Dünün ve bugünün gündemi e-postanıza gelsin.
0,00 ₺

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

M. Melih Güneş

Bir kültür varlığı: Bergama, Troya, Boğazköy neyse Nâzım da odur!

Nâzım Hikmet’in yalnızca eserleri değil, bizzat ömrü bile destansı bir başyapıt, sonraki kuşaklara kalması gereken bir kültür mirasıdır. Külliyatına dahil edilmemiş onca şiiri, yayımlanmamış onlarca oyun ve senaryosu, yayımlanmamış yüzlerce yazısı, Moskova’da kalan eşyaları, müzeleşememiş, biraraya getirilememiş, dağınık bir şekilde önümüzde durmaktadır... Ölümünün 55. yılında bilinmeyen şiirleri, mektupları ve yaşamıyla Nâzım Hikmet.

Nâzım külliyatında eksik-gedik kabul edilemez

Yayımlanan Nâzım Hikmet eserlerinin tam ve yanlışsız olduğu söylenemez. Şairin Türkiye’de ve SSCB’de dağınık geçen ömrü; Türkçe elyazmalarının çevirmenlerde kalmış, yitmiş olma ihtimali; sağlıklı ve güncellenmiş bir bibliyografyasının hâlâ yapılmamış olması; arşivlerin ve yayınların yeterince incelenmemesi bu durumun başlıca nedenleri. Orijinal belgelerin rehberliğinde çeşitli örnekler...

Şair’in odası: Başlı başına bir sanat eseri

Evi eser kılan dost armağanı usta işi resimler, küçük heykeller, objeler değil; hepsiyle birlikte oluşan yaşanmışlık ve sürgitlik. Nâzım Hikmet’in odası da bir sanat eseri ve kültür mirası olarak Türkiye’ye getirilmeli; korunup sergileneceği mekânın bir ‘Nâzım Hikmet Merkezi’ne dönüştürülmesi sağlanmalı.