Müslümanlığın kabulünden önceki Cahiliye döneminde özellikle ticaret ve güzel sanatlarda önemli bir merkez olan Arap Yarımadası’nın sakinleri, İslâmiyet’le birlikte, Hz. Ömer döneminde kuzeye doğru cihada başladı. 7. yüzyıl ortalarından itibaren Pers-Fars medeniyetlerine üstünlük sağlayan Müslümanlar, Türklerle karşı karşıya geldi. 11. yüzyılın başlarında ise Müslümanlığın tayin edici faktörü artık Selçuklu Türkleriydi.

Geleneksel anlatılara göre oluşturulan pra­tik bir şablonla Nuh Peygamber’in üç oğlundan Ham, Güney Asya halkları ve tüm zencilerin; Sam, Araplar­la İbranilerin; Yafes de Türk­ler ve Avrupalıların atası ola­rak gösterilir. Sam’dan gelen nesillere “Sâmi” denilir. Tarih boyunca Arap Yarımadası ve Mezopotamya’da yerleşerek devletler kuran Asurlular, Ba­billiler, Fenikeliler, Akadlılar, Nebatililer, Aramiler, Süryani­ler, Kenaniler, İbraniler ve el­bette Araplar, büyük Sâmi top­luluğunun parçalarıdır. Güney Arabistan’daki Yemenliler ile Doğu Afrika’nın Kızıldeniz kı­yısındaki Habeşîler de bu top­luluktandır. Geçmişte Araplar, temasta oldukları Sâmi top­luluklarının çoğunu içlerin­de eritip günümüzdeki yaygın Arap toplumunu oluşturmuş­lardır.

Arap adıyla adlandırılan ilk toplulukların izlerine Asur Kralı 3. Salmanassar’ın MÖ 853 tarihli kitabesinde rastla­nır. Arap kelimesinin kökeni­ni açıklamaya çalışan ancak üzerlerinde uzlaşılamayan birçok tez vardır. İbrani dilin­de “kara ülkesi” veya “step” anlamındaki “arabha” veya gö­çebe hayatını tarif eden “ereb­he” kelimesinden geldiği; çöl­de yaşayanlara Arap denildiği; Asurcada batı anlamına gelen Arap kelimesinin Fırat’ın ba­tısında yaşayanları tanımla­makta kullanıldığı gibi tezler ortaya atılmıştır.

Babil’den sonra Bazı Arap kaynakları Tevrat’ın aksine Amalikalıların Bâbil Kulesi’nin yıkılmasıyla Hicaz tarafına göçettiklerini belirterek, Allah’ın Babil Kulesi’nde milletlerin dillerini karıştırdıktan sonra ilk önce Amalikalılara Arapça öğrettiğini iddia eder. Pieter Bruegel’in Babil Kulesi (1563).

#tarih’in Eylül 2022 sayısı tüm Türkiye’de bayide…