İngiltere’deki Türk hava şehitliği

2. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’nin İngiltere’ye eğitim için gönderdiği pilotlardan 14’ü şehit düştü. Londra’ya bir saat uzaklıktaki Brookwood Türk Hava Şehitliği’nde bulunan mezarları, 50 yıllık unutuluşun ardından yeniden hak ettiği ihtimamı görüyor. 

1942’de İngiltere’de Sonradan Türk Hava Kuvvetleri Komutanı olacak Org. Emin Alpkaya (orta sıra sağdan üçüncü) ve İngiltere-Cranwell’de 1942’de eğitim gören diğer Türk ve Müttefik subaylar. 

 Pek çok ülke 1930’ların sonunda ufukta tekrar savaş belirdiğinde bir yandan güçlü ittifaklar arıyor, diğer yandan da ordularının niteliğini yükseltmek için yatırım yapıyordu. Kuruluşunun üzerinden henüz 15 yıl geçmiş genç Türkiye Cumhuriyeti de bu hararetli siyasi ortamın içinde kara, hava ve deniz kuvvetlerini güçlendirmek için çalışıyordu. 1939’da Türkiye ve İngiltere arasındaki görüşmeler olumlu sonuçlanmış; iki ülke ortak bir deklarasyon imzalayarak Doğu Akdeniz’deki İtalyan (ve elbette olası Alman) saldırılarına karşı ortak hareket edeceklerini tüm dünyaya duyurmuştu. 

Savaş öncesinin tedirgin ortamında hızla gelişen bu Türk-İngiliz yakınlaşması neticesinde, Türk Hava Kuvvetleri genç ve başarılı pilotlarından bazılarını eğitim için İngiltere’ye göndermeye karar verdi. Ancak tam da bu sırada Almanya’nın Polonya’yı işgal etmesiyle resmen ve fiilen başlayan 2. Dünya Savaşı’nın ardından karşılıklı yapılan antlaşmalar da belirsiz bir süre için askıya alındı. Polonya’nın ardından 1 yıl gibi kısa bir süre içinde Romanya, Macaristan, Norveç, Hollanda, Belçika ve Fransa çoktan işgal edilmişti bile. Artık tüm dünyanın cevabını merakla beklediği iki soru vardı: Hitler, Britanya Adası’na çıkacak mı ve Sovyetler’e saldıracak mı? 

1941’de Yunanistan’ın da Hitler’in orduları tarafından işgal edilmesiyle artık gerilme sırası Türkiye’ye gelmişti. Almanya ile 18 Haziran 1941 tarihinde karşılıklı olarak “eşit şartlarda bir Saldırmazlık Paktı” imzalandı. 

İngilizler bu durumdan rahatsızdı. Onların görüşüne göre “Almanya’yla yakınlaşmış bir Türkiye” özellikle Doğu Akdeniz’deki tüm dengeleri bozabilirdi. Bu sebeple hiç vakit kaybetmeden harekete geçerek Türkiye’yi yanlarına çekmek için hamle yaptılar. 

Henüz savaşın başında (1939) Türkiye’ye hemen haber gönderilerek iki ülke hava kuvvetleri arasında imzalanan antlaşma çerçevesinde Türk pilotlarının eğitilmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığı bildirilmişti. Bu büyük ve önemli görev için 19 deniz subayı, 63 deniz astsubayı ve 68 deniz eri seçildi. Denizcilere ek olarak, İngiltere’de pilotluk eğitimi alacak olan bir hava subayı, dört Hava Harp Okulu öğrencisi ile Kara Harp Okulu’nu üstün dereceyle bitirdikleri için İngiltere’de pilot olarak yetiştirilmelerine karar verilen 16 parlak öğrenci de birliğe katılmışlardı. Bu seçkin birlik, 40 yaşını devirmiş emektar Refah vapuru ile 23 Haziran 1941 akşamı Mersin Limanı’ndan demir aldı. 

Hakkı Akarçay ve diğer şehitlerimiz İngiltere’de hayatını kaybeden Türk pilotları arasında sadece Hakkı Akarçay savaşırken şehit oldu. Diğerleri çeşitli eğitim kazalarında şehit düştüler. 

Ancak bu genç ve parlak askerlerin umut dolu yolculuğu sadece beş saat sürecekti. Nereden ve kimden geldiği anlaşılmayan bir torpido tarafından vurulan Refah çok kısa bir sürede, Kıbrıs sahillerine 10 mil mesafede gözden kaybolacak; denizin derinliklerine gömülürken beraberinde Türk ordusunun olası seçkin komutanlarını da beraberinde götürecekti. Saldırının bilançosu hayli ağırdı. Deniz ve hava subay, astsubayları ve öğrencileri ile gemi personelinden oluşan toplam 200 kişiden 167’si şehit oldu; ayrıca gemiye Mersin’den binen bir İngiliz görevli de hayatını kaybetti. 

Mayıs 1942’de, facianın üzerinden daha 1 yıl bile geçmeden, ilk havacı birliği İngiltere’ye ulaştı. Ancak bu sefer güvenlik tedbirleri çok sıkı tutulmuş ve herhangi bir saldırıdan korunabilmek için yolculuğun dört aya uzaması pahasına rota değiştirilmişti (Afrika kıtası ve Atlas Okyanusu üzerinden). İngiltere’ye ulaşan bu ilk devrenin ardından başka öğrenciler de gönderilecek, savaş sonuna kadar Britanya’da eğitim alan Türk askerlerinin sayısı 300’ü bulacaktı. Burada eğitim alan ve memlekete dönerek Türk ordusunda hizmet etmeye başlayan bu subaylardan bazıları sonraki yıllarda çok önemli görevler üstleneceklerdi. Geleceğin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Emin Alpkaya, kısa bir dönem İçişleri Bakanlığı da yapmış olan Orgeneral İrfan Özaydınlı, Korgeneraller Remzi Yelman, Sami Alaybayoğlu ve Sabri Tavazar ilk akla gelenlerden… 

Türk askerleri İngiltere’ye ulaşır ulaşmaz, Britanya Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin (R.A.F.) en ünlü uçuş eğitim okulu olan Cranwell’de eğitimlerine başladılar. Kısa sürede başarılı eğitimler yapıldı. Ancak meşhur Spitfire ve Hurricane uçaklarına geçmeden önce daha alt sınıf uçaklarla uçmaları uygun görülmüştü. Miles Master eğitim uçakları sık kaza yapmaktaydı ve ne yazık ki bu kazalar genç Türk pilotları için ölümcül olacaktı. 

İngiltere’deki ilk kaybımız 22 yaşındaki Teğmen Reşit Nalbant oldu. 17 Ağustos’taki bir eğitim uçuşu sırasında uçağının düşmesi sonucu şehit olan Nalbant’ın vefatından 1 ay sonra Teğmen Nizamettin Şengün de yine uçağının düşmesi sonucu şehit oldu. Kayıplarımız sonraki aylarda ve yıllarda da devam etti. 1945’te 2. Dünya Savaşı bittiğinde, savaşa hiç girmemiş olmamıza rağmen Türk Hava Kuvvetleri’nin İngiltere’deki şehit sayısı 14’ü bulmuştu! 

Bu kayıplardan 11’i eğitim uçuşları sırasında uçaklarının düşmesiyle, biri tren, biri de trafik kazasında gerçekleşti. Aralarında sadece Teğmen Hakkı Akarçay’ın kullandığı uçak, nereden geldiği anlaşılamayan bir Alman uçağının saldırısına uğramıştı. İki uçak, havada it dalaşına girdikten kısa bir süre sonra Teğmen Akarçay ve İngiliz Hava Subayı Chapman’ın beraber kullandıkları uçak, Almanlar tarafından düşürülmüş ve her iki pilot da hayatını kaybetmişti. 

17 Ağustos 1942’de Teğmen Reşit Nalbant’ın cenazesi, eğitim üssündeki tüm subay ve askerlerin katılımıyla gerçekleşen büyük bir törenin ardından Brookwood Askerî Mezarlığı’na defnedildi. Kayıplar arttıkça, Brookwood Mezarlığı’ndaki şehitlik de büyüdü. 1945’e gelindiğinde mezartaşlarının sayısı 14’ü bulmuştu. Ancak ortada herhangi bir şehitlik veya özel bir askerî mezarlık düzenlemesi yoktu. Şehitler, mezarlıktaki boş bir köşeye yanyana defnedilmişlerdi. Bu ilgisizlik ve “unutma hali” uzun bir süre devam etti. 

2. Dünya Savaşı sonrasında herkes evine döndü ve ülkesinden binlerce kilometre uzakta hayatını kaybetmiş bu vatan evlatları 50 yıl kadar sahipsiz kaldı. Türkiye ancak 1990’larda Avrupa’nın en büyük mezarlıklarından biri olan ve Londra’ya 1 saat mesafede bulunan Brookwood Mezarlığı’ndaki şehitliği yenileyerek bugünkü haline getirdi.