Dünün ve bugünün gündemi e-postanıza gelsin.
0,00 ₺

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

100 yıl önceden bakınca

Geçen yüzyıl başında insanlar 2000 yılında teknolojinin varacağı noktayı çok merak ediyordu. Jean-Marc Côté ve bir grup Fransız sanatçı da 2000 yılı teknolojisine dair “öngörülerini” çizmişler ve bu çizimlerin olduğu kartpostallar 1900’de Paris Fuarı’nda sergilenmişti. Sanatçılar, 2000 yılında taksilerin uçacağını (üstte) ve makinenin bir tarafından atılan yumurtanın diğer taraftan civciv olarak çıkacağını hayal etmişler (altta).

TALİH KUŞU

Bilet al, vatana hizmet et!

16 Şubat 1925’te kurulan ve 1935’te adı Türk Hava Kurumu olarak değiştirilen Türk Tayyare Cemiyeti’nin amacı pilot yetiştirmek ve uçak almaktı. Bunun için de düzenli gelir kaynağına ihtiyacı vardı.

Cumhuriyet döneminin ilk para ödüllü piyangosu da cemiyete gelir kazandırmak için 1925 ‘te üç ayda bir düzenlenen çekilişlerdir. Bu çekilişlerin ilki 15 Haziran 1925’te yapılmıştır.

Doğan Güral arşivi

İlk çekilişe ait biletin ön yüzünde “Sivil Tayyare Cemiyeti Mektepleri menfaatine mahsus piyango biletidir. 45 bin biletten ibaret olan bu piyangodaki hasılatın yarısı ikramiye olarak dağıtılacak ve biletlerin yüzde 10’una ikramiye isabet edecektir” yazıyor. Yine ön yüzünde Türk Tayyare Cemiyeti Reisi ve Bolu Mebusu Cevat Abbas imzası ile “Türk Tayyare Cemiyeti’ne yardım vatana hizmettir” ve “Hem talihinizi deneyin hem vatana hizmet ediniz” ibareleri dikkat çekiyor. Arka yüzde ise çekiliş kuralları ve ikramiye listesini görüyoruz. 1 Liradan satılan biletin büyük ikramiyesi 372 bin 500 kuruş, yani 3725 lira.

1925’in eylül ve aralık aylarındaki iki çekilişin ardından bu piyango sona erdi. Türk Tayyare Cemiyeti, 1926’da Tayyare Piyangosu adıyla çekilişler yapmaya başladı, 13 yıl bu isimle devam eden piyango 1939’da Milli Piyango adını aldı.

SEYAHAT

Hacca gitmenin incelikli yolları

Mustafa Nafiz Tekinkaya’nın 1950’de yazdığı iki ciltlik Hacca Nasıl Gidilir adlı kitap, hacı adayı Türkler için ilginç bir rehber niteliği taşıyor. Yazar, ilk ciltte Arabistan’a hava, deniz ve karayoluyla ulaşmanın yollarını yazarken yol masraflarının fazla oluşundan yakınmış ve bütçesi sınırlı olanlara sınırlardan kaçak geçmeyi önermiş! İkinci ciltte, Arabistan’da günlük yaşamdan söz ederken Türkleri bekleyen en büyük tehlikenin yalancılık olduğunu yazan ve en çok yalancının Pakistanlı, Hindistanlı ve Habeşistanlı (Etiyopyalı) hacılar arasından çıktığını iddia eden yazara göre Türk hacıların en önemli sorunu ise çoğunun cahil ve köylü olmasıdır.

SAĞLIK

Fizik tedavide son nokta

Türkiye’de 1990’lara kadar sokaklarda ayı oynatanlara ve ayının etrafına doluşup bu “performansı” izleyenlere rastlanırdı. Ayıları yetiştirmek için zalim bir yöntem uygulanırdı. Doğal ortamından alınan yavru ayı kızgın sacın üzerine çıkarılır, ayakları yanınca zıplamaya başlardı. Ayı zıpladıkça tef çalınır, şartlanan ayı sacın üstünde olmasa da tef sesini duyunca zıplardı. Ayının burnuna halka takıp bu halkaya bağladığı zinciri beline dolayan ayı sahibi tef çalınca ayı da “oynamaya” başlardı. Uzun süren tartışmalardan sonra 1993’te ayı oynatılması yasaklandı.

Ayı oynatmanın Türkiye’deki kökeni eskilere dayanır. Evliya Çelebi 17. yüzyılda İstanbul’da 70 ayı esnafı bulunduğunu yazmıştır. Marmaray ve İstanbul Metrosu kazılarında bulunan hayvan iskeletleri bu geleneğin Bizans döneminde de olduğunu gösteriyor.

Gazete arşivlerinde de konuyla ilgili çok haber vardır. Bazen ayının sahibine saldırması, bazen bir çocuğun ayının peşine takılıp kaybolması, bazen de cadde ortasında ayı gören turistlerin şaşkınlığı haber olurdu.

İlginç bir ayılı haber türü de sırt ağrıları için ayıya sırtını çiğneten insanlardı. Bu müthiş fikir muhtemelen daha önceden bulunmuştur ama bu haberler 70’li ve 80’li yıllarda artıyor. İlk haberimizin tarihi 13 Mayıs 1976. Habere göre sırt ağrılarından şikayetçi olan İzmitli Burhan Utku, her ayı gördüğünde sırtını çiğnetmektedir. “Pençeleri ağır ama yumuşak” diyen Utku, seans sonunda ayıya “Ellerin dert görmesin” demeyi de ihmal etmemiştir. 3 Şubat 1977 tarihli haberde ise Karamürsel’de görevli bir Amerikalı astsubayın da sırtını ayıya çiğnettiğini görüyoruz. Astsubay da ayının pençelerini övmüş ve “sağolsun kemiklerimi çatırdattı” demiştir. İzmirli Mehmet Uçan’ın aynı yöntemi kullandığını da 19 Temmuz 1987 tarihli haberden öğreniyoruz. Habere bakılırsa Uçan, “Allah insanı ayıların altına düşürsün, hastaneye düşürmesin” diye dua ediyormuş. 22 Temmuz 1985 tarihli, “Kendini ayıya çiğnetti” haberi de İzmir’den. Nebil özgentürk’ün haberine göre sırt ağrısı çeken Ahmet Saner tıptan derman bulamayınca sırtını ayıya çiğnetmeye karar vermiştir. Muhabir, Saner’in “İri yarı olduğum için kendimi çiğnetecek adam bulamıyordum, Allah ayıdan razı olsun” dediğini de yazar.

HAYVANLAR VE İNSANLAR

Flipper’ın makus talihi

GÖKÇE GÖKÇEER

1964 yılında çekimlerine başlanan televizyon dizisi Flipper, Türkiye’nin ekranlarına 1970’lerde girdi. Herkes bir yunusun ne kadar zeki ve sevimli olabileceğini onun sayesinde öğrendi. ‘Onun’ demek aslında pek doğru sayılmaz, çünkü Flipper’ı bir değil beş ayrı yunus canlandırıyordu.

Getty Images

Ric O’Barry, dizideki yunusların eğitmeniydi. Miami Deniz Akvaryumu’nda vahşi yunus ve balinaları bir ev köpeği gibi evcilleştirmeye çalışan O’Barry, kanlı bir sektöre öncülük ettiğinin farkında olmadan kariyer basamaklarını tırmanıyordu. Dizinin patlamasından sonra yunus parkları da hızla çoğaldı. Tüm dünyaya yayılan yunus parklarına tankerlerle taşınan yunuslar öldükçe yerine yenileri geliyordu. Denizlerden yakalananların çoğu yolda ölüyor, sağ kalanlar ise ölene kadar çekecekleri işkenceden habersiz beton havuzlara tıkılıyordu. Flipper’ı canlandırmak üzere Avrupa’dan Florida’ya getirtilen yunuslar Susie, Patty, Kathy, Scotty ve Squirt arasında en popüleri Kathy idi. Ekibin gözdesi, dizinin yıldızı olan Kathy, 1967’de çekimler bitince Florida’da bir havuza konuldu. Burada tek başına kalan yunus giderek agresifleşiyordu. Ric O’Barry bu haberler üzerine onu görmeye gitti. Kathy’nin düzelmesi için tek umut oydu. Havuza giren O’Barry kendisine doğru yüzen Kathy’yi kollarına aldı. Bir zamanlar herkesin Flipper olarak tanıdığı bu muhteşem yunus, artık sırtındaki kocaman yaralarıyla .lümünü bekleyen bir tutsaktı. Kathy eğitmeninin gözlerinin içine baktı, kendini onun kollarına bırakıp nefesini tuttu ve intihar etti. Gözyaşları içinde Kathy’nin ölümüne tanık olan O’Barry, yunusların bilinçli olarak intihar edebildiğini o gün öğrendi. Aynı gün, önayak olduğu ve artık kontrol edilemez noktaya gelen yunus parklarına hayatı pahasına engel olacağına yemin etti. The Dolphin Project, 1982’de bu amaçla kuruldu ve bügün hâlâ dünyanın dört bir yanında tutsak yunusları özgürlüğüne kavuşturmak için çalışıyor.

SPOR

Güreşçiler bayram kutlamasında

1923’te, 10 Temmuz Bayramı kutlamaları için mindere çıkacak güreşçiler toplu halde poz vermişler. 10 Temmuz 1324’ün, yani 2. Meşrutiyet’in başlangıç tarihi 23 Temmuz 1908’in yıldönümü, 1934’e kadar bayram olarak kutlanmıştı.

ESKİ REKLAMLAR

Mavi hapın yerli ataları

1930’lu yılların ikinci yarısından itibaren gazetelerde erkekler için “iktidar ilacı” reklamlarının çokça yer almaya başladığını görüyoruz.

Pazarın iki önemli markası olan Seksülin ve Hormobin bazı ilanlarda daha doğrudan mesajlar verip “belgevşekliğine ve sinir zafiyetine çözüm” ve “ademi iktidara son” vaat ederken, Hormobin bunun yanı sıra gençlik vurgusu da yapıyor. “Hasretle tahayyül ettiğin gençliğe tekrar kavuş”, “Hayatın neşesi dinç olmaktır” ve “Yaşamak neşesini iade ediyoruz” sloganlarının olduğu, yaşlı erkek ve genç erkek çizimlerini birlikte kullanan Hormobin reklamları 50’li yıllara kadar gazetelerde yer almış.

Hormobin, eczacı Münir Şahin’in Galata’daki laboratuvarında, Seksülinse Sirkeci’deki Beşir Kemal Pelin-Mahmud Cevad Pelin Eczanesi’nde üretiliyordu.

DÜNYA KUPASI

İlk kırmızı kart Türk hakemden

Dünya Kupası’nda kırmızı kart uygulaması 1970’teki turnuvada başlamıştı. O yıl kırmızı kart gören olmadı. Bir dahaki turnuva 1974’te Batı Almanya’daydı. Dünya Kupası’nda maç yöneten ilk Türk hakem olan Doğan Babacan, Batı Almanya-Şili maçının 67. dakikasında Şilili forvet Carlos Caszely’e gösterdiği kartla Dünya Kupası tarihinin kırmızı kart gösteren ilk hakemi oldu.

Yengeç Burcu zengin olmak için her şeyi yapar!

İki bin yıl önce bugünkü gibi günlük burç yorumları yoktu ama Marcus Manilius, astrolojinin esaslarını kaleme aldığı beş ciltlik Astronomica adlı eserinde burçların özelliklerine yer vermişti.

ALP EJDER KANTOĞLU

Herkesin gördüğü ama kendisi istemezse kimsenin ulaşamadığı bir kadın misali ortalıkta dolanan “talih” bu burcun insanını pek sever. Hububat fiyatlarını gözlemler. Bir bölgeden ucuza alır bir başka bölgeye pahalıya satar. Böylece birbirini pek tanımayan bölgeleri ticaretle birbirlerine bağlamış olur. Güneşin altında zenginliğine zenginlik katacak malları arar durur, bunun ödülünü de çarçabuk alır. Doğuştan zekidir, kavgayı sevmez ama çıkarı söz konusu olunca savaşı bile göze alır. Daha fazla kazanç elde edebilmek için seve seve Jüpiter’e yakardığı saatleri artırabilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Devamını Oku

Son Haberler