Yaz mevsimi, tatile gitme, dinlenme ve kafayı boşaltma… En azından bu yıl biraz zor görünüyor. Olsun. Öyle unutulmaz filmler var ki, bizi oturduğumuz yerden alıyor ve dünyanın gerçek hatta başka dünyaların kurgusal mekanlarına taşıyor. En iyiler, unutulmazlar, klasikler… Birkaç defa seyredilebilecek yapımlar…

Yaz geldi ve hiçbir yere gidemiyoruz (Gidenler var tabii). Gidebilecek olsak da korkuyoruz (Korkusuzlar da…). Tatil, yurtdışı seyahatleri, Yunan adaları birer birer yalan oldu. Gerçek yolculuk fikrinden uzaklaştıkça, dolaştığımız alanlar en fazla mahallemizle sınırlandıkça aklımız sınırları zorlamak, hayali seyahatler yapmak istiyor. Corona’dan beri bilgisayar başında ne şehirler gezdim, ne yolculuk planları yaptım bütün ayrıntılarıyla!

Filmlerle, hiçbir yere gitmeden gezebiliriz tabii. Yolculuk ve yol filmleri de bunun en ideal yapıları. Yazarken en iyi yolculuk filmlerinin hepsini izlemiş olduğumu keyifle farkettim ve favorilerimi sizin için derledim. Sadece dünya üzerindeki değil, zamanda ve uzayda yol/ yolculuk içeren filmler de var burada; zira şu an yollar nasıl olsa sadece kafamızda. Koltuğunuza yaslanın; nereye gitme istediğinizi seçin. İtalya, Hindistan, 1920’ler, Ay? Hepsi klavyenizin ucunda…

DÜNYADA YOLCULUK


OUT OF AFRICA (Benim Afrikam) – 1985

Yönetmen: Sydney Pollack

Oyuncular: Meryl Streep, Robert Redford

20. yüzyıl başları (1913-1931) kolonyal dönemde Kenya’da geçen öykü, epik bir romantik drama. Danimarkalı aristokrat Karen Blixen’in anılarına dayanan filmde Kenya’da bir kahve plantasyonu alan kocasının yanına giden Blixen kocasının onu aldattığını öğrenir ve bir avcıya aşık olur. Fonda 1. Dünya Savaşı, sınıf farkı romansı, hiç kahve yetiştirilmemiş bir yükseklikte kahve yetiştirme çabaları, hastalık, kabile sorunları, sömürge kafası… Filmde yok yok. Ancak en unutulmayan şey tabii muhteşem sinematografi.


SHELTERING SKY (Çölde Çay) – 1990

Yönetmen: Bernardo Bertolucci

Oyuncular: Debra Winger, John Malkovich, Campbell Scott, Jill Bennett

Bir yazarın varoluşsal krizi. Yazarlar ve varoluşsal krizlerinden daha klişe çok az şey vardır herhalde. Ancak Bertolucci’nin Paul Bowles’un 1949’da yazdığı aynı adlı romanından uyarlayıp çektiği “Çölde Çay” her türlü klişenin çok ötesinde. İlişkilerini toparlamak için bir arkadaşlarıyla beraber Kuzey Afrika’ya giden çiftin macerası. Arkadaşları bir süre sonra geri döner fakat seyyah çiftimiz Cezayir’den Sahra Çölü’nün derinliklerine uzanır. İngiliz bir anne ve tuhaf yetişkin oğlu; Berberî çadırlarındaki fahişeler; toparlanması gereken ilişkinin ulaştığı öte boyutlar ve her türlü çölsel tehlike. Yolculuk filmi deyince akla ilk gelecek filmlerden biri belki de.


THELMA&LOUİS – 1991

Yönetmen: Ridley Scott

Oyuncular: Susan Sarandon, Geena Davis, Harvey Keitel

En iyi senaryo Oscar’ını alan, Scott’un en iyi yönetmen, hem Sarandon hem Davis’in en iyi kadın oyuncu Oscar’ına aday gösterildiği “Thelma&Louise” için rahatlıkla 90’ların en iyi yol ve kadın filmi diyebiliriz. Bir yolculuğa çıkan iki yakın kadın arkadaşın macerası kısa sürede kabusa döner. Bu süreçte biz de kadın dostluğuna, birbirine destek olmaya, kötüye karşı güçbirliği yapmaya dair çok şey öğreniriz. İki en iyi arkadaş başlarına gelenlerden sonra kanun kaçaklarına dönüşür; çünkü bazen bazı erkekleri öldürmek gerekir. 1966 model su yeşili Thunderbird’in iki başrol oyuncusundan rol çaldığı Thelma ve Loise’i izlemeyen kalmamıştır -olsun bir daha izleyin.


GROUNDHOG DAY (Bugün Aslında Dündü) – 1993

Yönetmen: Harold Ramis

Oyuncular: Bill Murray, Andie MacDowell, Chris Elliot

Virüs yüzünden yaşadığımız döneme en uygun düşen film. Bir havadurumu sunucusu “köstebek günü” kutlamalarını haber yapmaya bir kasabaya gelir ve orada mahsur kalır. Birden anlaşılmaz bir şekilde her gün tekrar aynı günü yaşamaya başlar. Hep başa döndüğünden yaptıklarının hiçbir bedeli olmayacağını keşfeden Phil, sarhoş olmak, aşırı yemek, hırsızlık gibi kötü davranışlar sergileyerek küçük kasabanın sakinlerini de amaçları doğrultusunda manipüle eder.


THE ADVENTURES OF PRISCILLA, QUEEN OF THE DESERT (Çöller Kraliçesi Priscilla)

Yönetmen: Stephan Elliot

Oyuncular: Hugo Weaving, Guy Pearce,Terence Stamp

İki drag queen ve bir trans kadın çok özel kabarelerini sahnelemek üzerine Priscilla ismini verdikleri karavanlarında Avusturalya çölünde seyahat ederler. En iyi kostüm tasarımı Oscar’ı alan film dünya çapında başarılı elde etti ve LGBTI+ görünürlüğünün popüler kültüre taşınmasında çok önemli bir araç görevini üstlendi. Ayrıca müthiş komik ve eğlenceli.


THE ENGLISH PATIENT (İngiliz Hasta) – 1996

Yönetmen: Anthony Minghella

Oyuncular: Ralph Fiennes, Juliette Binoche, Willem Defoe, Kristin Scott Thomas

2. Dünya Savaşı’nın sonları… Kuzey İtalya’da terkedilmiş bir villa. Dört insanın yolları burada kesişir. Hemşire Hana çok ciddi yanıkları olan bir uçak kazası kurbanını tedavi etmeye başlar. “İngiliz Hasta” tanınmaz haldedir ve öyküsünü geçmişe dönüşlerle genç hemşireye anlatırken kadının da kendini iyileştirmesine yardımcı olur. Geri dönüşler sayesinde “İngiliz Hasta”yı bir zaman yolculuğu filmi olarak da görebiliriz. İtalya var, Afrika var, savaş ve acı ve romantizm var. Daha ne olsun!


THE BEACH (Kumsal) – 2000

Yönetmen: Danny Boyle

Oyuncular: Leonardo Di Caprio, Daniel York

Richard, Tayland’a gider. Tabii Bangkok’ta bir “uyuşturucu durumları” yaşanır. Richard gizli bir plajın yerini gösterdiği söylenen bir harita bulur. Bir çift de peşine takılır ve plajı bulurlar. Plajın bir tarafında bağını dünyadan koparmış bir komün, diğer tarafında ise tehlikeli insanlar vardır. Cennetin nasıl cehenneme dönüşebildiğini ve bunu sadece insanların başarabildiğini anlatan, nefis görsellikte bir film. Tayland adaları tabii harikulade.


LOST IN TRANSLATION (Bir Konuşabilse) – 2003

Yönetmen: Danny Boyle

Oyuncular: Bill Murray, Scarlett Johannson, Giovanni Ribisi

Sofia Coppola’nın en az babası kadar, hatta daha yetenekli bir yönetmen ve öykü anlatıcısı olduğunun kanıtı olan filmde, Murray bir reklam filmi çekmek için Tokyo’ya gelmiş, unutulmaya yüztutmuş bir oyuncudur. Yolları canı çok sıkılmakta olan Charlotte’la kesişir ve ikisi arasında beklenmedik bir dostluk kurulur. Tokyo arka fonunda kültürel, sosyal ve kişisel yabancılaşmayı işleyen bu küçük mücevher, sıradışı hikaye anlatma tekniği ve romantizmi çok farklı bir biçimde ele almasıyla tüm zamanların en iyi filmlerinden biri.


THE MOTORCYLE DIARIES (Motosiklet Günlüğü) – 2004

Yönetmen: Walter Salles

Oyuncular: Gael Garcia Bernal, Rodrigo de la Serna, Mia Maestro, Mercedes Moran.

Küba devriminin lideri Che Guevara’nın günlüklerine dayanan “Motorcyle Diaries”, Che’nin 23 yaşında bir tıp öğrencisiyken eğitimine bir süre ara verip biyokimyager arkadaşı Alberto Granado’yla yaşadıkları kıta Güney Amerika’yı tanımak için çıktıkları yolculuğu anlatıyor. Buenos Aires’ten başlayan yolda tabii her şey planladığı gibi gitmiyor; fakat bu yolculuğun Che’nin kıta halkının yoksulluğunu görmesi ve devrimci kişiliğini şekillendirmesi açısından bir dönüm noktası olduğu tartışma götürmez. Gael Garcia’ya tapmamıza sebep olan, 2000’lerin başlarının en iyi yol filmlerinden biri.


SIDEWAYS (Yanyol) – 2004

Yönetmen: Alexander Payne

Oyuncular: Paul Giamatti, Thomas Haden hurch, Virginia Madsen

Orta yaşı geçmiş iki arkadaş, California üzüm bağlarına doğru 1 haftalık yolculuğa çıkarlar. İkisinin de hayatları tam bir hayalkırıklığıdır; birisi başarısız bir yazar diğeri en iyi yıllarını geride bırakmış bir oyuncu. Çaktırmadan alkolizm üzerine olan filmde, hem California’nın harika manzarasını izleriz hem de yaşamlarından tatmin olmayan iki adamın flört maceralarıyla varoluşsal krizlerini. Yazılmış en iyi film senaryolarından biri.


THE BUCKET LIST (Şimdi ya da Asla) – 2007

Yönetmen: Rob Reiner

Oyuncular: Jack Nicholson, Morgan Freeman, Sean Haynes, Beverly Todd

İki ölümcül kanser hastası…Aynı koğuşu paylaşmak ve hastalıkları dışında bir ortak yönleri daha var: Ölmeden önce yapmak istedikleri bir dizi şey. Hayallerindeki ve listelerindeki her şeyi tek tek yaparak ilerlerken birbirlerini iyileştirir, tekrar yaşama sevinci bulur ve harika bir dostluk kurarlar. Kanserle ilgili olup da hem yolculuk hem de umut içeren ender filmlerden.


THE DARJEELING LIMITED (Küs Kardeşler – 2007)

Yönetmen: Wes Anderson

Oyuncular: Owen Wilson, Adrian Brody, Jason Shwartzman

Üç kardeş, babalarının cenazesinden 1 yıl sonra Hindistan’ı baştan başa katedecekleri bir tren yolculuğu vasıtasıyla ilişkilerini düzeltmeye çalışırlar. Çocuklarıyla görüşmek istemeyen, bir manastırda yaşayan anneye ulaşma, yolda yaşanan bin türlü olay ve müthiş diyaloglar… Wes Anderson evrenine balıklama dalmak için harika fırsatlardan biri. Hindistan’a özgü renklerin filmde tutturulması için özel bir çaba harcanmış ve çok da başarılı olunmuş.


IN BRUGES – 2008

Yönetmen: Martin McDonagh

Oyuncular: Colin Farrell, Brendan Gleeson

Tetikçi Ray ve ortağı, batırılan bir işten sonra Belçika’nın çikolata başkenti Bruges’de patronlarının yeni emirlerini beklerler. Suçla yolculuk türünü alışılmadık bir biçimde harmanlayan filmin mizah anlayışı mükemmel. Tetikçiler tatilde! Bruges gibi bir oyuncak şehirde tetikçiler ne arar ve ne yapar? Tabii patrondan gelecek emirleri beklerken turistik bir ruh haline girer ve şehri gezerler. İzleyeceğiniz en absürd suç filmlerinden biri.


EAT, PRAY, LOVE (Ye, Dua et, Sev) – 2010

Yönetmen: Ryan Murphy

Oyuncular: Julia Roberts, Javier Bardem, Richard Jenkins, Viola Davis

Aynı adlı çok satan romandan uyarlanan film, yolculuklarla bağdaştıracağınız her türlü lezzeti içeriyor: Yemek, macera, tutku, keşif… Mutsuz evliliğini bırakıp kendini yollara atan Liz Gilbert’in aynı zamanda içsel yolculuğu, kendini bulma çabası. İtalya’yla başlayıp Hindistan’a ve Bali’ye uzanıyor. Napoli usulü pizzadan mükemmel Roma sofralarına; aşram yaşamından Bali usulü gelecek okumaya; müthiş görselliğe ve çok iyi oyunculuklara; iyi bir öykü anlatımına; iyi bir filmden bekleyeceğiniz her şey burada. Bir kere izlemekle yetinmeyeceksiniz.

ÖTE DÜNYALARA YOLCULUK


A TRIP TO THE MOON (Ay’a Seyahat) – 1902

Yönetmen: Georges Méliès

Oyuncular: Georges Méliès, Victor André, Bleuette Bernon

Méliès’in bu kısa filmi oldukça “erken” bir bilimkurgu örneği. Jules Verne’in romanından esinlenen filmde bir grup astronom aya gitmeye karar verir. Tenekeden bir uzay mekiğiyle aya inerler, orada yaşayan Selenitlerden kaçarlar ve bir Selenit tutsakla dünyaya dönerler. Oldukça teatral performanslar ve tatlı çizimler… Filmin kaybolduğu düşünülen renkli versiyonu 1993’te oldukça kötü bir durumda bulundu.


WOMAN IN THE MOON (Ay’daki Kadın) – 1929

Yönetmen: Fritz Lang

Oyuncular: Willy Fritsch, Gerda Maurus, Klaus Pohl

1929’da Berlin’de 2.000 kişilik bir seyirciye prömiyer yapan ve ilk ciddi bilimkurgu filmi sayılan “Woman in the Moon”. Filmde Helius, uzaya yolculukla ilgilenen bir girişimcidir. Arkadaşı profesör Mannfelt Ay’da altın oluğuna inanır. Bir ekip kurulur ve “Ay’ın karanlık yüzü”ne doğru seyahate çıkılır.


TERMINATOR (Yokedici) – 1984

Yönetmen: James Cameron

Oyuncular: Arnold Schwarzenegger, Linda Hamilton, Michael Biehn

İkisi de 2029’dan gelen bir cyborg ölüm makinesi ve bir insan asker. Asker doğacak çocuğu, insanlığı kurtaracak bir kadını cyborg’tan kurtarmakla görevlidir. Terminatör filmleri dizisi ve evreninin ilk ve en iyi filmi. Cameron’un bu filmleri ve ürünleri sadece 2010’da 3 milyar dolar kâr etti. Hikayenin temeli aslında çok basit: Yokolmak üzere olan insan ırkıyla Skynet adındaki yapay zekanın savaşı.


BACK TO THE FUTURE (Geleceğe Dönüş) – 1985

Yönetmen: Robert Zemeckis

Oyuncular: Michale J. Fox, Christopher Lloyd, Lea Thompson

Üçlemenin ilk ve en iyi filmi. Bilimkurguyu komediyle karıştıran, şu an 40’lı yaşlarını sürmekte olan jenerasyonun kült filmi. 17 yaşındaki lise öğrencisi Marty, dostu eksantrik Doc Brown tarafından tasarlanan zaman makinasıyla kazara 30 yıl geriye gider. “Back to the Future” filmi “düşük teknolojili” haliyle bilimkurgu filmlerinin en sevimlisi ödülünü kazanmayı hakkediyor.


STAR TREK IV / THE VOYAGE HOME (Uzay Yolu IV- Eve Yolculuk) – 1986

Yönetmen: Leonard Nimoy

Oyuncular: William Shatner, Leonard Nimoy, DeForest Kelly

Amiral James T. Kirk ve ekibi, dünyayı bir uzaylı istilasından kurtarmak için zamanda geriye, 1986 San Francisco’suna giderler. Dünyayı kurtarabilecek tek şey kambur balinalardır; zira çıkardıkları sesin frekansı uzaylı gemisinden gelenle aynıdır. Uzay yolculuğu içine zamanda yolculuğu da yerleştiren film, 1986’da Challenger faciasında hayatını kaybeden astronotlara adanmış.


APOLLO 13 – 1995

Yönetmen: Ron Howard

Oyuncular: Tom Hanks, Bill Pexton, Kevin Bacon

En iyi ses ve montaj Oscar’ı sahibi Apollo 13, NASA’nın ciddi zarar gören uzay aracını hayatları tehlikede üç astronotuyla güvenli bir şekilde dünyaya döndürme çabası üzerine. Film bir “docudrama”; 1970’te yapılamayan 3. uzay yolculuğunun hikayesine dayanıyor. Ron Howard teknik olarak doğruları yansıtmak için çok çaba harcamış.


GATTACA – 1997

Yönetmen: Andrew Niccol

Oyuncular: Ethan Hawke, Uma Thurman, Jude Law

Yakın bir gelecekte, toplum tarafından genetik olarak yetersiz olduğundan sadece “sıradan” işlerde çalışabileceğine karar verilmiş Vincent uzaya gitmek ister. Bunu gerçekleştirmek için genetik olarak mükemmel, ancak felçli bir adamın kimliğine bürünür. “Gattaca” üç çok iyi başrol oyuncusu, hikayesi ve görselliğiyle tadına doyum olmayan bir film.


DONNIE DARKO (Karanlık Yolculuk) – 2001

Yönetmen: Richard Kelly

Oyuncular: Jake Gyllenhall, Jena Malone, Mary McDonell

Küçük bir kasabada yaşayan sorunlu genç Donnie Darko, kapısının önünde dünyanın 28 gün sonra sona ereceğini söyleyen tavşan kostümlü bir adamla karşılaşır. Ertesi gün odasına bir jet düşer ve olaylar gelişir. Bu kara komedi film, geçtiği süre olan 28 günde çekildi ve direkt video piyasasına düşecekken Sundance Festivali’nde gösterilerek bir anda popüler oldu. 90’ların mükemmel Amerikan bağımsız sinemasının 2000’ler başına taşmış çok iyi bir örneği.


13 GOING ON 30 (Keşke 30 Olsam) – 2004

Yönetmen: Gary Winnick

Oyuncular: Jennifer Garner, Mark Ruffalo, Judy Greer

Zaman yolculuğu içeren romantik komedi mi? Evet var öyle bir şey…Okulda ezilen ve popüler olmak isteyen bir kız, doğumgününde 30 yaşına gelmeyi diler ve üzerine dökülen peri tozu sayesinde dileği gerçekleşir. İzleyebileceğiniz en şeker zamanda yolculuk filmlerinden biri.


GRAVITY (Yerçekimi) – 2013

Yönetmen: Alfonso Cuaron

Oyuncular: Sandra Bullock, George Clooney

Film, uzay araçları yörüngede parçalanınca uzayda kalan iki astronotun dünyaya dönme çabalarıyla ilgili. 2013’ün en iyi filmlerinden sayılan “Gravity” özellikle rejisi ve görselliğiyle önplana çıkıyor.


INTERSTELLAR (Yıldızlararası) – 2014

Yönetmen: Christopher Nolan

Oyuncular: Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jessica Chastain, Bill Erwyn, Ellen Burstyn, Matt Demon, Michael Caine

Interstellar’ın kastı “star”larla dolu. Distopik bir gelecekte geçen filmde, insanlık dünyada hayatta kalmakta zorlanmaktadır ve bir grup astronot yeni bir yaşam alanı bulmaya Satürn’e yakın bir solucan deliğine gider. Yapılmış en iyi uzay filmlerinden biri.