Necdet Sakaoğlu’nun yeni kitabı Türkiye Eğitim Tarihi, güncellemeler ve yeni bölümler eklenerek oluşturulmuş haliyle, 11. – 20. yüzyıl arası dönemi ele alıyor. Kendisi de bir eğitimci olan Sakaoğlu, kitapta bugünün sorunlarına da güncel bir bakış açısı sunuyor.

Necdet Sakaoğlu’nun yeni çıkan kitabı Türkiye Eğitim Tarihi, Hoca’nın başlıca çalışma alanlarından “eğitim” konusunun somutlaşmış bir ürünü. Yerel tarih, kent tarihi, Selçuklu ve Osmanlı tarihinin yanında yerli-yabancı tarihsel şahısların portreleri üzerine çalışmalar yapan, birçok kitap ve makaleye imza atan Sakaoğlu’nun bu eserinin ardında, esas mesleği olan öğretmenlik dolayısıyla da özel bir birikim ve bakış açısı var.

Necdet Sakaoğlu’nun 1990’da yazdığı Osmanlı Eğitim Tarihi ve 1991’de yazdığı Cumhuriyet Dönemi Eğitim Tarihi kitapları, tek ciltte birleştirilip belge ve fotoğraflarla zenginleştirilerek Osmanlı’dan Günümüze Eğitim Tarihi adıyla 2003’te bir kez daha basılmıştı. Yeni çıkan Türkiye Eğitim Tarihi kitabı ise bu baskının Avrupa eğitim tarihi özetini de içerecek şekilde genişletilerek zenginleştirilmiş hali. Önceki baskılar bu kitap çıkana kadar tükenmiş bulunuyordu. 

 Eğitimde modernleşme Tanzimat Fermanı’ndan itibaren eğitimde dünyevileşme çabaları ile 2. Abdülhamid dönemindeki yaygınlaşmanın oluşturduğu Türk eğitiminin modernleşme hareketi kitapta ayrıntılarıyla yer alıyor.

11. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar 900 yıllık bir süreci ele alan kitap, ilk olarak Müslümanlık ve eğitim-öğretim konusuyla başlıyor ve Osmanlılarda, özellikle Fatih Sultan Mehmet döneminde yerleşen medrese eğitimiyle devam ediyor. Kitaba yeni eklenen “19. Yüzyıla Kadar Batı Eğitimi” bölümü, kendisine adeta bir sıçrama tahtası olarak yer bulmuş. Bu bölüm ve ardından gelen “Eğitimde Batılılaşma Çabaları” ile “Tanzimat Döneminde Eğitim” konuları, daha önceki Fatih Sultan Mehmet dönemi medreselerinin şekillendirdiği ortam ile bir kıyaslama sağlıyor. 

1839’da Gülhane Hattıhümayunu’nun okunmasıyla başlayan Tanzimat dönemi, eğitimin bir mesele olarak başgösterdiği-ele alındığı bir dönemdi. Eğitim, dönemin arzularına göre millî birliğin temelini oluşturacak, hangi kökenden olursa olsun insanları çocuk yaştan itibaren kaynaştırmanın bir aracı olarak yeniden şekillendirilecekti. Bu dönemden itibaren birçok alanda yenileşme çabası Osmanlı Devleti’nin sonuna kadar devam etti. Necdet Sakaoğlu’nun kitapta işaret ettiği üzere “Tanzimat’la gelen canlılık ve cesaret; eski devirlerin ‘hayat yok, ahiret var’ yaklaşımını kırabilmiş, hayatı öne çıkarmasa bile onu ahiretle eşitleyebilmiştir”. Herkesin okuyup anlayacağı bir üslupla kaleme alınan kitapta Tanzimat dönemi, özelllikle eğitim-öğretim alanında tüm detaylarıyla inceleniyor. 

Cumhuriyete değin sürecek olan anlayışın filizlendiği 2. Abdülhamid dönemindeki “eğitim seferberliği” de kitapta adım adım, evre evre anlatılıyor. Bu döneme özel okul kadroları fiziki donanımlarıyla damgasını vuruyor. Yaygınlaşan eğitim bir yandan devlet örgütlenmesinin de taşıyıcısı olurken, baskı ortamı ve düzensiz okullaşma süreçlerine de kitapta objektif bir şekilde yer veriliyor. 

Başöğretmen Atatürk Kitabın temelini oluşturan cumhuriyet dönemi eğitiminin incelendiği kısımlarda, “Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk”ün inisiyatifleri anlatılıyor. 

Yine kitaba göre “Öğretmenlerin ilk kez yasal güvenceye kavuşup meslek örgütlerini kurabildikleri; kadınların eğitimin tüm alanlarından yararlanma olanağı buldukları; eğitim ve öğretime dönük yayınların öteki alanlardaki yayınların önüne geçtiği; öğretim birliği düşüncesinin uyandığı; okul, ders kitabı, metot, öğretmen kavramlarının tartışıldığı Meşrutiyet dönemi” cumhuriyete “olumlu bir miras” olarak inceleniyor. 

Cumhuriyet dönemiyse “Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk önderliği” vurgusuyla ön plana çıkıyor. Bu dönem sekiz bölüme ayrılarak eğitim politikası, köy okullarından üniversitelere çağdaş örgüt ve kurumlar bazında tek tek ele alınıyor. Mustafa Necati, Hasan-Âli Yücel gibi eğitimcilerin öne çıktığı, okuma-yazma probleminin aşılıp toplumsal kalkınmanın koordinatlarının saptandığı bu dönemin analizi, kitabın belki de en önemli tarafı. Daha sonrasındaysa laik-halkçı, ilkeli-ödünsüz eğitimin bırakılması ve bunun yerine neyin geldiği de gösterilerek güncel bir bakış açısı sunuluyor. 

Türk eğitimi tarihinin 1332’den 2001’e bir kronolojisinin ve tüm önemli isimlerinin portrelerinin yer aldığı kitap, belge ve fotoğrafların yanında tablo ve grafiklerle de bir bilgi hazinesi. Kitabın dolduracağı gediği, hangi ihtiyaca derman olduğunu Necdet Hoca önsözde şöyle belirtiyor: 

“Osmanlı Devleti’nin son 80 yılında bir kurum çatısı altında hizmet veren Maarif Nezareti için kapsamlı bir tarih yazımına gerek duyulmadığı gibi, yine bir 80 yıllık geçmişi olan Milli Eğitim Bakanlığı’nın da bu konuda ciddi bir girişimi olmamıştır”.