12 Eylül müziğin üzerine karabasan gibi çökerken, az sayıda grup ve müzisyen umudun türküsünü çığırmaya cesaretle devam etti. ‘Eski dost’ arabesk ve kerameti kendinden menkul yeni icat müziklerle ağırlaşan kasveti, cümbüşlü, şamatalı mizahi plaklar dağıtmaya çalıştı.

Askerî müdahale, her şeye olduğu gibi müziğe de indirilmiş bir darbedir. 12 Eylül sonrasında popüler müzik ciddi bir durgunluk dönemine girer. Piyasa zaten krizdedir. Sınırlı sayıda birkaç isim TRT ekranlarında “Türkçe sözlü hafif Batı müziği” icra ederken, Eurovision şarkı yarışması dışında ciddi çalışmalara rastlanmaz. Bir dönemin çok satan pop plaklarının yerini arabesk plaklar alır. Kasetin ortaya çıkışıyla plaklar ortadan kalkar: Kasetçilerde korsan olarak üretilen karışık kasetlerin çok sattığı dönemdir bu.

Zülfü Livaneli, darbeden sonra müzik çalışmalarına yurtdışında devam etti. Oberhausen konseri, Almanya (1982)
Sezen Aksu’nun 84 yapımı Sen Ağlama’sının başarısı, müzik piyasası rotasını yeniden pop’a çevirdi.

Patlamayı, dönemin genç grubu Mazhar Fuat Özkan, 1984’te, “Ele Güne Karşı Yapayalnız” albümüyle yapar. Aynı yıl, Sezen Aksu’nun “Sen Ağlama” albümü de ciddi satış rakamlarına ulaşır. Nur-Ergüder Yoldaş ikilisinin “Sultan-ı Yegâh”ı, dönemin ıskalanmaması gereken albümlerindendir.

12 Eylül karanlığında müzik yapmak zordur. Şanar Yurdatapan’dan Cem Karaca’ya, Selda’dan Timur Selçuk’a pek çok müzisyen, sürgünde, hapiste ya da evdedir. Konserlerin engellendiği, albümlerin basılamadığı bir dönemdir bu. Aradan sıyrılan, üniversite grupları olur: Yeni Türkü, Ezginin Günlüğü, Mozaik gibi topluluklar, bu yılları “şenlendirir”. Yıldırım Gürses icadı “çoksesli Türk hafif sanat müziği” ve o fasla kanarak alaturkaya meyleden popçular bir yana, arabeskin hüküm sürdüğü yıllardır bunlar. Çocuk şarkıcıların birbiri ardına piyasaya çıktığı bu dönemde söylenmek istenen, daha ziyade, Hurşid Yenigün’ün başını çektiği mizahî plaklarla insanlara aktarılır.

Ahmet Kaya: Şarkıları sağcısıyla solcusuyla dillerde, iki plağı ise sadece koleksiyoncuların arşivlerinde.

Atatürk’ün doğumunun 100. yılında yaptırılan zorlama Atatürk şarkıları, Yeşilçam’dan müzik piyasasına bulaşan seks furyası, Zülfü Livaneli’nin sazdan caza geçişi, Beş Yıl Önce On Yıl Sonra gibi tuhaf topluluklar derken, bu yılların sonlarına doğru tanıştığımız Grup Yorum, albümleriyle dönemin vakanüvisi gibi, olanı biteni kayıt altına alır. Ahmet Kaya karanlığın içinde bir meşaledir, yaptığı şarkılar ve tanıttığı şairlerle pek çok insanı derinden etkiler. Konserleri bir çılgınlığa dönüşürken hayranları onun için kendini parçalar. Sürgündeyken zamansız ölümü, arabeskten rock’a uzanan şarkılarına sevda ve hasretle sarılma sebebimiz. Grup Yorum gibi, dönemin izlerini onun şarkılarında bulmak mümkün.

Cunta’ya karşı mizah

80’lerin karanlık ve kısır ortamında en çok ses getiren plaklar, mizahi olanlar. Rejimin baskısından bunalan insanlar, teselliyi mizahta aramış. Başta Hurşid Yenigün Orkestrası ile Nurtaç Düzgit’in Dokuz Ay Önce, Dokuz Ay Sonra Topluluğu ve onları takip eden isimler, “Cafer Ortadirek”ten “Tombul’un Türküsü”ne, “Pop Fıstıkiye”den “Gırgır-SEKSeniki”ye, “Tonton Amca”dan “(O Biçim Steryo) Boş Seda”ya, bugün yapılsa sahibini kolaylıkla hapse götürebilecek, lastikli sözleri cinsel imalar içeren pek çok şarkı ve pek çok plak üretir. Bütün evlere giren, dinlenen çalışmalardır bunlar. Sayılarının çokluğu bundandır.