İnsanın rakiplerinden çok kendisiyle yarıştığı 42 kilometre 195 metrelik en zorlu spor sınavı… 2500 yıl önceki bir muhabereden doğan mit, son yıllarda elde edilen akıl almaz derecelerle besleniyor; ayakkabı teknolojisinin de yardımıyla metreleri uçarak geçen, kilometreleri adım adım yutan atletlerin nereye varacağı merak ediliyor.

100 metredeki 10 saniye duvarı, 1 mildeki 4 dakika bariyeri… Bugün bakıldığında kolaylıkla aşılan zamanlar, bir zamanlar hayaldi. 100 metrede yıllarca zorlanan 10 saniye duvarı 1968’de aşılıyor, Jim Hines kapıyı aralıyordu. Jamaikalı Usain Bolt’un 2009’da kırdığı 9.58’lik dünya rekoru bir tarafa, bugüne dek 143 sporcu 100 metreyi 10 saniyenin altında koşmuş durumda. Geçen yıl ölen İngiliz Roger Bannister, sonradan tıp okuyacağı Oxford’da, 6 Mayıs 1954’te, 1 mili 4 dakika altında koştuğunda tarihe geçiyordu. 1999’da Faslı Hicham El Guerrouj’un aynı mesafede elde ettiği 3 dakika 43 saniyelik dünya rekoru, insanın nereden nereye geldiğini özetliyor. 

İşte birçoklarının rüyasını süsleyen maratondaki 2 saat duvarı artık tarih oldu. Dünya rekoru olmasa da, özel koşullarda aşılsa da, entelektüel sermayeyle yeryüzünün en iyisinin buluşması, 12 Ekim 2019’da Viyana’da tarihe geçti. Tam ne olduğunu idrak etmeye başlıyorduk ki ertesi gün kadınlarda dünya rekoru kırılıyor; akıllara malum soru geliyordu: İnsanın sınırı nedir?

Kipchoge Viyana’da maratonu iki saatin altında koşan ilk insan oluyor… Bu derece tarihin en iyi derecesi ama kapalı bir yarışta geldiğinden dünya rekoru olarak kabul edilmiyor.

Efsaneden gerçeğe…

Yaygın inanışa göre MÖ 490’da yapılan Maraton Muharebesi’nden sonra Atina’ya koşup “zafer bizim” diye haykırarak son nefesini verdiği söylenen Pheidippidens böylece onurlandırılmış; 1879’da Robert Browning’in yazdığı şiirle de ölümsüzleşmişti. Oysa Yunan-Pers Savaşları’nın ana kaynağı Heredot’a göre böyle bir olay yoktu. Aslen Sparta’ya destek istemek için Atina’ya yollanan Philippides ismindeki ulak, yaklaşık 240 kilometre yol kat edip geri dönmüştü. Üstelik bunu koşarak yapmıştı. Yine Heredot’a göre Maraton Muhaberesi’nden sonra Pers kuvvetlerinin Atina’ya çıkarma yapmasını önlemek için muzaffer Atina-Platea ordusu, yorgun argın yaklaşık 40 kilometre yürümüştü. Zamanla iki olay karışıyor, “zafer bizim” oluyordu. 

Modern Olimpiyat serüveninin peşine düşen Baron Pierre de Coubertin ve şürekası, kamuoyunun ilgisini çekecek ve antik çağların ihtişamını canlandıracak bir şey arıyorlardı. Fransız filolog Michel Bréal, yakın arkadaşı Coubertin’i ikna edince, kazanmanın değil bitirmenin önemli olduğu bu destansı koşu resmen doğmuştu. Kısa sürede tüm dünyada tanınan mit, popüler kültüre giriyordu. Başta uzunluğu değişse de 1908 Londra Yaz Oyunları’nda, Windsor Sarayı ile Olimpiyat Stadyumu arasındaki 42 kilometre 195 metrelik mesafe, artık müseccel marka! 

Modern zamanların ilk olimpiyatı 1896’da Atina’da yapılan olimpiyatlarda Spyros Louis, nam-ı diğer Spyridon Louis, modern zamanların ilk maraton şampiyonu olarak taçlanıyor ve Yunanistan’da ulusal kahraman oluyordu.

Modern anlamdaki ilk Olimpiyat 1896’da Atina’daydı. Maraton’dan Atina’ya yaklaşık 40 kilometre süren yarışa 17 sporcu katılmış, son çeyrekte atak yapan Spyridon Louis stadyuma girdiğinde halk çılgına dönmüştü. Yunanistan atletizmde zaferle tanışırken, Marusili çoban tarihe geçmişti. Derecesi 2 saat 58 dakika 50 saniyeydi. 

O günden bu yana hızlanan sporcular, giderek iki saate yaklaşıyordu. Uluslararası Atletizm Federasyonu (IAAF) her parkurun kendisine has özellikleri olduğunun altını çiziyor, elde edilen dereceleri uzun süre dünya rekoru olarak kabul etmiyordu. 1 Ocak 2004’te bu görüş değişiyor, maratonda da belli koşulların karşılanması halinde dünya rekorları kırılmaya başlanıyordu. Deniz seviyesine yakın, olabildiğince düz parkurlarda, iyi hava koşullarında Olimpiyat Oyunları’nın mottosundaki citius (daha hızlı) kovalanıyordu. 

Kuru zemin, yaklaşık 10 derecelik bir sıcaklık, az eğim… Özellikle Eylül ayının sonunda Almanya’nın başkentindeki koşulların atletler için en ideali olduğu vurgulanıyor. IAAF’in kabul ettiği en iyi 10 dereceden 7’sinin Berlin Maratonu’nda elde edilmesi dikkati çekici olsa gerek. Girdiği 13 yarışın 12’sini kazanan, Olimpiyat’ta altına koşan, 2018’deki Berlin Maratonu’nda 2 saat 1 dakika 39 saniyeyle dünya rekoru kıran Eliud Kipchoge, birçokları tarafından tarihin en iyi maratoncusu olarak kabul ediliyor. İşte onunla dünyanın en zengin insanlarından Jim Ratcliffe’ın ortaklığı, bir duvarın daha yıkılmasına yolaçtı.

INEOS’UN SPOR YATIRIMLARI

Milyarder kardeşlerin tutkusu

21 milyar sterlini geçen servetiyle Birleşik Krallık’ın en zengini olan Jim Ratcliffe, 1952’de doğdu. 1998’de kurduğu petrokimya şirketi Ineos sayesinde, yatırımcı ve sanayiciye dönüşen iş insanı, tam bir spor tutkunu. Maratondaki 1 saat 59 dakika meydan okuması dışında, Ineos futbol, bisiklet ve yelkene de yatırım yapıyor.

Futboldaki faaliyetlerini milyarderin kardeşi Bob Ratcliffe yönetiyor. 2017’de İsviçre’nin mütevazı ekiplerinden Lausanne Sport’u alan sermaye grubu, 2019’da da Nice’i bünyesine kattı. 22 Ağustos 2019’da Fransız Rekabet Kurumu tarafından onay verilen işlem için Ineos, Chien Lee’ye 100 milyon Euro ödedi. Gözünü anavatanlarına diken aile, Premier Lig’de takım arıyor. Adeta bir hanedan kuran sanayicinin, Manchester United taraftarı olduğunu hatırlatmalı…

Milyarder iş insanı Ratcliffe ile Kipchoge beraber…

2010’da kurulan ve Britanyalı sporcular Bradley Wiggins, Chris Froome ve Geraint Thomas’la Fransa Bisiklet Turu’nu tahakkümü altına alan Sky takımı, 1 Mayıs’tan bu yana Ineos adıyla yarışıyor. Avustralyalı medya patronu Rupert Murdoch’un sahibi olduğu telekomünikasyon şirketi Sky’ın elinde tuttuğu takımın hisselerini satın alan şirket, bu sene Egan Bernal’le mutlu sona ulaştı. 22 yaşındaki Kolombiyalı, 110 yıllık mazisi olan dünyanın en köklü bisiklet organizasyonun en genç şampiyonu olmayı başardı. 

2018’de Olimpiyat tarihinin en başarılı yelkencilerinden Ben Anslie’yle biraraya gelen Ratcliffe, Ineos Team UK’yi kurdu. 2021’de yapılacak branşın şahikası olan Amerika Kupası’nı hedefleyen milyarder, bu proje için 110 milyon sterlini gözden çıkarmış durumda. Bakalım ikili istediklerini alabilecek mi?

Bir düşün peşinde…

Değişik spor yatırımlarıyla dikkat çeken petrokimya devi Ineos’un patronu Ratcliffe kararlıydı: Maratonda 2 saatin altına inilecekti! Daha önce Bannister’ın 1 milde 4 dakika barajını yıkışının 63. yıldönümünde Monza’daki Formula 1 pistinde 2 saatin altına inmeye çalışan Kipchoge, seyircilerin alınmadığı denemede 25 saniye yavaş kalmıştı. Acaba 2.5 sene sonra bu sefer rüya gerçek olacak mıydı?

İngiliz sanayici aslında kendi ülkesini istese de, Londra’nın havası bu yarış için uygun değildi. Şirketin meteoroloji mühendisleri Avrupa’daki başkentleri inceliyor, Viyana seçiliyordu. Tüm verilere göre 12 Ekim en ideal tarihti. İzleyici sayısını artırmak için aranan Cumartesi bulunmuştu. Bilim böyle buyuruyordu!

Viyana’da seçilen parkurun yüzde 90’ı dümdüzdü. Zaman kaybı böylece en aza indirilebilirdi. Kipchoge için özel ayakkabı üreten Nike’ın da desteğiyle taşlar iyice yerine oturuyordu. Her şey düşünülüyor; hava direncinin azaltılması için sürekli değişen tavşan atletler V düzeninde koşuyordu. Hesaplara göre bu dizilişin kusursuz uygulanması, 2 dakikaya yakın bir zaman kazandıracaktı. Ayrıca Avusturya, tarihin en iyi maratoncusunun idmanlarını yaptığı Kenya’nın Kaptagat kasabasıyla aynı zaman diliminde bulunuyordu. Hiçbir ayrıntı gözden kaçırılmıyordu.

12 Ekim 2019’da Viyana saatiyle sabah 08.15’te başlayan koşu amacına ulaşıyor; 35 yaşındaki Kipchoge 1 saat 59 dakika 40 saniyeyle adını altın harflerle kitaplara yazdırıyordu. 2 saat barajı böylece yıkılmıştı!

Yarışın kapalı olması, tavşan atletlerin sürekli değişmesi ve deneme sırasında bisikletlerle ekstra sıvı takviyesi yapılması nedeniyle bu derece IAAF tarafından dünya rekoru olarak kabul edilmedi. Ancak kimilerinin bir atletizm olayından çok bilimsel deney olarak gördüğü bu meydan okuma, şimdiden Guinness Rekorlar Kitabı’nda yerini almış durumda.

Bu yıl Berlin’de Etiyopyalı Kenenisa Bekele’nin dünya rekorunun 2 saniye altında kalması, tarihin en iyi beş zamanının da son 15 ayda elde edilmiş olması, bu büyülü disipline ilgiyi artıyor. “Süper ayakkabılar”ın da yardımıyla yakın bir gelecekte 2 saat barajının IAAF standartlarına uygun olarak da zorlanması bekleniyor. Belki bu kuşak maratoncular olmasa da bir sonraki jenerasyon duvarı yıkacak gibi duruyor. 

ATLETLERİ KANATLANDIRAN TEKNOLOJİ

Nike ve ayakkabı mucizesi”

2017’de Nike’ın sponsorluğunda, İtalya’daki Formula1 pisti Monza’da yapılan yarışta 2 saate yaklaşan Kipchoge’nin giydiği “Vaporfly % 4” modeli çok tartışılmıştı. Spor endüstrisine şekil veren devlerden birinin ayakkabılarının her adımda yüzde 4 enerji tasarrufu sağladığı iddiası başta pazarlama stratejisi olarak görülse de, sonradan laboratuvar ortamında ıspatlanmıştı. Elit maratonculara 60 ila 90 saniye kazandıran süper ayakkabılar, atletleri adeta kanatlandırıyor. 

Birileri bunların herkes tarafından satın alınabileceği için uygun olduğunu savunurken, başkaları Kipchoge için özel yapılan Vaporfly modelinin özelliklerinin açıklanmamasının etik olmadığını ifade ediyor. Atletler bir bir kendi rekorlarını geliştiriyor. Birkaç yıldan bu yana elde edilen dereceler, sporcuların bu özel ayakkabılardan ziyadesiyle faydalandığını gösteriyor. Kipchoge ile Kosgei’nin Nike’ın özel tabanlı modelleriyle elde ettiği zamanlar, kimileri tarafından teknolojik doping olarak görüledursun, IAAF’in bu konuda bir düzenlemeye gidip gitmeyeceği merak ediliyor. 

Uçan kadınlar

Kadınlarda da tablo erkeklerden farksız değil. Tarihin en iyi 15 derecesinden 11’inin 2017’den bu yana koşulması, sporseverleri heyecanlandırıyor. Brigid Kosgei’nin 13 Ekim 2019’da Paula Radcliffe’in 16 yıllık dünya rekorunu 81 saniyeyle tarihe gömmesi rüya gibiydi. Zamanında birinciliklere ambargo koyan ve o günlerde görülmeyen derecelere imza atan İngiliz atletin, yarıştan sonra kendisini geride bırakan halefini kucaklaması, o günün şüphesiz en güzel anlarından biriydi.

1994’te doğan dünya rekortmeni Kenyalı atletin gelişimi gözlerden kaçmıyor. 2017 Chicago Maratonu’nda ikinci olan sporcu, ertesi sene aynı yarışı tarihin en iyi 6. derecesiyle kazanmıştı. Bu yıl Londra’da zafere ulaştığında, bunu başaran en genç kadındı. Dünyanın en büyük yarı maraton yarışı olan Great North Run’ı 1 saat 4 dakika 28’le bitiren uzun mesafe koşucusu, bu mesafede elde edilen en iyi zamana imza atmıştı. Parkurun koşulları nedeniyle dünya rekoru olarak kabul edilmeyen derece akıllara durgunluk veriyor; çok daha fazlasını müjdeliyordu.

Kosgei finişi geçerken

Çok sevdiği Chicago Maratonu’na yine favori olarak gelen sporcu adeta uçuyordu. En iyi zamanını 4 dakika geliştiren atlet, 2 saat 14 dakika 4 saniyeyle dünya rekorunu kırmıştı. Tıpkı Kipchoge gibi o da Nike’ın özel ayakkabısıyla yarışmıştı. 

Sadece o mu? Aynı zamanda vatandaşı olan yaşıtı Ruth Chepngetich ile Etiyopyalı Worknesh Degefa da gümbür gümbür geliyor. Bu rekabette her yıl üstüne koyan Kosgei’nin 42 kilometre 195 metrelik bu destansı mesafede ne kadar ileri gidebileceği merak ediliyor; sanki o da teknolojinin gölgesinde insanın sınırlarını zorlamaya devam edecek gibi duruyor.

MARATON’DA TÜRKİYE REKORLARI

Kenyalı ve Etiyopyalı millîler

Türkiye rekoru 2 saat 5 dakika 27 saniyeyle Kaan Kigen Özbilen’e ait. Viyana’da Ineos’un 2 saate meydan okuduğu yarışta koşan tavşan atletlerden biri olan millî sporcu, bu derecesini 2019’da Rotterdam’da elde etmişti. Kenya’da Mike Kipruto Kigen adıyla 1986’da dünyaya gelen uzun mesafe koşucusu, 2015’ten bu yana Türkiye adına yarışıyor. 2016’da Avrupa Atletizm Şampiyonası takviminde ilk kez yer alan yarı maratonda gümüş madalya alan sporcu, Rio Olimpiyat Oyunları’nda da ülkemizi temsil etmiş ve Kipchoge’nin altına ulaştığı yarışı 17. sırada bitirmişti. 

2015’te 2 saat 24 dakika 44 saniyeye imza atan Sultan Haydar, kadınlarda Türkiye rekorunu elinde bulunduruyor. 1985’te Etiyopya’da Chaltu Girma Meshesha ismiyle doğan sporcu, 2008’de Türk vatandaşlığına geçmişti. 2012 Avrasya Maratonu’nda üçüncülüğü de bulunan atlet, en iyi zamanına Dubai’de imza atmıştı.

Maratonda Türkiye rekortmeni Kaan Kigen Özbilen, 2016’da ülkemizi Rio’da düzenlenen son Olimpiyat’ta teslim etmişti.
Kadınlarda Türkiye rekortmeni Sultan Haydar, pist yarışlarında da ülkemizi temsil etmişti.

Yazıyı görüntüle