Bir futbolcu düşünün; bir tarafta şikeci, öbür tarafta İtalya’ya 44 yıl sonra Dünya Kupası kazandıran kişi… Kimilerine göre kahraman, kimilerine göre anti-kahraman. Bir kuşak içinse mahalle maçlarında atılan “beleş goller” demekti. Futbol dünyası Maradona’nın ardından bir ikonunu daha yitirdi. 

1956’da doğan Rossi başlangıçta, Juventus’un pişmesi için farklı takımlara yolladığı futbolculardan biriydi. Devamlı ameliyat masasına yatıran dizleri kariyeri bakımından endişe vericiydi.

O zamanların sağ kanat oyuncusunun santrfora dönüşmesi Vicenza’da gerçekleşti. Takımdaki sakatlıklar, bir efsanenin doğuşuna ortam hazırlamış; ikinci kümenin gol kralı olarak takımını Serie A’ya çıkaran Rossi, ertesi sezon da birinci ligde unvanını korumuştu. 

Millî takımın hocası Enzo Bearzot’nun 1978 Dünya Kupası kadrosuna aldığı futbolcu, üç gol atarak yıldızlaşmıştı. Millî takımda yaptıkları, yapacaklarının teminatıydı. Vicenza’nın küme düşmesinin ardından bir sonraki durağı Perugia olmuştu. Avellino maçında şike yaptığı için 1980’de üç yıl sahalardan men edilmişti. Juventus’la idmanlara çıkan Rossi, 1982 Dünya Kupası’nın hemen öncesinde affedilmişti. Bearzot, tüm tepkilere rağmen onu kadroya almıştı. 

Turnuvaya gerek İtalya gerek Rossi tatsız başlasa da hikayenin sonu destandı. Brezilya karşısında hat-trick yapan santrfor, ülkesini son dörde taşımıştı. Yarı finalde Polonya ağlarını iki, finalde de Federal Almanya filelerini bir kez sarsan “Pablito” 44 yıllık hasrete son vermişti. Dünya Kupası’nın hem gol kralı olmuş, hem de en iyi oyuncusu seçilmişti. Bu performansı sayesinde Ballon d’Or ödülüyle de taçlandırılmıştı.

Boniek ve Platini’yle ortaklığı Juventus’ta hasat mevsimini açmıştı. Kazanılan iki lig, bir İtalya Kupası, bir Süper Kupa, bir Kupa Galipleri, bir Şampiyon Kulüpler Kupası da cabasıydı.

Milan, Verona derken futbolu bıraktığında sadece 30’undaydı. Kariyerinin son bölümünde yine sakatlıklarla boğuşmuş, güçten erken düşmüştü.

Bir ikondu Rossi. 1984’te bir hazırlık maçı için İtalya formasıyla ayak bastığı İnönü Stadyumu’nda aleyhinde yapılan tezahürat dikkati çekiciydi. Birçoklarına göre şikeciydi. Tarihin en güzel takımlarından biri olan Brezilya’yı yıktığı için birçok diyarda hiç sevilemedi. Bir kuşak içinse mahalle maçlarında atılan beleş goller demekti, çalımlarsa şüphesiz Maradona idi. 

Ne o maçlar kaldı, ne onların oynandığı arsalar… Ne Maradona, ne Rossi!

1982 Dünya Kupası’nın hem en iyi oyuncusu hem de gol kralı seçilen Paolo Rossi, İtalya formasıyla…