Gorillerle yaşadı, insanlar tarafından öldürüldü

Hayatını Afrika gorillerini araştırmaya adamış Dian Fossey, bundan 32 yıl önce Ruanda’daki araştırma merkezinde vahşi şekilde öldürülmüştü. Çoğumuzun National Geographic belgesellerinden ve beyazperdeden tanıdığı Fossey, biricik ailesi olarak gördüğü, birlikte yaşadığı gümüş sırtlı gorillerle ölümde de buluşmuştu. Bir bilim insanının unutulmaz mücadelesi.

Gorilleri tanıyordu Fossey, zamanla her bir gorilde birbirinden farklı burun izlerini ayırt edecek kadar yetkinleşti; bu izlerin fotoğraflarını çekti, resimlerini çizdi, giderek gorillere isim vermeye de başladı. 

Ruanda, Uganda ve Kongo’nun sınırlarında, 80 km. boyunca Virunga volkanik sıradağları uzanır. Bu sıradağlardan Karisimbi ve Visoke’yi birleştiren, neredeyse her zaman sisler içinde olan sırtta, deniz seviyesinden 3000 m yükseklikte, yağmur ormanları arasında bir mezarlık var. Yosunlarla kaplı 25 tahta tabela ve bir bronz mezar taşının altında, 25 goril ve bir kadın yanyana yatıyor. Mezarları gibi kaderleri de ortak; burada yatan gorillerin çoğu ve kadın, vahşi cinayetlere kurban gittiler.

Gorillerle ilk karşılaşma

Amerikalı Dian Fossey 1963’ün Eylül ayında, neredeyse bir yıllık maaşına denk bir banka kredisi çekerek, uzun süredir düşlerini süsleyen kıtaya, Afrika’ya yedi haftalık bir tatil için gelmişti. Kenya, Tanzanya, Kongo ve şimdiki adı Zimbabve olan Rodezya’da, kıtadaki yaban hayata tanıklık edeceği yerleri, millî parkları, yaylaları, dağ kraterlerini, gölleri dolaştı. Durakları arasında hayvanbilimci George Schaller’in gümüşsırtlı dağ gorillerini bir yıl süreyle incelediği Kongo’daki Kabara bölgesi de vardı. Dian, gorillerle ilk karşılaşmasından şöyle söz edecekti: “Gorillerle ilk karşılaşmamı hiç unutmadım (…) Bitki örtüsünü incelerken, bizimle eşit derecede meraklı siyah grubu farketmiştik. Liderlerinin çehresi ve bize arkaları dönük tüylü kafalar. Parlak gözler, geniş alnının altından sinirli bir şekilde bakıyordu; sanki bizim arkadaş mı düşman mı olduğumuzu kestirmeye çalışıyordu (…) Büyük maymunlarla ilk karşılaşmamdan etkileyici bir izlenim kaldı. Oradan gönülsüzce ayrıldım, ama bir şekilde sisli dağın gorilleri hakkında daha çok şey öğrenmek için geri döneceğimi biliyordum”.

Alaylıydı, etolog oldu Dian Fossey, başta goriller üzerindeki incelemesine bir alaylı olarak başlamıştı, 1976’da Cambridge Üniversitesi’nde yaptığı hayvan davranışları alanındaki doktorasıyla etolog unvanını aldı. 

Leakey ile kesişen yollar

Dian Fossey, daha önce ünlü paleoantropolog Dr. Louis Leakey ile tanışmıştı. Bu gezi sırasında Kabara’ya mutlaka uğrayarak gorilleri görmesini de o salık vermişti. Leakey’in önerisine uyarak Kabara’ya giden Fossey, tatilinin sonunda Kentucky Louisville’deki yaşamına geri döndü. Ama Afrika’yı ve bağrındaki yaban hayatı, özellikle gorillerle karşılaştığı büyüleyici anları ve Leakey ile yaptığı sohbetleri aklından çıkaramadı. Courier-Journal gazetesinde Afrika izlenimlerini ve fotoğraflarını paylaştığı üç yazısını yayımladı.

Kongo’da ve Ruanda’da

Dian Fossey bundan sonraki ilk sekiz ayını Swahili dilini öğrenerek ve 1959-1962 arası dağ gorilleriyle iki yıl kadar çalışmış olan George Schaller’in yayımladığı kitabı hatmederek geçirdi. Doğduğu ve 32 yılını geçirdiği ülkeyi, akademik eğitim gördüğü ve on yıllık sağlık uzmanlığını bırakarak yeni yaşamına doğru yola çıktı. 1966’ın Aralık ayında Nairobi’ye vardı ve ilk önce Tanzanya Gombe Çayı Şempanze Rezervi’ne, Jane Goodall’ı ziyarete gitti. Burada Jane’in şempanze çalışmalarını gözlemled; ondan deneyimleri ve yöntemleri hakkında bilgi aldı. 

Daha sonra Kongo Kabara’da, gorillerle ilk kez karşılaştığı yaylada kamp kurarak çalışmaya başladı. Kongo’da karışıklığın egemen olduğu zamanlardır; Belçika’ya karşı verilen bağımsızlık savaşı henüz bitmiştir ama, ülke içindeki ayrılıkçı grupların birbiriyle savaşı sürmektedir. Çalışmalara başladıktan 10 ay sonra, içsavaş kamp alanına da ulaşır ve askerler Dian ile çalışanlarını dağdan indirip gözaltına alırlar. Fossey rüşvetle gözaltından kurtulur ve Kisoro’ya kaçar. Uganda makamları Kongo’ya dönmemesini söylese de Fossey kolay vazgeçecek biri değildir. Dr. Leakey ile birlikte, çalışmasını sıradağların Kongo tarafında değil, Ruanda tarafında devam ettirmeye karar verir. 

Dian Fossey, Karisimbi ve Visoke dağlarının arasındaki sırtta kurduğu kampa, her iki dağın kesişimi olan bir isim verir: Karisoke Araştırma Merkezi. Takvimler 24 Eylül 1967’yi göstermektedir. 

Ancak yeni bir zorluk vardır: Kongo tarafındaki dağ gorilleri, Schaller’in çalışmalarından ötürü insana alışıktır fakat Ruanda tarafındaki goriller için insanlar, kaçak avcılardır; onlardan uzak durulması gerekir! Fossey’in burada izlemeye başladığı, farklı numaralarla andığı goril gruplarına yaklaşabilmesi zaman alacaktı. Önceleri onları uzaktan izleyerek eylemlerine, mimiklerine, çıkardıkları seslere aşina oldu. Sonra güvenlerini kazanmak için onları taklit etti, benzer sesler çıkarttı ve onlar gibi ağır hareketlerle yabani kereviz sapı kemirdi. Daha sonraları gorilleri kendine alıştırmadaki başarısını, ABD’de mesleğini yaparken, otistik çocuklarla çalışmalarından edindiği deneyimlere borçlu olduğunu söyleyecekti. 

Goriller kendisine yaklaşana kadar bir girişimde bulunmuyordu. İlişkiyi, gorillerin belirlediği koşullarda yürüttü. Yaban ortamda kendisine yeten koşullarda bulunan, insana hiçbir gereksinim duymayan bir canlıyla, başka türlü uzun vadeli bir ilişki kurabilmek mümkün değildi. 

Zamanla her bir gorilde birbirinden ayrı olan burun izlerini ayırdedebilir hâle geldi; bu izlerin fotoğraflarını çekti, resimlerini çizdi, giderek gorillere isim vermeye de başladı.

Dian Fossey çalışmalarından ancak çok küçük bir çevrenin haberdar olduğunu, herkesten uzakta ve izole yaşadığını, alaylı bir araştırmacı olduğundan yaptıklarının akademik meşruluğundan kuşku duyulduğunu düşünmekteydi. Ocak 1970’te National Geographic’e kapak olmasıyla, geniş çevrelerce de tanınan biri haline geldi. Aynı yıl Cambridge Üniversitesi’nde hayvan davranışları alanında doktoraya başladı; 1976’da doktoralı bir etolog olacaktı.

‘Dağda yalnız yaşayan kadın’

Ruanda dağlarında hayat hiç kolay değildi; günün çoğu yağışlı, hava nemli, insan boyunda ısırgan otları ve yabani kerevizlerle kaplı yamaçlar güneşli günlerde bile ıslaktı. Fossey ise ilk gençliğinden beri sigara tiryakisi ve astım hastasıydı. Oksijenin az olduğu yükseklerde akciğerleri zorlanıyordu. Diğerlerinin bir saatte tırmandığı yamaçları, iki-iki buçuk saatte, nefes nefese aşabiliyordu. Defalarca kaygan toprakta düşmüş, kemiklerini kırmış, bir keresinde kırık kaburga parçası akciğerlerini delmişti. Ama değil kampı bırakmaya, tedavi görmeye bile -çok zorunlu kalmadıkça- yanaşmıyordu.

Fossey kampta günlük işlerde çalışan yerliler dışında çoğunlukla yalnız kaldı; giderek yalnızlığına daha çok sarılmaya, kampa gelip gidenlerle daha az iletişim kurmaya başladı. Çalışmalara katılmak üzere gelen öğrencilerin çoğu birkaç günden fazla dayanamayıp geri dönüyordu. Fossey de arkadaşlarına yerli halkın taktığı “Nyramachabelli” adını kendisine yakıştırıp, gururla “dağda yalnız yaşayan kadın” anlamına geldiğini yazıyordu.

Fossey’in çocukluğu da yalnızlık ve sevgisizlikle geçmişti; onu hiçbir zaman benimsememiş bir üvey baba ve umursamaz bir anneyle büyümüştü. Çocukluğunda göremediği ilgi ve şefkati, başkalarına sunabileceği bir meslek seçmiş, sağlık çalışanı olmuş, tüberküloz hastalarıyla, otistik ve engelli çocuklarla çalışmıştı. Karisoke’de ise tüm duygusal yakınlık ve bağlanma ihtiyacını, gorillerle kurduğu iletişimle karşılamaya başlayacaktı.

Goriller için savaş 

Sisteki Goriller National Geographic Araştırma Komitesi 1980’de bölgedeki avcılar ve yerlilerle girdiği çatışmalı süreçten ötürü Fossey’den bir süreliğine Ruanda’dan ayrılmasını istedi. Bu arada Dian Fossey, Cornell Üniversitesi’nde ders verdi ve Sisteki Goriller kitabını yazdı. 

Virunga ve Karisimbi Dağları, Ruanda Hükümeti tarafından millî park ilan edilmişti. 1920’lerden beri dağ gorili avı yasak olamasına rağmen, kaçak avcılar bölgede yoğun faaliyet halindeydi ve park görevlilerine rüşvet vererek işlerini yürütüyorlardı. 

Gorillerin dolaştığı yerlerde yüzlerce kapan vardı. Bu kapanlar ceylan ya da manda yakalamak amacıyla kurulmuş bile olsa, bunlara yakalanan gorillerin ayaklarında kangrenlere, sonu ölümle biten enfeksiyonların geliştiği yaralanmalara yolaçmaktaydı. Ayrıca çobanlar ve sürüleri gorillerin beslendiği bitkileri eziyor, onları dayanamayacakları kadar soğuk bölgelere çıkmaya zorluyordu. Fossey bu duruma karşı bir şeyler yapmak istedi; araştırma için aldığı fonların bir bölümüyle silahlı devriyeler kiraladı. Dört Afrikalı çalışandan oluşan devriye ekibi, bir yılda 987 avcı tuzağını imha etti. Bu da yerli halk ile Dian Fossey arasında giderek düşmanlık boyutu kazanan bir ilişkiye yol açtı. 

“Uygar dünya” duvarlara asmak için goril kafası, kül tablası olarak kullanmak için goril eli talep etmekteydi. Batılının dekorasyon zevkinden, Afrikalı insana ekmek kapısı çıkmıştı. Fossey, her birine birer isim verdiği, özel ilişkiler geliştirdiği hayvanlara zarar veren avcılara karşı amansız bir savaş yürütmeye koyuldu… 

Dian Fossey’i 26 Aralık 1985’te, henüz 53 yaşındayken bu hayattan koparacak olan cinayete giden yolda en sert viraj, “Digit”in ölümüyle işaretlidir. Fossey goril davranışlarını anlattığı konferanslarında, bazen izleyicilerin şaşkın bakışları karşısında, “Naomm, mknown, manumm naoummm, naoumm?” gibi goril sesleri çıkarır, “Digit”ten “arkadaşım” diye söz ederdi. Gorillerle henüz çalışmaya başladığı yıllarda, göz teması kurabildiği ilk goril o olmuştu. 

31 Aralık 1977’de, başı ve elleri kesilerek ölüme terkedilmiş bir goril cesedi bulunur. Fossey cesede bakmaya gittiğinde onu hemen tanır. Sevgili arkadaşı “Digit”in cansız ve eksik bedenini kampa taşıtarak, katledilmiş diğer gorillerin yanına gömdürür. Bütün bunlar olup biterken son derece soğukkanlı görünür ama, daha sonra yaşanacaklar, aslında ruhunda fırtınalar koptuğunu gösterecektir. 

Korkunç son 

Benzersiz fotoğraflar Karisoke’ye gelen National Geographic fotoğrafçısı Bob Campbell burada üç yıl kalıp Fossey’in bugüne ulaşan en nadide fotoğraflarını çekti.

Fossey bu hadiseden sonra adeta yavrusunu savunan yabani bir hayvana dönüşür ve kendi kanunlarını uygulamaya başlar. Yakaladığı kaçak avcıları yetkililere teslim etmek yerine, onları ısırgan otlarıyla döverek aşağılar; kamplarını, evlerini ateşe verir; hayvanlarına el koyar; hatta birinin çocuğunu rehin alır. Ağaçlara cadı resimleri çizmek, korkunç maskeler takarak “ben bu dağın tanrıçasıyım, siz benim çocuklarımı öldürdünüz ben de sizi öldüreceğim” diye tehditler savurmak, uyuşturucu haplarla bayılttığı avcıları “senin aklını aldım, bir daha buraya gelirsen yine alırım, ama bu sefer geri vermem” benzeri sözlerle korkutmak gibi yöntemler uygular. 

Şubat 1979’da, araştırma merkezinin sponsorlarından National Geographic’ten bir telgraf gelir: “Kampınızdaki olaylarla ilgili rahatsız edici raporlar aldık. National Geographic’te kaygı ve utanç yaratan bu savaşı durdurun”. Birkaç gün sonra ABD Dışişleri Bakanı Cyrus Vanse, Ruanda Elçisi Frank Craigler’e bir teleks yollayacaktır: “NG Araştırma Komitesi, Dian Fossey’in bir süreliğine Ruanda’dan ayrılması gerektiğine inanıyor. Bu, yerel gerilimleri düşürecektir”.

Dian Fossey 14 yıldır uzun süreli olarak hiç ayrılmadığı kampını, 1980’de belirsiz bir süreliğine terketmek zorunda kalır. 1981-83 arasında Cornell Üniversitesi’nde ders verir ve Sisteki Goriller kitabını yazar. Ortalığın biraz soğuduğuna inandığında geri dönmek için tekrar vize başvurusu yapar ve bir yolunu bulup Karisoke’ye geri döner.

Aradan çok geçmeden, 28 Aralık 1985 sabahında, Dian Fossey’in cesedi Karisoke Araştırma Merkezi’ndeki kulübesinde bulunur. Kulübeye giren katiliyle çetin bir mücadele yürüttüğü etrafa saçılan eşyalardan anlaşılmaktadır. Vahşi bir cinayet gerçekleşmiştir. Fossey’in başı palayla doğranmıştır. Dian Fossey, kulübesinin arkasında oluşturduğu, en sevdiği gorillerini bağrında saklayan mezarlığa gömülür.

Arkadaşıyla yan yana Dian Fossey’in “arkadaşım” dediği goril Digit’inki ile yan yana olan mezarındaki İngilizce dizeler: “Nyiramachabelli” Dian Fossey 1932-1985. Kimse gorilleri daha fazla sevmedi / Huzur içinde uyu sevgili arkadaşımız / Sonsuza kadar korunmalısın / Bu kutsal toprakta / Çünkü kendi evinde, ait olduğun yerdesin. 

Aradan geçen bunca yıla rağmen, Dian Fossey cinayeti hâlâ gizemini koruyor. Ruanda soykırımı sırasında kapatılan kamp alanı, bugün virane halde. Ayakta tek bir yapı yok; ama Fossey’i ve yanyana yattığı gorillerini anmak için bölgeye gelen turistlerce hâlâ ziyaret ediliyor.

Karisoke Araştırma Merkezi ise günümüzde Musanze yakınlarındaki binasında faaliyet göstermekte; Dian’ın başlattığı günlük goril izleme programı ve koruma çalışmaları da sürdürülüyor. Virunga Dağları’ndaki goril nüfusunun 1973’te 275’in altında olduğu kaydedilmişti. Düzenli gözlemlemeler, yasadışı avcılığı engelleme çabaları ve acil veteriner müdahalesi gibi önlemler sayesinde, sayıları günümüzde 480 civarına ulaşmış durumda.

Jane Goodall’ın, Dian Fossey için yapılan bir anma toplantısındaki sözleriyle bitirelim: “Dian’ın kaçakçılarla tek başına savaşmak, kendi kanunlarını uygulamaya başlamak gibi yanlış bir yol seçtiği doğrudur. Ama bunun, gördüğü korkunç hataları düzeltebilmenin tek yolu olduğunu düşünüyordu. Bunun için onu nasıl suçlayabiliriz? Gombe şempanzeleri kaçak avcıların hedefi olsa, ne tepki verirdim, bilmiyorum. Dian olmasaydı, büyük bir olasılıkla bugün Ruanda’da dağ gorili kalmazdı”. 

Sanatta Dian Fossey

Belgeseli, filmi, operası…

Dian Fossey’in sıradışı yaşamı, film şirketleri Universal ve Warner Bros arasında paylaşılamadı. İlkin ayrı olan projeler daha sonra birleştirildi ve Dian Fossey’in kitabıyla aynı ismi taşıyan “Sisteki Goriller”, Michael Apted yönetmenliğinde çekildi. Sigourney Weaver, Dian Fossey’i canlandırdı (1988). 

Çeşitli kuruluşlarda birçok belgesel programına konu olan Dian Fossey hakkında Aralık 2017’de yayınlanan National Geographic TV kanalının “Sisler İçindeki Sır” başlıklı belgeseli son bağımsız yapım oldu. Ayrıca Kentucky Operası’nın Fossey için yaptığı “Nyramachabelli” başlıklı bir çalışması (2006) var.