Son dönem Osmanlı basınının keskin kalemlerinden Mahmud Sâdık, 1930’daki ölümüne kadar onlarca gazete ve dergide yazdı, çalıştı. Yazdığı yüzlerce yazı, makale, köşe yazısı henüz derlenmemiş, eserleri topluca yayımlanmamıştır.

Mahmud Sâdık 1864’te İstanbul’da doğdu. Öğrenimini Mekteb-i Sultanî’de (Galatasaray Lisesi), Mekteb-i Mülkiye’nin idadi kısmında yaptı. Ziraat öğrenimi için devlet tarafından Almanya’ya gönderildi. Berlin’de 1 yıl kaldıktan sonra hastalanarak İstanbul’a döndü. 7 Ağustos 1885’te Mülkiye’nin yüksek kısmını bitirdi. Aynı yıl Bâb-ı Âli Terceme odası hulefalığına tayin oldu. Şubat 1886’da memuriyetten ayrılarak Mülkiye’nin birinci sınıfından beri heves ettiği gazeteciliğe başlayan Mahmud Sâdık’ın ilk yazısı bir öğrenci olarak Mir’at-ı Âlem (Dünyanın Aynası) isimli dergide çıktı. 1886’dan ömrünün sonuna kadar Saadet, Târik, Tercüman-ı Hakikat, Sabah, Servet-i Fünun, Şurâ-yı Ümmet, Yeni Gazete, Demiryolları, Uyanış-Servet-i Fünun gibi gazete ve dergilerde çalışan, yazan veya sorumlu müdürlük yapan Mahmud Sâdık, çeşitli okullarda da öğretmenliklerde bulundu, dersler verdi. Bazı yazılarında “Osman Galip”, “Galip Kadri”, “Çatlak Zurna” ve “Mırnav” takma adlarını kullandı. “Şeyhül Muharririn” unvanı verilen ve en saygın gazetecilerden biri olan Mahmut Sadık, özellikle gençlerin bilinçlenmesi için büyük çaba harcadı. 

1930 başında hastalandı. Atatürk, Mahmud Sadık’ın hastalığıyla çok yakından ilgilendi, sık sık hatırını sordu, tedavisi için emirler verdi.  28 Temmuz 1930’da, İstanbul-Kızıltoprak’taki evinde hayata gözlerini yumdu. 

Çerkes kökenli, basın tarihimizin en önemli simalarından biri olan Mahmud Sâdık hakkında şimdiye kadar kapsamlı bir çalışma yayınlanmadı. Yazdığı yüzlerce yazı, makale, köşe yazısı henüz derlenmemiş, eserleri topluca yayımlanmamıştır. 1912’de yılında kendi yazılarından seçmeler olarak tanımlanacak Takvimden Yapraklar şık bir kapak tasarımıyla İstanbul’da basılır. Aynı yıl içinde bir de Tekamül isimli bir romanı çıkar. 2017 yılında yeni harflerle yayımlanan bu eserin kapağına, hazırlayanlar tarafından “Darwin’in ırkların tekâmülü nazariyasının romanı” şeklinde bir açıklama konmuştur.

Mahmud Sâdık Bey’in gazeteci Ali Kemal ile de hem yazı arkadaşlığı hem de özel bir dostluğu sözkonusudur. Arşivimde bulunan, Mahmud Sâdık Bey’e yollanmış Rusya çıkışlı kartpostal, aynı gazetede çalışmış iki gazetecinin ne derece samimi olduklarının göstermektedir.

Rusya’dan gelen kartpostal Gazeteci Ali Kemal’in Mahmud Sâdık Bey’e gönderdiği 24 Eylül 1910 tarihli kartpostalın arka yüzü (Önyüzde Ayvazovski’nin bir tablosu bulunmaktadır): “Dersaadet’te Sabah Gazetesinde Mahmud Sâdık Beyefendi’ye… Azizim, O sizin eski fırkaya suret-i katiyede veda’ ettim. Burasının havasından mı yoksa sarı saçlarla, melek gözlerinden mi bilmem? İnsan ne  kadar ihtiyar olsa derhal Faust gibi gençleşecek. Bilmem nasıl ayrılacağım? İhtiramâtımı takdim ederim. Ali Kemal”