İlk ortaya çıkışının MÖ 7. yüzyıla kadar uzandığı tahmin ediliyor. Tarihçi Strabon, antik kentin eski bir Karia yerleşimi üzerine Giritliler tarafından kurulduğunu iddia etmiş. O vakitler Menderes Nehri ağzında bir liman şehri olan Miletos, bugün denizden 9 km içerde. Tunç Çağı kaynaklarında geçen Millawanda isminin de Miletos olduğu düşünülüyor. Kent, Klasik ve Hellenistik çağlarda büyük gelişme göstermiş, en büyük ve önemli yerleşim haline gelmiş. Menteşe Beyliği döneminde çevresi ile birlikte Türk hakimiyetine geçen bölge, Balat adıyla bir kent olmuş, Osmanlı döneminde giderek küçülerek bir köye dönüşmüş. 1899’da bölgede Alman kazıları başlamış ve 1955 yılında bir depremle kısmen harap olan köy, antik kent üzerinden kaldırılıp yakınlarda yeniden kurulmuş.

1- Tiyatro: Antik kentin günümüze ulaşan en görkemli anıtı. MÖ 4. yüzyıldan itibaren var olan Hellenistik tiyatro 1. ve 2. yüzyılda Roma döneminde birçok bölümü sökülerek yeniden inşa edilmiş. Yaklaşık 15 bin kişi alan yapı Ortaçağ’da terkedilmiş ve üst kısmı yıkılarak başka yapılarda kullanılmış.

2- Bizans Kalesi: 7. yüzyılda Arap akınları sırasında sahne binasına bir duvar örülen tiyatro bir savunma yapısı haline getirilmiş. Daha sonra 11. yüzyılda kısmen mermer tiyatro basamakları kullanılarak, üzerine bir kale inşa edilmiş. Yaklaşık kare şeklinde olan kalenin, biri büyük 11 kulesi var. Ayrıca bir dış surun izleri de yer yer görülebilir.   

3- Han: Kente gelen yol üzerinde, tiyatronun yakınlarındadır. Orta avlulu mütevazı yapının duvarlarında bir çok devşirme malzeme kullanılmış. Muhtemelen Beylikler dönemine ait han, 1970 dolaylarında restore edilmiş ve yakın zamanda antik kenti ziyaret eden turistler için kafeterya olarak kullanılıyor.

4- Hellenistik Hereon: Yapı,Roma dönemi örneğinden ayırabilmek için Hereon I adıyla anılıyor. Hellenistik kentin ızgara planlı kurgusunda iki sokağın kesiştiği bir köşede inşa edilmiş..

5- Dört Direkli / Sütunlu Camii: Kare şeklindeki yapının duvarları, çevredeki Roma-Bizans yapılarından alınan yapı malzemesi ile 13-14. yüzyılda inşa edilmiş. İçerisinde bugün mevcut olmayan yapıyı taşıyan dört sütun da devşirme olarak kullanılmış.

6- Faustina (Roma Hamamı): Miletos’un en büyük hamamı olan yapı, İmparator Markus Aurelius’un eşi Faustina adıyla anılır. İmparatoriçenin 164 yılındaki Anadolu ziyareti sonrasında inşa edilmiş olmalı. 3. ve 6. yüzyıllar arasında defalarca onarım görmüştür. Roma dönemi kentinin sosyal hayatının önemli bir merkezi olan hamam 7. yüzyıl başında terkedilmiş ve içerisinde evler, ahırlar inşa edilmiş.

7- Roma Hereonu: Kent surları içinde inşa edilen en son mezar anıtı. 3. yüzyılın ilk yarısında inşa edilen yapı çok zengin süslemeye sahip. Mezarı dışarıdan çevreleyen peristilli / revaklı bir avlunun izleri günümüze ulaşmış.  

8- Aziz Mikhael ve Piskoposluk Sarayı: Antik kentin aynı yapı adası içinde yer alan kilise ve piskoposluk sarayı 7. yüzyılın başlarında Dionisos Tapınağı’nın yerinde inşa edilmiş. Sarayın bazı bölümlerinde bulunan mozaik döşeme izleri günümüze ulaşabilmiş. Kilise ve saray 14. yüzyılda ortadan kalkmış ve 20. yüzyıl başında yapılan kazılarla ortaya çıkarılmıştır. 

9- Hamam Kalıntısı: Beylikler devrine ait olan hamam, yakınlarındaki Kırk Merdivenli Camii’nin cemaati tarafından kullanılmış olmalı.

10- Agora: Bugün izlenebilen en önemli bölümü, doğu yönünde İon düzenindeki galeri. 1970’li yıllarda birkaç sütunu ayağı kaldırılarak restore edildi. Agoranın çok ihtişamlı batı kapısının kalıntıları 20. yüzyıl aşlarında Berlin Pergamon Müzesine taşındı.

11- Kırk Merdivenli Camii: Cami, ismini bitişiğindeki merdivenli minare düzenlemesinden alır. Yapının cephesi boyunca çatıya kadar uzanan merdivenler, yukarıda bir ezan sekisi ile biter. Bu tür minarelere Ege bölgesinin birçok yerinde rastlanır. 1337-1366 arasında yaşayan Menteşe Beyi İbrahim Bey tarafından inşa ettirilmiş olabilir.

12- İlyas Bey Camii: 14. yüzyılda inşa edilen cami, medrese, hamam, tekke ve hazire ile oluşan külliye, Menteşe Beyliği döneminde Balat adıyla bilinen kentin en önemli yapıları arasında. Muhtemelen Suriye kökenli usta ve mimarların çalıştığı yapıda, Osmanlı Beyliğinde gelişen bazı özellikleri izlemek de mümkün.  Fotoğrafta görülebilen tuğla minaresi maalesef günümüze ulaşamamış.

13- Nimfaeum: 1. yüzyılda inşa edilen üç katlı etkileyici cephesi ile bu anıtsal çeşme, kentin en görkemli anıtlarından biri. Mevcut mermerler Bafa Gölü ve Afyon civarından getirilmiş. İnşaatı İmparator Titus başlatmış ve Traianus’un babasının Anadolu valiliği sırasında tamamlanmış.

14- Humeitepe Roma Hamamı, Türk Dönemi Köşk ve Han Yapısı: Miletos yarım adasının kuzeydoğusundaki bu tepe, bugün Humeitepe adıyla bilinmektedir. Muhtemelen Farsça “himaye eden, kutlu” anlamındaki Hümayun kelimesinin günümüze ulaşan şekli. Tepenin üzerinde bulunan moloz taşlardan inşa edilmiş iki katlı yapının bir köşk olduğu düşünülür. Yakınlarındaki han yine beylikler döneminin bir hatırası olmalı. Büyük hamam kalıntısı ise Roma çağına ait.