Amerikan İçsavaşı, 160 yıl önce 12 Nisan 1861’de “Kuzey” ile “Güney” arasında başladı. Vietnam Savaşı’na kadar ABD’nin kayıplar açısından en kanlı savaşı olarak kaldı. 1860 seçimlerinde henüz 6 yıllık bir parti olan Cumhuriyetçi Parti’nin ve Abraham Lincoln’ün Kuzey oylarıyla kazanması, kölecilik taraftarı Güney için artık hem iktisadi hem siyasi olarak bir varoluş problemine dönüşmüştü. Lincoln’ün başkanlık görevini devralmasından sadece bir ay sonra, Güney’in Fort Sumter baskını savaşın kıvılcımını çaktı. 1865’e kadar sürecek savaşı Kuzey kazanacak, Amerika Birleşik Devletleri kurulacak, kölelik yasaklanacak; ancak bütün bunlar 620 bin insanın hayatına malolacaktı. 

1- Kuzey’in savaştaki öncelikli amacı birliği korumaktı 

Tarihçilerin en geniş uzlaşı sağladığı savaş sebebi “kölelik” olsa da, Güney-Kuzey arasında farklı nedenler dolayı büyük çelişkiler vardı. Güneydeki 7 eyalet “Birlik” içerisinde köleliğin statüsünü bahane ederek ayrılmak istemiş, Kuzey ise kendi içinde hem kölelik hem de Güney’e saldırıp saldırmama üzerine tartışmaların ardından “Birlik”i korumak üzerine Güney’in baskınına cevap vermiştir. Yönetime gelmiş olan Cumhuriyetçi Parti’nin köle karşıtı görüşü bilinse de, bu konudaki siyasi hamlesini vatandaşlarının desteğini almak için bir koz olarak tutmuş; kölelik konusunda kararlılığını ancak savaş sırasındaki olumsuz havanın önüne geçebilmek için 1863’te tamamladığı Özgürlük Bildirgesi ile gösterebilmiştir. 


Mavi: Köleliğin yasak olduğu birliğe bağlı eyaletler
Koyu Kırmızı: 15 Nisan 1861 öncesi ayrılıkçı eyaletler
Kırmızı: 15 Nisan 1861 sonrası ayrılıkçılara katılan eyaletler
Sarı: Köleliğin serbest olduğu fakat ayrılıkçı olmayan eyaletler
Gri: Birliğin kontrolündeki organize edilmemiş topraklar 

2- Güney, savaşın ilk yıllarında avantajlı konuma geçmişti 

Fort Sumter baskını ardından “Dip Güney”deki ayrılıkçı 7 eyalete diğer 4 güney eyaletinin de katılmasıyla, Konfederasyon (Güney) ciddi bir güven kazanmıştı. 1. Bull Run Muharebesi’ndeki Konfederasyon zaferi, savaşın Birlik’in öngördüğü gibi kısa süreceği düşüncesini ortadan kaldırmıştı. Ardından gelen Güney’in zaferleri, tarafsız Kentucky eyaletinin işgali ile zirve yapmıştı. Konfederasyon’un en önemli generallerinden Albert Sidney Johnson’ın Shiloh Muharebesi’nde kaza kurşunu ile ölmesi, kumanda kademesinde bir boşluk yarattı. Ardından savaşın büyük muharebelerinden olan Chancellorsville’daki (1863) zafer ile Güney yeniden güçlü bir konuma geldi. Ancak burada yine önemli generallerden “Stonewall” (taş duvar) lakaplı Thomas Jackson’ın kendi cephesinden gelen kaza kurşunu ile ölmesi, başkumandan Robert Lee’yi tümüyle tek başına bıraktı. Gettysburg Muharebesi Güney’in başarılı giden stratejisine sekte vurdu ve bu geniş çaplı muharebede Kuzey’in başarısı savaşta da galibiyeti getirdi. 

3- Güney, Avrupa’nın savaşa müdahil olacağını düşündü 

Güney eyaletleri siyah kölelerin çalıştığı pamuk tarlalarıyla Britanya tekstil endüstrisinin en büyük pamuk tedarikçisi idi (Fransa da Güney’den önemli miktarda pamuk alıyordu); bu nedenle üretilen bu ürüne “Kral Pamuğu” (King Cotton) adı takılmıştı. Konfederasyon bu bağa o kadar güvenmişti ki Kuzey’in Güney’i denizden abluka altına almasının ardından pamuk tedariği kesileceği için Britanya’nın mutlaka kendi tarafında savaşa müdahil olacağını düşünüyordu. Britanya ise bu mücadeleye katılmayacak, daha sonra da tarafsızlığını ilan edecekti. Onu 3. Napoléon Fransa’sı ve diğer Avrupa ülkeleri takip etti. İngiltere’de tekstilin kalbi Lancashire’da kısa süreli bir pamuk kıtlığı yaşansa da bazı üreticilerin yaptığı stok, ardından da Hindistan, Mısır ve hatta Osmanlı Devleti’nden ithal edilen pamuk Güney’in bu ürününü ikame etti. Bu arada Kuzey, Britanya’nın tahıl ihtiyacının yarıya yakınını karşılamaya devam etti. Bunun sonucunda “Kral Tahılı, Kral Pamuğu’ndan güçlü çıktı” yakıştırması yapılmıştır. 

4- Savaşın esas sonucu, toplumsal değil iktisadi oldu!

Amerikan iç siyaseti açısından Kuzey’in galibiyetinin en önemli sonuçları, birliğin korunması ve köleliğin kaldırılmasıyla beraber Siyahlara tanınan hak ve özgürlükler yolunda atılan adımlardı. Ancak savaşın daha da önemli bir sonucu -Hobsbawm’ın da vurguladığı gibi-dönemin başat gücü İngiltere ekonomisine bağlı ve hammadde tedarikçisi bir Güney’in ondan koparılarak Kuzey’in sanayisine eklemlenmesidir. Aynı dönemde Britanya ekonomisine eklemlenmek/kopmak üzere benzer mücadeleler Çin’de Taiping Ayaklanması ve Güney Amerika’da Paraguay Savaşı ile sonuçlanacaktır. 

Gettysburg: Savaşın dönüm noktası  1-3 Temmuz 1863 tarihlerinde Pennsylvania yakınlarındaki Gettysburg’de gerçekleşen muharebe, içsavaşın dönüm noktası sayılıyor. (Don Troiani, “Rock of Erin, 1997) 

5- Savaş sonrası kazanımların çoğu yitirildi 

Kuzey’in köleliği kaldırma konusunda kararlığı savaş sırasında Özgürlük Bildirgesi ile başlamış, sonrasında ise anayasadaki değişikliklerle siyahlar temel hak ve özgürlüklerine (seçme-seçilme hakları dahil) kavuşmuşlardı. Ancak “Yeniden İnşa” dönemi (1865- 77) sonrası, özellikle Güneyli Demokratlar’ın hakim olduğu eyaletlerde siyahların hakları bir dizi düzenleme ile kırpılacaktı. Özellikle 19. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın başlarına kadar çıkarılan “Jim Crow Yasaları” ile siyahların eşitlikçi ve özgürlükçü kazanımları geri alınacaktı. Siyahlar bu temel hak ve özgürlüklerini, uzun süren mücadeleler sonucunda ancak 1965’te elde edebileceklerdi. 

6- Güney’de siyah asker yoktu! 

Güney’deki Siyahlar nüfusun önemli bir kısmını oluştursa da cephede savaşmadılar. Savaş sırası ve sonrasında bu konuda birçok efsane üretilmiş, hatta Gettysburg’da 70 bin siyahın savaştığı söylenerek ve fotoğraflarla oynanarak siyah askerlerin olduğu birlikler uydurulmuştu. Güney’de siyahlar yalnızca işgücü olarak kullanıldılar veya Beyaz askerlerin hizmetçileri olarak cephede bulundular. Savaşın bitimine haftalar kala general Robert Lee, siyahlardan bir bölük oluşturulması için ucu ucuna bir yasanın geçmesini sağlamış, bir bölük eğitime başlamış fakat savaşa yetiştirilememişti. Kuzey ordusunda ise Siyah askerler gerçekten savaştılar. 

16. ABD Başkanı Abraham Lincoln (1809-1865). 

7- Konfederasyon’u hiçbir devlet resmî olarak tanımadı 

Güney, savaşın başından beri ayrı bir devlet olarak tanınabilmek için hem Londra’da hem Paris’te görüşmelerde bulundu; ancak bunlar başarılı olmadı. 3. Napoléon Meksika’da bir kukla yönetim kurduğu için, Kuzey’i zayıflatmak adında Güney’i tanımayı düşünse de, Lincoln’ün böyle bir durumda savaş ilan edeceği uyarısı üzerine bu hamleden vazgeçmiştir. Güneyli John Bannon’ın 1863’te Papa 9. Pius’la görüşmesi de kendisi de bir içsavaşın içinde olan İtalya’da sonuçsuz kalmıştı.