Dünün ve bugünün gündemi e-postanıza gelsin.
0,00 ₺

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

9.6 (IMDB) şiddetinde bir dizi: Çernobil

HBO’nun yeni dizisi “Çernobil”, 33 yıl önceki felaketi gayet başarılı bir şekilde dramatize ediyor. Dört yıllık bir araştırma-geliştirme sonucu ortaya çıkan projenin çekimleri, Çernobil Santrali’ne neredeyse birebir benzeyen Litvanya-Vilnius’taki artık kullanılmayan bir nükleer santralde gerçekleştirilmiş. Yaratıcı ve senarist Craig Mazin, esas olarak Nobel ödüllü Svetlana Aleksiyeviç’in Çernobil’den Sesler: Felaketin Sözlü Tarihi isimli kitabını temel almış.

Ülkemizde de gündem olan HBO’nun yeni hit mini dizisi Çernobil, baş karakterlerden kimyager Valeri Legasov’un (Jarred Harris) intihar etmeden kısa bir süre önce kasete kaydettiği şu cümlelerle başlıyor: “Yalanların bedeli nedir? Onları doğrularla karıştırmamız değil. Asıl tehlike şu ki, yeterince yalan duyarsak doğruyu artık hiç tanımayız. Geriye, doğruyu ummaktan vazgeçip hikayelerle yetinmek kalır sadece”.

6 Mayıs 2019’da ABD’deki prömiyerinden beri çok ilgi çeken, çok izlenen ve çok tartışma yaratan dizinin bütün önermesi bu ilk cümlede saklı aslında: Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır ve ne kadar geç ortaya çıkarlarsa o kadar ağır bedellere sebep olurlar. Peki bu dizi nasıl ortaya çıktı, bu başarısının altında yatanlar ne, günümüz dünyasıyla ilgili neler söylemek istiyor ve ne gibi tartışmalara sebep oldu? 

Çekim mi, gerçek mi? HBO’nun Çernobil dizisindeki görüntüler gerçeğe o denli yakın ki, sosyal medyada yer alan ve 1986 yılında felaket bölgesinde yapılan gerçek çekimler ile diziden kareleri kıyaslayan videolarda iki görüntüyü birbirinden ayırt etmek neredeyse imkansız. 

Çernobil’le ilgili bir dizi yazma fikri, yaratıcısı ve senaristi Craig Mazin’in (Hangover- Felekten Bir Gece 2 ve 3’ün yazarı) aklına 2014’te düşüyor. Sebebi ise, yazarın kendi deyimiyle günümüzde doğrunun üzerindeki global tehditle nasıl başedebileceğimize dair birşeyler söylemek istemesi ve Çernobil’de tam olarak neler olduğunu bilmemesi. Dizinin sağlamlığı, her şeyden önce çok çok iyi araştırılarak yaratılmış olmasından kaynaklanıyor. Mazin olay üzerine yayımlanan her türlü kitabı, araştırmayı, haberi okuyor; onu en çok etkileyen ise olayı yaşayan insanların öyküleri oluyor.

Nobel ödüllü gazeteci yazar Svetlana Aleksiyeviç’in Çernobil’den Sesler: Felaketin Sözlü Tarihi isimli, olayı yaşayanların monologlarına dayanan kitabı senaryonun belkemiğini oluşturuyor. Dizide, olayın insani ve duygusal boyutunu sembolize eden, olaya ilk müdahale eden itfaiyecilerden birinin eşi Lyudmilla Ignatenko karakteri (Jesse Buckley) bu kitaptan alınma (Kaza esnasında hamile olan, eşini kazanın hemen sonrasında, bebeğini ise doğumundan dört gün sonra kaybeden Ignatenko zamanla kendine yeni bir hayat kurmayı başarıyor, bir oğlu var ve halen Ukrayna’da yaşıyor).

“Çernobil’in kızkardeşi” Çernobil yakınındaki Pripyat yerleşim bölgesine ait çekimler için Litvanya’nın Fabijoniskes kasabası tercih edilirken, reaktör çekimleri için aralarındaki benzerlik nedeniyle “Çernobil’in kızkardeşi” olarak bilinen ve emekliye ayrılmış Ignalina Nükleer Güç Santrali kullanıldı. 

Mazin’in senaryosu çok büyük ölçüde belgesel bir yaklaşım; fakat dramatizasyonun ve verilmek istenen mesajın daha etkili kılınması için bazı önemli yaratıcı eklemeler de var. Bunların en önemlisi, olayın hemen sonrasında gerçekleri ortaya çıkarmaya kendini adayan Minskli bir nükleer fizikçi biliminsanı, Ulana Komyuk karakteri (Emily Watson). Bu karakter hayal ürünü ve dizinin sonunda belirtildiği üzere olayla ilgili gerçekleri ortaya çıkarmak için emek harcayan bütün dürüst biliminsanlarını temsil ediyor. Çernobil’in erkek dünyasında, olayı çözmek için sonuna dek gidenin bir kadın karakter olması dizinin yaklaşımı açısından oldukça önemli. Zira iktidar ve güç tutkusu oldukça “erkek” olgular ve Çernobil’in meydana gelmesinin altında yatan en önemli sebeplerden biri. 

Senaryo çok net. Biri kurmaca diğerleri gerçek beş önemli karaktere odaklanıyor: Patlamanın hemen sonrasında nükleer kirliliğin boyutlarının artmaması için getirilen biliminsanı Valeri Legasov (Jarred Harris), Gorbaçov tarafından görevlendirilen Bakanlar Kurulu üyesi Boris Şerbina (Stellan Skarsgaard), radyasyon seviyelerinde bir oynama olduğunu Minsk’teki ofisinde farkedip gerçeğe ulaşmak uğruna çalışmalara dahil olan kurmaca karakter Ulana Komyuk (Emily Watson), olaydan birebir etkilenen insanları temsil eden Pripyat sakini, yangına ilk müdahale eden itfaiyecilerden birinin eşi Lyudmilla Ignatenko ve felaketin en büyük sorumlusu pozisyonundaki, başmühendis Anatoli Dyatlov (Paul Ritter). 

Dört yıllık bir araştırma-geliştirme sonucu ortaya çıkan projenin çekimlerine 2018 Nisan’ında Litvanya’da başlandı. Vilnius’taki yerleşim bölgesi Fabijonikes yine bir nükleer reaktör yaşam alanı olması sebebiyle Pripyat şehrine çok benzediği ve otantik Sovyet atmosferini çok iyi verdiği için seçilmiş. Nükleer reaktör çekimleri ise yine Litvanya’da, artık çalışmayan bir nükleer santral olan Ignalina’da gerçekleştirilmiş. (Tasarım benzerliği nedeniyle Ignalina’ya çalıştığı dönemlerde Çernobil’in kızkardeşi deniliyordu). Bazı detay sahnelerin çekimi ise Ukrayna’da yapılmış. 

16 hafta süren çekimlerde, prodüksiyon ekibinden bestecisine tamamen “all-star” bir ekiple çalışıldığını es geçmemek lazım; dizinin başarısı biraz da bu çok başarılı ekipten kaynaklanıyor. Yönetmeni, fenomen dizi “Breaking Bad”den Johan Renck. Game of Thrones’un (GOT) Emmy ödüllü Carolyn Strauss’u, başarılı İngiliz dizisi “Broadchurch”ün Jane Featherstone’u, Black Mirror’un Sanne Wohlenberg’i ise yapımcılar arasında. Casting direktörleri GoT’un iki Emmy’lisi Nina Gold ve Robert Sterne’i. 

Çernobil dizisinin en etkileyici öğelerinden biri de müziği. Netflix’te yayınlanan “Trapped” dizisinin de müziğini yapan besteci Hildur Gudnadottir, henüz çekimler başlamadan, ses kayıt uzmanı Chris Watson’la boş ve atıl durumdaki Ignalina reaktörüne gidip uzun ortam atmosferi sesi kayıtları yapıyor. Stüdyoda saatlerce süren kayıtları dinleyip örnekler alıyor ve bunları müzikte kullanıyorlar. İzlerken atmosferdeki o tekinsiz etkiyi artıran ana karakterlerden biri, işte bu çıtır çıtır, gerçek lokasyonda kaydedilmiş radyasyon sesleri… (Dizi müziğinin albümü Mayıs sonu Deutche Grammophon’dan çıktı). 

Unutulmaz sahnelerden biri Dizide Michael Colgan’ın hayat verdiği dönemin Kömür Bakanı Mikail Shchadov. Bu sahne dizinin en çarpıcı sahnelerinden birisiydi. Bakanın ikna etmeye çalıştığı kömür madencileri kendileri için ölüm anlamına gelen teklifi kabul ettikten sonra ellerini Shchadov’un mavi takım elbisesine siliyor ve içlerinden birisi “Şimdi kömür bakanına benzedin işte” diyor. 

Kastta hiç Amerikalı oyuncu olmamasına en baştan özellikle dikkat edilmiş. Mazin, Amerikalı oyuncuların seyirciyi diziden uzaklaştıracağına kanaat getirmiş. Her oyuncunun kendi doğal aksanıyla konuşması ise sonradan alınan bir karar… Klişeye düşmemek için Rus aksanından hemen vazgeçilmiş ama bir nevi ortak Doğu Avrupalı aksanında karar kılınması düşünülmüş. Seçmeler esnasında Mazin oyuncuların karakterleri yerine aksanı oynadıklarını ve bu yüzden inandırıcılıklarını yitirdiklerini gözlemlemiş. Böylece herkesin kendi doğal İngilizce aksanını kullanması yoluna gidilmiş. 

Bu devasa prodüksiyonla ilgili birçok ilginç ayrıntı var elbette: Karakterler doğal aksanlarıyla İngilizce konuşuyorlar fakat radyo, acil telefon kayıtları, televizyon haberleri ve genel anonslar Rusça. Prodüksiyon tasarımı neredeyse birebir dönem SSCB’sini yansıtmasına rağmen toplu konutlarda bazı pencerelerde o dönemde kullanılmayan PVC çerçevelerin görülmesi eleştiriliyor. Pripyat’ın boşaltılması esnasında yapılan anons dizide aynen kullanılmış. Baş karakterlerden ikisini oynayan Emily Watson ve Stellan Skarsgaard bundan önce Lars Von Trier’in 1996 yapımı melodramı “Dalgaları Aşmak” filminde patolojik bir ilişki içindeki bir çifti canlandırmışlardı. 

Yazar Mazin, dizinin her bölümünün yayınlanmasından sonra o bölüme ait sahne arkası bilgilerini ve başka ayrıntılarını paylaştığı bir podcast kaydettirmiş. Bu podcastler ve dizinin senaryosu, meraklıları için internette bedava ve herkesin ulaşımına açık.

Dizide nükleer enerjinin kendisinin de bir ana karakter kadar rolü var neredeyse. The New Republic’ten Rachel Riederer’in eleştirisinde dediği gibi “nükleer enerjinin kendisi anlatıdaki en dramatik kavislerden birine sahip”. Bol miktarda ve çok net nükleer bilgiye maruz kalıyoruz. “Bir nükleer reaktör nasıl çalışır ve neler ters giderse sonuçları neler olur”u biz sıradan insanların kafasına iyice sokana dek vermeye çalışıyor adeta Mazin. 

‘Kötü gösterilen Sovyetler’ meselesi

Çernobil’in yarattığı tartışma konularının başında Sovyetleri beceriksiz ve Sovyet hükümetini çok kötü göstermesi geliyor. Bir Amerikan yapımı olarak bunun için çok akıllıca bir yönteme de başvurmuşlar: Sovyetlerle dalga geçen replikler var ama, bu replikler Sovyetleri canlandıran karakterlerin ağzından çıktığı için Sovyetler kendi kendileriyle dalga geçmiş gibi görünüyor. Örneğin, kazanın hemen sonrasında bürokratik yönetim bir sığınakta toplandığında, bir karakter “merak etmeyin çok sağlam bir sığınak, sonuçta Amerikalıların nükleer saldırısından korunmak için yapıldı” diyor. Yanan çatının söndürülmesi için insanlı taşıt kullanılmasının çok tehlikeli olduğu anlaşılıp ay taşıtı devreye sokulmak istendiğinde “Aya adam gönderemedik bari ay aracımız insanları çatıdan uzak tutmakta işimize yarasın” deniyor. 

Hükümetin rolüne dair eleştirilere verilen en güçlü cevap, dizinin büyük oranda yaşanan gerçekleri yansıttığı. Evet, Çernobil büyük oranda devlet bürokrasisinin büyük ihmalleri, sistemin ve teknolojinin çok atıl ve hantal olması ve bu sistem içerisindeki insanların bireysel hırs ve çıkarlarına yenik düşmelerinin bir sonucu olarak meydana geldi. Rus Komünist Partisi diziyi dava etme kararına kadar giderken şu an görevdeki bazı Rus yetkililer ise diziye şaşırtıcı bir biçimde pozitif yaklaşıyor: Kültür Bakanı Vladimir Medinski dizi için “ustaca kotarılmış ve sıradan insanların hikayelerine saygıyla yaklaşıyor” yorumunu yapmış. 

Rusların işin içinde CIA’in komplo teorisinin olduğu kendi Çernobil versiyonları projesi ise, sanıldığı gibi bu diziden sonra ortaya çıkmamış; bu, Rus NTV kanalının HBO’nun dizisinden çok önce üzerinde çalışmaya başladığı bir proje. 

Tarihî gerçeklere uygunluk/uygunsuzluk

Bir diğer eleştiri/tartışma konusu, dizinin tarihî anlamda ne kadar doğrulara dayandığı. Bu eleştiriler esas olarak dramatik efekti artırmak için eklenmiş yaratıcı öğeleri hedef alıyor: Çekirdeğin, üzerinden uçan helikopteri yutması kazadan aylar sonra ve bambaşka bir şekilde gerçekleşmiş örneğin. Kazanın akabinde görevlendirilen Başbakan Yardımcısı Şerbina ve biliminsanı Legasov, Moskova’dan helikopterle Çernobil’e uçuyor ve Şerbina bir noktada Legasov’u vurmakla tehdit ediyor. Moskova, Çernobil’den helikopterle ulaşılamayacak kadar uzak ve böyle bir tehdit o dönemde artık mümkün değil tabii. En önemlisi ise dizinin sonunda Legasov’un verdiği, bütün yetkilileri suçlayan ifadenin aslında gerçekleşmemiş olması. Legasov bu duruşmada yokmuş. Bu eleştirileri getirenlere dizinin her ne kadar gerçek bir olaya dayansa da sonuçta belgesel değil, kurgusal bir drama olduğu gerçeğini hatırlatmak gerekiyor. 

Peki IMDB’den 9.6 puan alarak tüm zamanların en beğenilen TV dizileri arasına giren, çok kıt notlu olmasıyla ünlü “Rotten Tomatoes” tarafından da yüksek puanlarla tescillenen Çernobil dizisinin günümüzdeki önemi ne? Bir prodüksiyon harikası olması, işlediği konunun yakın tarihimizin kolektif insanlık hafızasındaki çok özel yerinin yanısıra, dünyayı yokedecek güçlerin sürekli yalan söyleyen/yalandan beslenen idarecilerin elinde olduğu bir çağa dair çok önemli bir uyarıda bulunuyor aslında dizi: Yalandan beslenen toplumların başına kötü şeylerin gelmesi kaçınılmazdır. 

Dizinin sonunda Legasov’un teyp kaydı sesi şöyle diyor: “Biliminsanı olmak saf olmaktır. Gerçeği aramaya o kadar odaklanıyoruz ki onu gerçekten bulmamızı çok az kişinin istediğini düşünmüyoruz. Ama gerçek her zaman orada. Görmeyi seçsek de seçmesek de. Gerçek, ihtiyaçlarımızı ya da isteklerimizi önemsemez. Hükümetlerimizi, ideolojilerimizi, dinlerimizi önemsemez (….) Bir zamanlar gerçeğin bedelinden korkardım. Şimdi sadece soruyorum: Yalanların bedeli nedir?”

Dönemin devlet başkanı Gorbaçov bile “Çernobil SSCB’nin dağılmasının başlangıcıydı aslında” demişti. Sistemler ve insanlar, doğru kontrol mekanizmaları tarafından sürekli denetlenmedikleri sürece hataya düşmeye çok yatkındırlar ve günümüzde bu hataların sonumuzu getirmesinden her an sadece bir adım uzağız. Çernobil dizisi bu gerçeği en çıplak haliyle yüzümüze çarptığı için çok önemli. 

KEHANET

Çernobil – Pelinotu – İncil

Çernobil’le ilgili oldukça esrarengiz bir ayrıntı ise Çernobil’in kelime olarak absent içkisinin ana maddesi pelinotu anlamına gelmesi. Pelinotu İncil-Yeni Ahit’te yedi kez geçiyor ve acılığından dolayı negatif bir sembol. “Apokalips” (Kıyamet) bölümünde pelinotu isimli bir yıldız-meleğin dünyanın sonunu getireceğine dair bir kehanet yer alıyor! 

DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN…

Çernobil kaynakları

Sadece soruyorum: “Yalanların bedeli nedir?”.

Dönemin devlet başkanı Gorbaçov bile “Çernobil SSCB’nin dağılmasının başlangıcıydı aslında” demişti. Sistemler ve insanlar, doğru kontrol mekanizmaları tarafından sürekli denetlenmedikleri sürece hataya düşmeye çok yatkındırlar ve günümüzde bu hataların sonumuzu getirmesinden her an sadece bir adım uzağız. Çernobil dizisi bu gerçeği en çıplak haliyle yüzümüze çarptığı için çok önemli. 

Nedenleri, etkileri, dünü ve bugünüyle Çernobil faciası, çok katmanlı ve karmaşık bir hadise. Çernobil’le ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyenler için öne çıkan kitaplar, filmler, haberler, videolar, belgeseller…

Chernobyl: Confessions of a Reporter / Igor Kostin: Felaket sırasında olay yerinde bulunan ve ilk fotoğrafları çeken muhabirin izlenimleri.

Voices from Chernobyl: The Oral History of a Nuclear Disaster / Svetlana Alexievich: Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Svetlana Alexievich’in felaketten etkilenen insanlarla yaptığı röportajlar üzerine kurulmuş bir eser. HBO dizisinin de temel aldığı en önemli kaynaklardan. 

Chernobyl’s Wild Kingdom: Life in the Dead Zone / Rebecca L. Johnson: Felaketten sonra yasak bölgede yaban hayatının nasıl geliştiğini merak ediyorsanız…

Chernobyl: The History of a Nuclear Catastrophe / Serhii Plokhy: Felaketten çok sonrasında yaşananlara odaklanan ayrıntılı bir kitap.

Manual for Survival: A Chernobyl Guide to the Future / Kate Brown: Bir Çernobil daha yaşanmaması için neler yapılması gerektiğine odaklanan bir eser.

The Russian Woodpecker / Chad Garcia: “Ya Çernobil bir komploysa” önermesi üzerinden ilerleyen kurgu film 2015’te Sundance’te Jüri Özel Ödülü kazanmıştı.

Chernobyl Heart / Maryann DeLeo: 2003’te Oscar ödülü alan kısa belgesel, felaketin çocuklar üzerindeki etkilerine odaklanmış.

Chernobyl 3828 / Valeriy Starodumov: En tehlikeli bölgede temizlik faaliyetlerine katılan 3828 kişinin yaşadıklarını etkileyici görüntülerle anlatan bir kısa belgesel.

Chernobyl: The Severe Days / Vladimir Shevchenko: Felaketin etkilerinin çarpıcı şekilde anlatıldığı bir belgesel.

The Babushkas of Chernobyl / Holly Morris, Anne Bogart: Yasak bölgeyi terketmeyi reddeden ve 30 yıldır orada yaşamlarını sürdüren kadınlarla ilgili belgesel.

Our Planet / Netflix: Netflix üzerinden izlenebilen belgeselin ormanları konu olan sekizinci ve son bölümünde, Çernobil’de insanlar gittikten sonra tekrar hâkim olan doğanın gücü anlatılıyor.

32. Gün / Mehmet Ali Birand: Gazeteci Cenk Başlamış, felaketten yedi yıl sonra Çernobil’e giren ilk Türk gazeteci olmuştu. YouTube üzerinden izlenebilecek “Çernobil faciası nasıl yaşandı?” başlıklı bu bölüm 32. Gün’ün tarihî yayınlarından biriydi.

+ yazıları

Devamını Oku

Son Haberler