Gösteri devam etmeli, her şeye rağmen!

Freddie Mercury’nin kariyerini konu alan “Bohemian Rhapsody” filmi, 7 yıllık çekim sürecinin ardından Avrupa ve Türkiye’de bu ay gösterime giriyor.

Freddie Mercury (üstte) ve onu canlandıran Rami Malek.

Müzik tarihine yalnızca şarkılarıyla değil, kariyeri boyunca gösterişli, özgün ve bir o kadar da aykırı tarzıyla damgasını vuran sayılı gruplardan biridir Queen. Elbette bu statüyü grubun tanınan yüzü Freddie Mercury’ye; ışık hızıyla yarışan, patlamaya hazır o meşhur süpernovaya borçludur. Bugün Mercury gerek sahnedeki imajı, gerek sansasyonel yaşamıyla, ama en önemlisi o insanüstü sesi-gırtlağıyla, müzik tarihinde eşsiz bir konuma sahip.

Önümüzdeki günlerde vizyona girecek “Bohemian Rhapsody” filmi ise Mercury’nin ve Queen’in mirasını beyazperdeye taşımaya hazırlanıyor. Ancak filmin tartışmalı yapım süreci ve yabancı eleştirmenlerin yorumları, şimdiden “Bohemian Rhapsody”yle ilgili kafalarda soru işaretleri yaratmış durumda.

Queen’in üyeleri Brian May ve Roger Taylor’ın bizzat yaratıcı danışmanlık yaptığı projenin, aslında 2010’da yılında başlaması planlanıyordu. Filmin prodüktörlüğünü Graham King ve grubun eski menajeri Jim Beach üstlendi. 2015’te filmin senaryosunun, bugün “The Theory of Everything” ve “Darkest Hour” gibi başarılı biyografilerden tanıdığımız Anthony McCarten’a emanet edilmesinin ardından, “X-Men” serisinin adı taciz skandallarıyla anılan yönetmeni Bryan Singer projeye dahil oldu. Freddie Mercury’ye Emmy ödüllü oyuncu Rami Malek’in hayat vereceği kesinleşince, yedi yıl süren hazırlık süreci tamamlanmış oldu.

Queen’in kuruluşundan grubun kariyeri için bir zirve niteliği taşıyan “Live Aid” konserine kadar geçen sürece odaklanan “Bohemian Rhapsody”nin fragmanlarında, Rami Malek’in Freddie’yle benzerliği özellikle dikkati çekiyor. Filmin yayınlanan kesitlerinin ritmi ve heyecan verici atmosferi seyirci beklentilerini yükseltse de, Amerikalı film eleştirmenlerinin ilk izlenimleri bu beklentilerin tam tersi yönünde. Filmin yalnızca Freddie Mercury’nin tırmandığı kariyer basamaklarına odaklandığı, kişisel yaşamında deneyimlediği ötekilik haline, eşcinsel kimliğine yüzeysel bir biçimde değinmekle yetindiğine dair birçok eleştiri var. Yine de bu müzik devinin hikayesini ve sesini dinlemek için kaçırılmayacak bir fırsat.