştir. Kaçmaya teşebbüs ettiğinden Sinop kalesine gönderilmiş orada demir prangalara vurulmuştur. 1908 meşrutiyetinde af ile İstanbul’a gelmiş ve diğer sürgünler ile birlikte Fedakarân-ı Millet Cemiyeti’ni kurmuştur. İttihat ve Terakki Cemiyeti aleyhine yayın yapmış ve 1908–1909 yılları arasında 182 sayı süren Hukuk-ı Umumiye gazetesini çıkarmıştır. 

Kerkük mutasarrıfı Yazarın Fedakaran-ı Millet Cemiyeti ve Avnullahü’l- Kâzımî kimdir? adlı ilk kez gün ışığına çıkarılan risalesi ve kendisinin Kerkük mutasarrıfı iken çektirdiği yine ilk kez yayımlanan fotoğrafı. 

Daha sonra 31 Mart Vakası ile ilişkilendirilerek divan-ı harbe gönderilmiştir. Beraaat ettikten sonra Kerkük mutasarrıfı olmuştur. Divan-ı Örfi ve Avnullah el-Kazımî ve Son Müdafaa isimli iki eser daha kaleme almıştır. Bu kitaplar Avnullah el-Kâzımî’nin ilginç anılarını, siyasi maceralarını, mahkumiyet günlerini anlatığı eserlerdir. Her iki eser bir arada 2005’te Ahmet Nezih Galitekin tarafından yeni harflere aktarılmış ve Şehir Yayınları tarafından yayımlanmıştır. 

Ünlü romancı Halide Nusret Zorlutuna’nın babası, eğitimci İsmet Kür’ün dedesi ve romancı Pınar Kür’ün büyük dedesi olan Avnullah el-Kazımî’nin hayatına dair yazılmış 7 sayfalık Fedakarân-ı Millet Cemiyeti ve Avnullahü’l-Kâzımî kimdir? isimli risale hiçbir kaynakta yoktur. Milli Kütüphane kayıtlarında olmadığı gibi Seyfettin Özege’nin Osmanlıca eserler katalogunda da yazılı değildir. 1914’te ölen Avnullah el-Kâzımî’nin bu yazıda kullandığımız Kerkük mutasarrıfı iken çektirdiği fotoğrafı da ilk kez yayınlanmaktadır.