Şimdi Abone Olun

Bugünü anlamak için küçük dev neşriyat: #tarih'te bugün

Dünün tecrübeleri ışığında günün mühim gelişmeleri, dünyanın ve Türkiye'nin vasıflı özet gündemi... #tarih'te bugün bülten her sabah aynı vakitte e-posta kutunuza gelsin!

 

 

* You will receive the latest news and updates on your favorite celebrities!

Yazar: Necdet Sakaoğlu

Ardından

DOĞAN KUBAN (1926-2021)

Bir anıt insan daha geçti o karanlık kapıdan sessizce

 

Türk mimarlığına ve sanatına ödeşilmez hizmetleri olan Doğan Kuban, dünya çapındaki çalışmalarıyla ünlü bir “anıt adam”dı. Mimarlık tarihçilerinin duayeni, bilge mimar, Yunus’un “Bir garip ölmüş diyeler” dizesini anımsatan bir İstanbul Eylül’ü serinliğinde, 50-60 kişilik bir cemaat sessizliğinde gömüldü. Türkiye, ulusal-evrensel değerlerini bu kadar mı tanımaz hâlde?

 
Kapak Dosyası

DİLDEN YAZIYA, GİDEREK “BÜYÜYEN” DOĞAL AFETLER...

Yıkılırken, yanarken, sarsılırken yazılan tarih

 

Nuh Tufanı’ndan bu yana eskilerin “feyezan” dedikleri sağanak, sel-su baskınlarını; “harik-i kebir” denen kent yangınlarını; “zelzele-i azim” denen yıkıcı depremleri; en çok da salgınları anlatan belgeler çoktur. Ancak bu elyazması ve basılı kroniklerdeki savaş, istila, işgal, katliam ve göç gibi felaket anlatıları, “Acaba?” diyerek okunmalıdır. Bunlar genellikle abartılı anlatımlardır ve gerek arşiv gerekse arkelojik alan incelemeleriyle doğrulanmamıştır.

 
Gündelik Hayat Tarihi

ANADOLU’DA BİR KONUT-YAŞAM-TARİH MİRASI

Âyanağa Konağı önünden ürpererek geçer köylüler…

 

1838’de Divriği’de yapılan Âyanağa Konağı, hem tarihsel anlamı hem yapısal özellikleri, iki kata yayılan 20 odasıyla benzersiz bir örnek. Osmanlı Anadolu’sunda bir dönem yerel iktidarların konut merkezi olan ayan köşklerinden bugüne kalan en önemli yapı, olağandışı mimari özellikleri kadar, gerek gündelik hayatın gerekse taşra politikasının ayrıntılarına dair birçok tarihî detayı barındırıyor. Dünden bugüne Anadolu’da iktidar-konut ilişkileri.

Kapak Dosyası-Liyakat

DÖRT DUVAR ARASINA HAPSEDİLEN ŞEHZADELERİN DRAMI OSMANLI PADİŞAHLARI VE LİYAKATSIZLIK

Karaların sultanı denizlerin hakanı ama ‘kafes’lerin aslanı!

 

Osmanlı Devleti’nde sultanların ve yönetici tabakanın eğitim-öğretimi, gerek İslâm kültüründen gelen birikim gerekse Bizans’tan devralınan yapılarla (devşirme sistemi) sistemleşmişti. Osmanlı Devleti’ni ilk 300 yılında liyakatli padişahlar ve kadrolar; son 300 yılında ise kritik dönemleri göğüsleyen liyakat sahibi bürokratlar yaşatabilmişti. Kardeşleri tarafından “kafes hayatı”na mahkum edilen padişah adayları, zehirlenme korkusu ve cehalet içinde yıllar geçirdikten sonra tahta çıkıyor ve imparatorluğu “yönetiyorlardı”.

Elyazmasından Sayfalar

FETÂVA-İ ALİ EFENDİ ADLI ESERİN YAZARI

Padişahın dokunamadığı Şeyhülislâm Ali Efendi!

 

4. Mehmed devrindeki Şeyhülislâm Çatalcalı Ali Efendi (1631-1692), “kara kaplı” denilen elyazması defterde topladığı fetvaları ile tarihe geçmiştir. Bir dizi gündelik konuda 6.000 civarında hükmün bulunduğu eseri kaleme alan Ali Efendi, padişahın sefer kararına karşı fetva verebilen, çağırdığı zaman ayağına gitmeyen bir dönem hukukçusuydu.

Arkeo-Tarih

EFSANELERDEN GERÇEKLERE NEMRUT

Buyurdu ölümlü kral taşa dönüştü tanrılar

 

16. yüzyılda Farsçadan çevrilen bir elyazması eser, Nemrut’taki meşhur heykellerin tarihine dair yeni bilgiler içeriyor. Kommagene Kralı Antiokhos ve yanındakilere ait devasa baş heykelleri 1881’de “keşfedilmiş”, MÖ 1. yüzyıldan kaldıkları ortaya çıkarılmıştı. Ancak heykellerin çok daha eski çağlardan beri bilindiği; kuş ve kervan geçmeyen bu 2.150 m yükseklikteki olağanüstü mezarlık alanının kayıtlara geçtiği ortaya çıktı.