Bu sayımızla birlikte #tarih dergimiz 10. yılını tamamlıyor. Dünyada ve Türkiye’de çok hızlı bir değişim-dönüşüm yaşanan bu son 10 yılda, tarih dergimizin yayın hayatına devam etmesi bile tek başına önemlidir. NTV döneminde Ferit Şahenk ve dergimizin fikir babalığıyla yetinmeyen, 2014’te #tarih adıyla yeniden doğuşunu sağlayan Cem Aydın ile bayrağı ondan devralarak yayın hayatımızı sürdürmemizi mümkün kılan Candaş Tolga Işık ilk sırada anılmayı hakediyorlar. Bilgi birikimleri, parlak fikirleri, alın terleriyle ilk günden bu yana dergimizin kendisine has yayın çizgisinin oluşmasına/sürmesine katkıda bulunan, halen bizimle olan ya da olmayan tüm ekip arkadaşlarımıza, yazarlarımıza ve yayın kurulu üyelerimize müteşekkiriz. Ama bugün 10 yıllık bir başarı öyküsünden söz edebiliyorsak, bunda en büyük pay sahibi şüphesiz 2009’dan bu yana ve sonrasında dergiyi alan-okuyan insanlar, yani sizlersiniz. 

Türkiye, malumunuz özel bir coğrafya. Biz Türkler de eksisi-artısısı ile öyleyiz. Köklerimiz, kökenlerimiz ve bu memlekette yaşanmış hadiselere dair bilgiler, belgeler, kitaplar devasa hacimdedir. Lakin daha önce de çok defa belirttiğimiz gibi, bunlardan pek azı bizim coğrafyada veya bizim insanlarımız tarafından üretilmiştir. Metot bilgisi, dil bilgisi, arşiv ve arazi çalışmasına dayalı uzmanlık isteyen tarihçilik mesleği, ancak sağlam bir temel eğitimin üzerine inşa edilirse hakkıyla ortaya çıkar. Ülkemizin temel eğitim konusunda dahi dünya sıralamasında aşağılara yuvarlandığı bu dönemde, tarih alanında orijinal ve uluslararası değer taşıyan bir üretim yapılması zaten beklenemez. Ortaya çıkan nadir ve uluslararası önemi haiz tarih çalışmalarını da elimizden geldiğince bu sayfalarda sizlerle buluşturmaya çalışıyoruz. 

Tarih bilgisi zayıf insanlar ve ülkeler, tarihi kendi işlerine geldiği biçimde anlatarak-yazarak hayata devam ederler. Böyle oldukça da tarihle bağlantıları zayıflar, gevşer. Aslında böyle olması da normaldir ve zaten bu hedeflenir. Zira her yeni devrin iktidarı, kendini öncekilerden daha farklı, daha iyi, daha özel ve güzel olmakla tanımlamak ister. Bunu yaparken de “biz milletin emrindeyiz” der. 

Biz ise tarihin emrindeyiz.