Kuzey Suriye’deki benzersiz tarihî eserler, daha önce DAEŞ, sonrasında PKK/PYD terör örgütleri tarafından imha edilmiş veya örgütlere gelir sağlamak amacıyla yağmalanarak Batılı ülkelerde pazarlanmıştı.

Suriye, Ön tarih Dönemi’n-den (MÖ 10 bin) Osmanlı dönemi sonuna uzanan çok zengin bir kültürel mirasa sahiptir. En uzun sınırı Türkiye ile olan (911 km) Suriye’nin kuzeyi, anıtsal boyutlardaki höyüklerle doludur. Tüm bölge aynı zamanda Önasya’nın en verimli coğrafi parçası olan Bereketli Hilal’in içinde yer alır. Suriye’de iç savaşın başladığı 2011’den DAEŞ’in coğrafyadan silindiği 2017’ye kadar arkeolojik değerler ile kültürel mirasın neredeyse tamamı söz konusu terör örgütü tarafından acımasızca tahrip edilmiştir. Özellikle kuzey bölgelerdeki eski yerleşimler ve arkeolojik anıtlarda iş makineleriyle kazı yapma ve patlatma gibi her türlü yıkım gerçekleştirilmiştir.

PYD/YPG/PKK terör örgütü de DAEŞ benzeri bir strateji ile höyükler ve antik yerleşimleri hedef almıştır. Buralarda eski eser bulmak için yaptıkları ya da organize ettikleri yağma kazıları ile yerleşmeleri yok etme sınırına getirdikleri izlenmektedir. Bu faaliyetler sonucunda topladıkları arkeolojik eserleri Batı antika piyasasına pazarladıkları da bilinmektedir.

Resul Ayn’ın 3 km batısındaki Tel Halaf, Suriye içsavaşı başlamadan önce bilimsel kazıların yapıldığı bir merkezdi. Son 10 yıldır ise yağma amaçlı kaçak kazılara maruz kaldı.

Suriye’nin kuzeybatısında­ki coğrafyada yer alan Ain Dara yerleşmesi ile Hilvaniye, Cerab­lus Tahtani ve Tel Amarna gibi önemli höyükler Türkiye’nin Fı­rat Kalkanı ve Zeytin Dalı ope­rasyonlarında koruma altına alınmıştı. Cerablus ile olan sını­rımızın sıfır noktasında yer alan ünlü Karkamış’ta kazılar yapan Türk-İtalyan arkeoloji ekibi, Dış Kent’in Cerablus tarafında­ki sınırlarını modern haritala­ma yöntemleriyle belirlemiştir. Bu örnek çalışma, Türkiye’nin bölgedeki arkeolojik değerlere ve kültürel mirasa verdiği öneme işaret etmektedir.

Fırat’ın doğusunda gerçek­leştirilmekte olan Barış Pınarı Harekâtı alanında da terör ör­gütleri tarafından yağmalandığı için yokolma riskiyle karşı kar­şıya olan çok önemli höyükler bulunmaktadır. En tanınmışları Arslantaş (Hadatu), Tel Ahmar (Til Barsip) ve Tel Halaf’tır (Gu­zana).

Ayn el-Arab’ın 9 km güney­batısında yer alan Arslantaş, çok önemli bir Geç Hitit, Arami ve Assur merkezidir. Tel Ahmar’da da Arami ve Assur dönemleri­ne ait çok önemli arkeolojik de­ğerler açığa çıkartılmıştır. Resul Ayn’ın 3 km batısındaki Tel Ha­laf , Arami Dönemi anıtsal saray ve tapınakları ile tanınmaktadır.

Terör örgütlerinin mad­di kaynak oluşturma amacıy­la sürdürdükleri eski eser bul­ma-satma politikaları, kalıcı arkeolojik değerlerin geri dö­nüşsüz biçimde tahrip edilme­si ile sonuçlanmıştır. Bölgenin terör unsurlarından tümüyle temizlenmesinden sonra hazır­lanacak kültürel miras durum raporu çerçevesinde bir rehabi­litasyon süreci başlatılması çok faydalı olacaktır.